13 milyon dolarlık küçük kız
Cumhuriyet · 29 Kasım 1987
BİLBAO — Evvel zaman içinde bir kokain tellalı bir silah tüccarına, gel birader İspanya'ya gidip oturalım, demiş. İspanya yönetimi de "zengin turizmi", "zengin turizmi" diye hep bunu hayal edermiş zaten. El ele verip Malaga'nın yakınlarında minik bir sayfiye kentini kapatmışlar. Marbella sırtları bugün artık İspanya'nın güneyinde ve dünyanın dört bir yanından gelen "büyük çaplı" haydutların "ürettiği" kara paranın aklandığı, kanlı servetlerin pembe mermer sütunlara, altın yaldızlı kristal avizelere, tertemiz yeşil çimenlere gömüldüğü bir yer.
Sonradan görmüşlüğün çakal derisi kaplı listesinde ön sırayı alan Marbella sakinleri arasında kimler yok ki? Adnan Kaşıkçı'lar, Julio İglesias'lar, Suudi prensleri, markizler, kontesler, eski kerhaneciler...
Bundan bir hafta önce bir grup küçük haydut, Marbella'da oturan ağababalarından birinin kızını kaçırdı.
Londra fuhuş piyasasının genel değnekçiliğinden emekli bir Lübnanlı ile sözümona prenses bir Güney Koreli "rock" şarkıcısının mutlu çiftleşmesinden dünyaya gelen küçük Melodie, kendisini okula götüren BMW'ye saldıran maskeli "çapsızlar" altı yaşındaki çocuk bileğine yapışıncaya kadar, dünyayı adını taşıyan bir villalar dizisi ve BMW'lerle gidilen okul işkencesinden ibaret sanmaktaydı.
Başına on üç milyon dolar fidye istenen küçük kız, büyük bir olasılıkla babasının Londra'da kazanılan fuhuş paralarının tamamını cebe ve kapağı da Marbella'ya atması sonucu açıkta kalan eski iş ortağının çetesi tarafından kaçırıldı.
Eski kadın tellalı, yeni altın kaçakçısı Lübnanlı baba Raymond Nakachian, fidyecilerin henüz kaç para isteyecekleri belli olmadan rengini belli etti: "Bizi olduğumuzdan zengin sanıyorlar ama, aslında o kadar paramız yok."
Sözümona prenses, şarkıcı anne Kimera, üzüntüsünden hastalanıp yataklara düşerken, "geniş çaplı" haydut baba ile kızını kaçıran küçük çaplı haydut çetesi arasında amansız bir bilek güreşi başlamıştı. Fidyeciler, kızı canlı istiyorsan on üç milyon dolar diyorlar, Raymond Nakachian, bir milyondan fazlası çalışmaz diye yanıtlıyordu.
Bütün bu olup bitenlerle bal börek yiyen İspanyol basını, tavşana kaç, tazıya tut örneği, bir yandan: "Raymond Nakachian, kızıma bir şey olursa kameraların önünde intihar ederim, dedi"... diye yazarken, bir yandan da küçük Melodie'nin adını taşıyan Melodie villasının lüksünden, küçük kız denizin dibini görsün diye özel olarak inşa ettirilen şeffaf plastik sürat teknesinden dem vuruyordu.
Lübnanlı kaçakçı babanın Scotland Yard tarafından İngiltere'ye iadesi istenen […] bir haydut olduğu bu arada kaynamış, bir gün sonra yiyecek yemek bulabileceğinden emin olmayan en yoksul kesim dahil tüm orta tabaka İspanya, Melodie'nin kısa geçmişi ile daha da kısa olmasından korkulan yakın geleceğinin üstüne titremeye başlamıştı. Okullarda çocuklara olayla ilgili basını izleme ödevleri verildi. Dayanışma yürüyüşleri düzenlendi, binlerce dayanışma telgrafı çekildi. Londra'ya kadar polisler gönderildi. Falcı kadınların fala bakıp ileri sürdükleri adres ve evler tek tek denetlendi. Nisan ayında aynı yörede oğlu kaçırılan ve bugüne değin polisten umar bulamayan bir babanın, "Haksızlık bu, benim evladım insan değil mi? Niçin böyle seferber olunmadı" haykırışları, basında Melodie olayının yanında "Pasomu kaybettim, hükümsüzdür" büyüklüğünde yer alıyordu.
Önceki gün fidyecilerin çocuğun başından kesip gönderdiği bir tutam saçın görüntüsüyle toplumsal heyecan son sınıra dayandı. Boğa güreşinde ölmüş boğanın kulağını sevgililerine armağan etmek üzere kesen matadora "Ole" çeken hançerelerden, sanki kendi gırtlakları kesilmiş gibi hıçkırıklar yükseliyordu. Sonunda komşu Avrupa ülkelerinin radyoları ve gazeteleri de "İspanya'yı derinden sarsan" olaydan, azıcık alayla karışık olsa da söz etmeye başladılar.
Ve bunca hengâmenin sonunda, küçük çaplı haydutlar, istedikleri on üç milyon fidyeyi beş milyona indirdiklerini açıkladılar. Perşembe sabahı Malaga katedralinde toplanan kalabalık bir dayanışma komitesi, Melodie'nin kurtulması için ayin yapmaya başlamıştı ki, Lübnanlı Nakachian da, beş milyon doları denkleştirdiğini açıkladı.
Cuma sabahı ise radyodan, özel polis timlerinin geceyarısı gerçekleştirdiği başarılı operasyon sonucu Melodie'nin sağ salim evine döndüğünü; Fransız-İspanyol karışımı bir topluluk olan "çapsız" haydut çetesinin de biri yaralı, diğerleri sağ, kıskıvrak yakalandığını öğrendik.
Siz bu satırları okuduğunuzda, küçük Melodie adını taşıyan villasının parkında salıncak sallanır, "büyük çaplı" babası ise ödemediği fidye paralarını "daha kârlı" işlere yatırır olacak. Belki de İran'a silah satar bu kez, kimbilir? Minik İranlılar kaçamasın diye...
[Fotoğraf altyazısı: Koreli bir prenses ve Lübnanlı bir "baba"nın kızı küçük Melodie, babasının karanlık işlerinin kurbanı oldu.]
