Açık alınlar ardından: kellikton
Cumhuriyet · 3 Şubat 1979
Büyüklerimiz, ne yaptıklarını iyi bilirler.
Bu yıl çocuk yılıdır dedilerse eğer, bol bol çocuk yapılacak demektir.
Büyüklerle tartışmaya gelmez, sonra fena yaparlar. İçlerinden biri ne yaptığını bilemedi mi, «çocuklaşma!» diye kızarlar.
Çocukluk çok fena bir şeydir çok. Neyi, niçin yaptığını bilemez çocuk. Oysa büyükler öyle mi ya... Siz hiç, dişini tırnağına takıp hükümet olduktan sonra ne yapacağını bilemeyen büyük adam gördünüz mü? Şu kadar yıllık çocuğum, ben daha görmedim.
Öylesine iyi bilirler ki ne yaptıklarını, işler sarpa sardığı zaman «Ne yapıyorsunuz siz?» diye bağırırlar hep. «Ne yaptık biz?» diye pişman olan çocuksu büyüklere, tarih rastlamamıştır henüz.
Büyükler bizim anamız, babamızdır. Sözlerine kesinlikle inanabiliriz.
Tıpkı, bizi gece öpe koklaya yatırdıktan sonra:
— Korkarsan «Anne!» diye bağır, baban gelip öcüleri kovar... güvencesini veren anamıza olduğu gibi,
— Komünizm geliyor, aman sakınalım! diyorsa büyüklerimiz, inanmalıyız. Doğru söylüyorlardır. Çağrılan değilse bile, birisi mutlaka gelecektir, sakınmamız gerekir.
Çocukların aklı ermez, gücü yetmez büyüklerin işine. Oysa onlar, her yaraya merhem olur, her açığı kapatırlar. Dış ticaret açığını, vergi kaçırma yollarını, yasaların aralık kapılarını, Amerikan üslerini, kanalizasyon çukurlarını ve seyretmeyi sevmedikleri televizyonlarını kapatamayışları, daha önce gözlerini yummuş olduklarından, alın açıklıkları ise kelliklerinden ileri gelir.
Büyükler ne yaptığını bilir. Bu yıl çocuk yılıdır ve açık çukurlarda boğulup gidenlerden arta kalan çocuklar, sevindirilmelidir.
Bu yüce amaçtan yola çıkan büyüklerimiz, kendilerine birer «milli numara» verecek ve büyük beyinlerine «bir numara!» deyip, gerisini sıfır ile sıfır altı eksilerde değerlendireceklerdir.
Ve böylece biz çocuklar, tıpkı fıkralara yaptığımız gibi, bu yüklerin numaralarını söyleyip, eğleneceğiz.
Çocukları kara tahtalara dizip doğrular öğreten yalancılara, gülünmez mi hiç?

