Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / Tarihsiz

Fransa’da referandum atmosferi zehirli : kazananlarda yıkıcı zafer sevinci, kaybedenlerde nakavt sonrası sersemlik hakim.

Milliyet

Paris.- Fransa’da AB Anayasası’nın rekor düzeyde reddedilmesiyle sonuçlanan referandum, ‘hayır’ diyerek kazanmak ve ‘evet’ diyerek kaybetmek paradoksundan kaynaklanan bir belirsizlik havası ve ‘şimdi ne olacak’ beklentisi yarattı. Anayasayı reddederek kazanan çoğunluğa karşın, ülkede nakavt sonrası bir sersemlik hakim ve Paris’teki Bastille meydanında toplanan 3000 ‘hayırcı’nın sevinci ancak birkaç saat sürdü. Referandumun ‘hayır’cı galipleri aşırı sağcı Jean Marie Le Pen ve Philippe de Villiers’nin parti merkezleriyle sınırlı bayram havası dışında, solda ‘hayır’cı Komünist Parti ve Devrimci Birlik’te dikkat çekici bir taşkınlık yaşanmıyor. Sosyalist Parti’de ise parti kararına rağmen soldaki ‘hayır’ cephesinin liderliğine oturan eski başbakan Laurent Fabius’a kızgınlık ve öfke hakim. Tüm yorumcuların ‘siyasal bir deprem’, hatta ‘tsunami’ olarak değerlendirdikleri ve büyük bir siyasal krize yol açan referandum sonuçlarının sokağa taşmaması ve zafer olarak sunulmaması, aslında ‘hayır’ zaferini kazananların reddettikleri siyasal, sosyal ve ekonomik düzene karşı önerecekleri bir proje olmamasından kaynaklanıyor.

AŞIRILARIN ZAFERİ

Referandum sonuçlarına değgin yapılan analizlerin tümü, AB Anayasasına red oyu kullanan çoğunluğun işsizlik ve gelecek umutsuzluğundan yakınan ‘derin’ Fransa, yani halk tabanı olduğunu işaret ederken, ‘evet’ oyu verenlerin daha çok gelir düzeyi yüksek ve seçkinlerden oluştuğuna dikkat çekiyor. Siyasal anlamda ‘evet’ ve ‘hayır’ arasında bölünen hemen tüm partilerden, savunduğu davayı kazanan ‘hayır’cıların işçi, köylü, memur ve gençleri ikna ettikleri göz önüne alınarak ekonomik ve sosyal eşitsizliğin yanısıra Türkiye üstünde odaklaşan yabancı korkusunun da aslında geleceğe karşı duyulan güvensizlikten kaynaklandığı vurgulanıyor. Aynı analizlerde, ‘hayır’ın zaferini siyasal yelpazede sağdan sola ‘aşırıların’ kazandığı saptanıyor. Aşırı sağ ve aşırı solun sloganlarının galebe çaldığı vurgulanıyor.

BAŞBAKAN İSTİFASINI VERDİ YENİ HÜKÜMET BEKLENİYOR

Başbakan Jean Pierre Raffarin dün sabah Elysee Sarayı’na gelerek Cumhurbaşkanına istifasını sundu. Başbakanın istifası sürpriz değil ve hükümet değişikliği, referandum sonuçları alınmadan kesinleşmişti. Jacques Chirac’ın yeni bir başbakan ataması beklenirken, Raffarin hükümetindeki bakanların eşyalarını topladıkları bildiriliyor. Yeni başbakan adayı olarak İç İşleri Bakanı Dominique de Villepin, iktidar partisi Çoğulcu Halk Birliği başkanı Nicolas Sarkozy ve kadın Savunma Bakanı Michele Alliot Marie’nin adı geçerken, SOFRES’in iktidar partisi UMP nezdinde yaptığı bir anket, parti üyelerinin % 25 oranında Sarkozy, %18 oranında Villepin, %12 oranında ise Michele Alliot Marie’yi başbakan görmek istediğini ortaya koydu. Ancak cumhurbaşkanı Chirac’ın, doğrudan rakibi Nicolas Sarkozy’yi atamasının ‘siyasal intihar’ niteliğinde olduğu bildiriliyor ve başbakanlığa en güçlü aday olarak Dominique de Villepin gösteriliyor.

SOSYALİST PARTİ PARAMPARÇA

Referandum sonuçları hemen tüm yorumcular tarafından daha çok cumhurbaşkanı ve iktidar partisi politikalarına duyulan öfke olarak değerlendirilmesine karşın, ‘hayır’ oyları iktidar partisi UMP’den çok muhalefetteki Sosyalist Parti’yi sarsacak gibi görünüyor. Referandum öncesi bir iç oylamayla AB Anayasası’na ‘evet’ demeyi kararlaştıran SP’de, partinin iki numaralı yöneticisi Laurent Fabius’un soldaki ‘hayır’ cephesinin başına geçmesi ve haklı çıkması, ‘evet’çi genel sekreter François Hollande’ın liderliğini sürdürmesini imkansızlaştırdı. SP’nin iki ay içinde toplanacak bir kurultayda ‘evet’çilerle ‘hayır’cılar arasındaki bir hesaplaşmaya sahne olması bekleniyor ve yeni bir lider seçmesi gerekmekte. 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir aday göstererek hazırlanması ve zaten bugünün koşullarıyla yine 2007’deki genel seçimleri kazanabilmek için yeni bir birlik oluşturması gerekiyor.

FRANSIZLAR ZATEN MANTIKSIZDI, MEĞER SORUMSUZMUŞ DA.

Sosyalist Parti’nin ağır toplarından ve referandumda ‘evet’i savunan eski Maliye Bakanı Dominique Strauss Kahn, sonuçları : ‘Fransızların mantıksız olduğu zaten biliniyordu, şimdi bir de sorumsuz oldukları anlaşıldı,’ sözleriyle yorumladı.

Liberation gazetesi genel yayın yönetmeni Serge July ise, dün yayımlanan başyazısında : ‘Bu referandum sonuçları, Türkiye öcüsü ile biçare Polonyalı Muslukçu arasında, tüm yabancıları oldukları yerde kalmaya davet etti,’ diye yazdı.