Garip bir otelde
Cumhuriyet · 24 Ocak 1988
NİCE — Geceyarısına bir kıymık kalmış. Marsilya Nice karayolu üstünde garip bir otel. Sağından solundan fışkıran çelik borularıyla, 21. yüzyıl yaşamının bir parçası olduğunu vurgulamakta. Önümüzde boydan boya cam bir kapı. Kapalı. İçeride in cin top oynuyor. Resepsiyon diye bir köşe de yok zaten. Her şey plastik ve metal. Duvarlar beyaz, kapılar kırmızı, yerler değişik renkli sentetik şeritlerle kaplı. Dış bahçenin bir köşesinde, otomatik içecek dağıtıcılarını anımsatan bir kompütür var. Üstünde delikler, işaretler. Bir deliğe manyetik banka kartını sokuyoruz, diğerinden bir fiş çıkıyor.
0863241 kod numarası altında, otelimizin bir gecelik tarihine işlenmiş, elektronik beynine fişlenmiş bulunuyoruz. Bu numarayı cam kapının kilit yerine geçen klavyesine basınca, kapı tık diye açılıyor. Yerdeki turuncu şeridi izleyerek gerekli koridora ve turuncu renkli oda kapımıza varıyoruz. Kilit yerinde yine bir klavye. 0863241. Açıl susam açıl. Tık. İçerisi ufak olmakla birlikte biraz daha insanca. Gereksiz hiçbir şey yok, gerekli her şey var. Fransa'nın en ucuz otel zinciri olmakla övünen bu otel odasında, Fransızlara özgü yataklı vagon düzeni hemen göze çarpmakta. Ranzalı yataklar. Alt kat iki, üst kat tek kişilik. Çarşaflar, ikinci sınıf tren kuşetlerinde olduğu gibi torba biçiminde. İçine girip, battaniyeyi "değmeden" üstünüze çekiyorsunuz. Bir köşede lavabo ve tavana asılı, uzaktan kumandalı televizyon. Karayoluna bitişik olmamıza karşın, camlar ses geçirmiyor. Havası otomatik olarak değişen odada, ılık bir sessizlik hüküm sürmekte.
Odanın teftişinden sonra, banyoyu aramaya koyuluyoruz. Tüm ucuz oteller gibi burada da banyo ortak olmalı. Turuncu şeridi gerisin geriye katedip maviye sapınca karşımıza tepeleri kırmızı-yeşil trafik ışıklı banyo ve tuvalet kabinleri çıkıyor. Kapıların üstünde bu kez şifreli klavye yerine, bildiğimiz tokmakların uzaktan akrabası birer plastik kulp var. Yeşil ışıkta içeri giriyor ve alelacele kilitleniyoruz. Çünkü duvardaki kullanma kılavuzunda kapı doğru dürüst kapatılmadığı takdirde işimizi bitirdiğimizi sanan kompütürün, banyo ya da tuvaletin otomatik temizliğini başlatacağı yazılı. Nitekim banyo kapısını iyi kilitlemeyen bizim oğlan, daha yıkanmaya fırsat bulamadan duvarlardaki küçük deliklerden fışkıran mavi sularla bir güzel dezenfekte oluyor.
Soyunma köşesi dahil iki metrekareyi geçmeyen banyonun tamamı yekpare polyester. Havlu, sabun yok. Bir düğmeye basınca sıvı sabun, bir düğmeye basınca tek ısıya ayarlı sıcak su akıyor. Sonuncu düğmenin püskürttüğü sıcak hava da kurutuyor.
Her şey plastik, her şey sentetik, sizin için ayarlanmış, sizin yerinize düşünülmüş. Ana karnından değil de kuluçka makinesinden doğmuş olduğu duygusuna kapılıyor insan. Bunca makineleşme karşısında, ertesi sabah kahvaltıda ne yiyeceğimizi düşünerek dehşete kapılıyorum.

