Jambon kralı Emiliano zor durumda
Cumhuriyet · 20 Mart 1988
BİLBAO — ETA yine kaçırdı. Ve her zaman olduğu gibi tam adamını. Emiliano Revilla Cruz, "Kasaplar Kralı" diye tanınıyordu bundan iki yıl öncesine kadar. 50'li Franko yıllarında on altı bin pesetalık bir sermaye ile başladığı sucuk yapımcılığını Revilla jambon krallığına dönüştürerek binlerce kez katlamıştı parasını. Genel karargâhını kurduğu Olvega kentinde, Franko döneminin son on beş yılını da belediye başkanı olarak geçirmişti. 1986 yılında işçilerinin grev yapmasına bozulup, jambon krallığını net yedi milyarlık bir kâr ile Unilever'e sattı. Kendi deyişiyle, "Ekmek yedirdiği işçilerin bu nankör tutumu düş kırıklığına uğratmıştı doğrusu." Kıssadan hisse: Bütün patronlar izninizle aynı bardağa...
Emiliano tuttu Madrid'e geldi, fazla işçi çalıştırmadan, daha çok ve daha kolay para kazanılan bir alana; arsa bina alım satımına el attı. İki yıl ya geçti ya geçmedi ki aradan, Madridliler bir sabah uyanınca baktılar dağ taş Emiliano'nun olmuş, eski jambon kralı bu kez gayri menkul imparatorluğuna kurulmuş. İspanya'nın en hacimli vergi mükelleflerinden biri olan Revilla'nın gayri menkul piyasasındaki toplam kazancını kimse bilmiyor. Ama tek tek operasyonlarda geçen sayıların hepsi yedi sekiz haneli ve söz konusu olan Türk Lirası değil.
Senyor Emiliano'yu, elli sekiz yıldır döndüğü başarı yörüngesinden 23 şubat akşamı evine girmeye hazırlanırken çıkarttılar. Alıp sattığı hanlar hamamlar ve bankalardaki kasasına oluk gibi akan paralar, bu tuttuğunu koparan pehlivanı, fiat marka eski bir arabayla bilinmeze doğru uzaklaştıran yazgının yolunu kesemedi.
Dağıtıldığı sanılan Madrid komando biriminin bir operasyonu olan adam kaçırmayı, İspanyol polisi ETA'nın yaşayan en son dinazoru, tarihsel liderlerinden Joseba Urrusola Sistiaga'nın yönettiği sanıyor. Doğrulanmayan bir söylentiye göre ETA, Emiliano'nun başı için iki milyar peseta istiyormuş. Ama para olayının dışında, Emiliano'nun kaçırılışı Julio Iglesias'ın babasının rehinliğini çok andırıyor. Doktor Iglesias'ı bundan önceki iktidar döneminde kaçıran ETA rehinenin kurtuluşu karşılığında teröristlerin hiçbir baskı altında kalmadan bağışlanmasını öngören birinci Pişmanlık Yasası'nın pazarlığını yapmış... başarılı da olmuştu. Emiliano Revilla'nın özgürlüğünü de Gonzalez hükümetini zorlamak istediği ikinci PİŞMANLIK YASASI için kullanması bekleniyor.
Ayrılıkçı Bask komandoları, yani ETA, yakın ilişkide oldukları kan kardeşleri IRA gibi çetin ceviz. Karizmatik Gonzalez hükümetinin çenesini çürük bir diş gibi ağrıtmakta, kanını, iliğini kurutup iktidarı zehir etmekte, daha da kötüsü altını oymakta. Kırk beş milyonluk koca İspanya, kaprisli bir metres gibi elinde tutmaya çalıştığı minicik Bask ülkesinin bitmeyen isteklerinden, doymayan gözünden, ekonomik sorunlarından yorgun düşmüş durumda.
Bu bölge iki buçuk milyonluk ahalisi, gemi yapımcılığı bunalımı, çelik endüstrisindeki çökertici krizi ve kendilerine papuç kadar kahramanlık madalyaları takan terör örgütü ile her Allahın günü gazetelerin baş sayfalarından başlayıp, yarısını işgal ediyor. Ekonomik etkinlikteki önderliği uzun süredir Katalonya bölgesine kaptırmış olmakla birlikte, İspanyol ekonomisindeki Bask pençesinin izi azımsanır gibi değil. Ülkedeki en büyük banka hegemonyası... Bask. Andaluzya'daki en büyük yağ işletmeleri yine Baskların elinde, vb... İber yarımadasının neresine giderseniz gidin, gotik harflerle yazılan VASCO sözcüğünün gölgesine takılmadan geçemiyorsunuz. Bağımsızlık yanlısı Baskların "sömürü" yaygaralarına karşın, İspanya devletinin bu bölgeye aldığından çok fazlasını verdiği kesin. Olası bir bağımsızlık, İspanya'ya ekonomik yönden tasarruf sağlayacağı gibi, Bask ülkesini de çökertir. Ama böyle bir bağımsızlık örneği ardından Katalonya'nın kopuşunu da içerir ki, İspanya işte o zaman batar. Yani İspanya, her ne pahasına olursa olsun Baskları egemenliği altında tutmak zorunda.
Ne var ki yakışıklı Gonzales hükümeti, bölgenin ekonomik sorunlarına göreceli bir başarıyla karşı koyabilmekle birlikte, ETA ile bir türlü başa çıkamamakta.
ETA basit bir terör örgütü değil. Madrid hükümetleriyle pazarlık etmeye alışık, ülkenin siyasal arenasında Franko'nun cesediyle birlikte düzeninin de gömülmesinde tartışmasız payı bulunan bir geçmişe sahip. Suarez iktidarı sırasında ve Julio Iglesias'ın babasının da katkısıyla (!) çıkartılan af yasası ile ETA komandolarının bir bölümü EUSKADIKO EZKERRA partisinin çatısı altında siyasal yaşama kazandırıldı. Ödünsüz sertlerden oluşan bir grup ise, İspanya'dan kesin kopuş oluncaya ve tartışmalı Navarra eyaleti Bask toprağı sayılıncaya dek savaşmak kararıyla yer altında kalmayı seçerek, giderek yozlaşan bir kasaplık felsefesiyle art arda can almaya başladı.
Polisiye önlemler yoluyla terör örgütünün hakkından gelemeyen Gonzales hükümeti; giderek, ilkinde göreceli meyveler veren ikinci bir af yasasını düşünmeye başladı. 25 Ağustos 1987 günü, Mitterrand'la yaptığı bir görüşmenin ardından, İspanyol Başbakanı damdan düşer gibi ETA ile görüşmeye hazır olduklarını açıklıyor, birkaç gün sonra ise hükümet sözcüsü Javier Solana:
"ETA ile görüşmeler olmuştur, olmaktadır ve olacaktır," tümcesiyle o güne değin ağza alınmayan bir gerçeği de vurgulamış oluyordu. Bu kez Bask Ayrılıkçı Örgütü'nü ve ikmal cephesi işlevini gören Fransa'nın da yardımını garantileyen Gonzales hükümeti, örgütün beyin takımının üslendiği Cezayir'e temsilci göndererek pazarlığa oturuyordu. Fransa, önce Chirac, sonra Mitterrand kanalıyla verdiği işbirliği sözünü tuttu: İki ay gibi kısa bir süre içerisinde en önemli şeflerden biri (Santi Potros) yakalandı. ETA ile ilişkili 180 kişi İspanya'ya teslim edildi ve en önemlisi, örgütün Fransız kanadı IPARRATARAK tümüyle dağıtıldı. Ne var ki İspanyol polisi, bu işbirliğinin gerektirdiği hız ve vuruculukta etkinlik gösteremeyince, ETA'nın intikamı acı oldu: 11 kasım Zaragoza katliamı, beşi bebe, toplam 11 ölü. Cezayir görüşmeleri kesildi. ETA şimdilerde Emiliano Revilla'nın rehineliğini şantaj öğesi kullanarak görüşmelerin yeniden başlamasını istiyor. Pazarlık edilecek "mal" giderek azalmakta çünkü.
Bu gelişmeler sırasında, örgütün 83'ten beri içerde olan bir üyesi, umutsuzluğa kapılarak hücresinde intihar etti. Cenazesinin doğduğu yerin belediye binasında resmi tören yapılarak kaldırılması, ETA'nın Bask ülkesinde hâlâ var olan saygınlığını göstermesi bakımından ilginç.
Kaçırılma olayından sonra görüşmelere yeniden başlamayacaklarını belirten Gonzales hükümeti, her şeye rağmen, sonunda Cezayir'in kapısını tıklatacağa benzer.
Kanlı katillerin Cezayir'de üslenmesi olayına gelince; Cezayir'in niçin buna izin verdiği sorusunu yönelttiğimiz bir Cezayirli.
"Onları bizim orada görseniz, terörist olduklarına inanmazsınız," dedi. "Hepsi evli, çoluk çocuk sahibi, durmuş oturmuş insanlar!"

