America, I love you
Cumhuriyet · 26 Mayıs 1979
Yaşam, zamana karşı zorlu bir yarış.
Kimi beş yüz metreyi saniyenin bilmem kaçta kaçında koşmaya yarışıyor, kimisi asgari ücretini çeke çeke, aybaşına kadar sürdürmeye.
Ülkemiz politikacıları ise yıllarca Amerika'yı daha çok sevmek üstüne yarışıp durdular.
Zorla bize de sevdirmeye çalıştılar keratayı. Yok mak, durun bakalım, o bizi seviyor mu diye çok ünledik ama, dinleyen kim? Bugün anlıyoruz ki davul vura, köz çala, göbek hoplata, sırtımızı gümbürdete gümbürdete, çoktaaan girmişiz gerdeğe.
Politikacı ağzı bu, torba değil ki büzesin. Muhalefette doğru söyler, iktidarda şaşar örneği, ister karşıyım desin ister yandaşıyım, yarış boyunca Ahmet'in, Mehmet'in ya da Demirel'in temelde ihanet etmediği tek inanç vardır:
«Amerika âşığının sırtı yere gelmez.»
Bunca talan, bunca yalana rağmen hepsinin hâlâ bir eli bırakılıp öteki eli öpüldüğüne, kır sofralarına bağdaş kurup sırtı mindere yapışmadığına göre, haksız da sayılmazlar hani.
Aşık dediğiniz nedir ki?
Sevdiğinin önünde diz çöktüğünü sanırken, dört ayak oluveren kişi.
Bu kabil canlılar, pencereden de fırlatılsalar, çatıdan da atılsalar, hep dört ayak üstüne düşerler zaten.
