Üç kralı bekliyor buranın çocukları
Cumhuriyet · 3 Ocak 1988
BİLBAO — Sevgili İstanbul,
Şu anda gerçek olan Bilbao sokakları. Olağan zamanda seninkiler kadar güzel olmayan bu sokaklar, şimdi gerçekten çıkmış taze gelin gibi ışıltılı bir yorgunluk içerisinde. Kentin en güzel ve eski mahallesi Casco Viejo'nun daracık, renkli yollarında salkım saçak yıldızlar sarkıyor. Sokak başlarında tıpkı senin yoksullarına benzeyen yoksullar, tıpkı senin mis kokulu kestanelerini satmakta. Her adımda bir mağaza kapısından fışkıran kristal şıngırtılı Noel şarkıları, İspanya'da armağanlar henüz dağıtılmadı. Büyüklü küçüklü tüm alışveriş merkezlerinin açık cephe taarruzu ve düzgün talana olanca hızıyla sürmekte.
İspanyol çocukları 6 ocağı, kendilerine armağan getirecek üç kral bekliyor. Sihirbaz krallar adı verilen bu üç ermiş kişi, efsaneye göre bundan 1988 yıl önce, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını temsilen İsa'nın doğduğu kente, bu doğumu kutlamaya gelip ona armağanlar getirmişler.
İşte onları bekliyor. İberik yarımadasının yaşlısı, genci. Noel babası, San Nicolas ise İspanya'ya komşularından bulaşan yeni ve biraz da yabancı çehre. Nereye koyacaklarını henüz sağ bilemiyorlar. Armağanları, sihirli geyiklerin çektiği çıngıraklı kızakta o taşıyor tabir. Ama yine de komşu ülkelerde yaptığı gibi 24 aralık gecesinde dağıtmayıp, 6 ocakta aç krallı bekliyor. Bu postacılık durumu küçüklerin kafasını azıcık kurcalamakta. Ama sonunda çam ağacının dibinde adlarına bırakılmış bir kutu bulunca, kimin getirip götürdüğü, arada kaynıyor.
Bundan bir hafta önce, vitrinlerde canlı Noel babalar kırmızı göbekleri üstünde, kuşkuyla karışık bir merakla ak sakallarının sağlamlığını sınayan bebeleri hoplatmaktaydı. Yılbaşı çılgınlığının sildiği bu görüntünün yerini şimdi birkaç günlüğüne biri zenci üç sihirbaz kralın tasviri aldı.
31 aralık geceyarısı, her evden atılan kesesine göre büyüklü küçüklü hasat fişekleriyle kutlandı Bilbao'da. Bir saate yakın süren büyük patırtılı sonra yollara dökülü herkes. Sarılanlar, öpüşenler, sokak orkestraları eşliğinde dans edenlerle tanıyan tanımayan, yoksulu zengini gerçek bir halk şenliği yaşadı.
Herkes mi? Hayır. Aralık ayının 11'inde Zaragoza kentinde, ETA'nın bir bomba arabayla yıktığı garnizon lojmanında daldıkları bebek uykusunun masum kollarında ölüm meleğinin kanatlarına savrulan beş küçük kız çocuğuna bir daha hiç armağan getirmeyecek sihirbaz krallar. Sihirbaz krallarını ağırlayan anaları babaları da öldü zaten. Toplam altı ailenin ocağı söndü o gece. Tüm suçları, babalarının “Guardia Civile” olmalarıydı. Baskların “üç boynuz” adını taktığı Guardia Civile şapkaları, çok kelleye mal oluyor.
İspanya'da Franko döneminde gerçek bir kahraman kimliğine bürünen “etarra”lar, o günlerde öldürdükleri her yüksek rütbeli subay ya da Guardia Civile için alkışlarlardı. Kuzeyden güneye şampanya patlatılırdı. İspanya'da, ETA'nın indirdiği her “üç boynuz” için.
Tüm terörist örgütler için ETA da çığrından çıktı bir gün, İspanya demokrasiye dönmüş, “etarra”lara da hadi gelsin demiş, ama onlar kan dökmeye çok alışmışlardı artık. Üstelik sivil, polis, bebe, asker ayrımı da yapmışlardı şimdi. Süpermarkette alışveriş eden insanları öldürerek bağımsızlık peşinde dolaşıyorlardı. Çocuk çocuğun uyuduğu garnizon lojmanlarını yerle bir ederek orgazma ulaşıyorlardı.
Araştırma enstitülerinin verilerine göre, Bask bölgesi seçmenlerinin yüzde yirmisi ETA yanlısı. Zaten Avrupa Parlamentosu'na seçip gönderdikleri parlamenter de öyle. Madrid'e bağlı Ulusal Polis Örgütü, Bask özerk hükümetinin ve Madrid yetkililerinin aldığı karar gereği, yetkilerini kademeli olarak serbest Bask polisine devrederek çekiliyor bölgeden.
Guardia Civile örgütü, birçok ayesinin tavır isteğine rağmen henüz dayanmakta. Ama ne zamana kadar? Vahşet, her yerde aynı kör acımasızlıkta. Seni özledim İstanbul. Seni çok özledim.
[Fotoğraf altyazısı: Bilbao'nun yorgun arka sokakları, yoksul insanların renkli havası ile İstanbul'un Tarlabaşı sokaklarından fazla farklı değildir.]
