Ya erkek polis aşka gelirse?
Cumhuriyet · 10 Nisan 1988
BARSELONA — "İri cüsseli cadaloz kadın, kaptığı gibi şemsiyesini evire çevire dövmeye koyulur ufak tefek ve sümsük adamı."
Güldüren sinemasının şaşmaz numarasıdır; millet bayılır bu sahnelere. Kadın erkek, çoluk çocuk gözlerinden yaşlar gelinceye dek, kasıklarını tuta tuta gülerler.
"İri cüsseli edepsiz adam, kaptığı gibi şemsiyesini evire çevire dövmeye koyular ufak tefek ve sümsük kadıncık."
Seyircilerden çıt çıkmaz. Niçin kadın erkeği döverken gülünçtür de erkek kadını döverken acıklı?.. Hiç düşündünüz mü? Yanıtı bol, kanaviçesi dağınık bir soru. Çünkü kadının daha iri yarı oluşu alışılmamış bir durumdur. Çünkü kaba güç gösterisinde kadın aykırı kaçmaktadır. Erkeğin dayak yiyişine az rastlanır çünkü. Çünkü... Çünkü... Yetersiz yanıtlar.
İspanya'nın ilk feminist karakol birimi Barselona'da hizmete girdi. "Kadını Kollama Ünitesi" adını taşıyan ve altı kadın polisten kurulu birim, yine kadın bir polis müfettişinin yönetimi altında günün yirmi dört saati görev yapıyor. Müfettiş Maria Luisa Pajares, 29 yaşında, bekâr ve emrindeki polisler gibi sivil giyimli. Vücut çizgilerini yakın korumaya alan deri pantolonu, pırıltılı kemeri ve beyaz bluzu içinde kendinden emin bir soluk çekiyor sigarasından:
"Sivil giyimli oluşumuz kadınları rahatlatıyor. Burası, yalnızca hemcinslerimizin uğradığı kötü davranışlar nedeniyle yasal mekanizmayı harekete geçirmek için açılmadı. Böyle bir servis Madrid'de var. Biz burada daha kapsamlı bir hizmet vereceğiz. Dayak yemesine rağmen kocası aleyhine yasal işleme geçilmesini istemeyen çok kadın var. O zavallılar da burada dertlerini dinleyen bir kulak ve yaralarını saran bir doktor bulacaklar."
Arjantinli bir boksör eskisi var. Dünya orta siklet şampiyonu, erkek mi erkek, Monzon. Uluslararası ne kadar kalça ve göğüs varsa hepsi geçmiş yatağından. Ursula Andress'i asansörde çözümlediği anlatılıyor. Bir pundunu getirip Alain Delon'un bile tadına bakmış. Şu günlerde cinayet suçundan yargılanıyor Monzon. Birlikte yaşadığı kadını döverken, kadın balkondan aşağı düşüp ölüvermiş. Erkek adam Alain Delon, eski dosta ve göz ağrısı Monzon'u şu sözlerle savunuyor:
"Dişisini dövmeyen erkek yoktur. Ben de vurdum kanlarına. Onlar da bana vurdular. Monzon muhteşem bir hayvandır. Döver de sever de. İdare etmesini bilmek gerek."
Sosyal içerikli akımlar Pirene Dağları'nı yürüyerek mi aştığından nedir, komşusu Fransa'yı 70'li yıllarda sarsan kadın hakları, İspanya'da sosyalist hükümet başa geçtiğinden beri hızlanan bir tempoyla gündemde. Çocuk aldırma özgürlüğü için hâlâ savaşmak gerekiyor. Yasak kürtaj davalarının biri bitip biri başlıyor. Bu arada orduya kadın asker almaya koyuldular. Havacı bir İspanyol kız, jet pilotu olmasına izin vermeyen yönetmeliğe karşı basında çok tutan bir savaşım başlattı; inat ve inançla sürdürmekte. Kadın sorunlarını inceleyen bir de enstitüleri var.
Türkiye'de bu konuda istatistik yapılmış mıdır, sağlıklı ve yeterli midir bilmiyoruz. Ama nüfusu bizimkinden az olan İspanya'da 1987 yılı süresince 16.500 kadın polise başvurmuş uğradıkları kötü davranıştan ötürü. Kadın Enstitüsü Başkanı Carlota Bustelo, Senato'nun İnsan Hakları Komisyonu önünde 11 şubatta yaptığı konuşmada, bu sayıyı bir buzdağının yalnız görünen parçasına benzeterek, dövülen, sövülen, tecavüz edilen büyük çoğunluğun ortaya dökülmediğini söyledi. Kocası tarafından dövülen kadın, kimi kez yasal haklarını bilmediği gibi, kimi kez yasal yola başvurduğu zaman evini terk etmek zorunluluğuyla karşı karşıya. Oysa İspanya'da bile bu kadınların yüzde doksanı ekonomik özgürlüğe sahip değil. Nereye sığınırım, neyle yaşarım diye dayağı yiyip oturuyorlar. Ellerini ayaklarını bağlayan yalnız ekonomik koşullar da değil. Ekmeğini kendi kazanan kimileri de çocuklarını düşünerek dayak olayına sesini çıkarmamakta.
Kadınların yasal yola göreceli bir kolaylıkla başvurmaları, daha çok tecavüz ve ırza geçme olaylarındaki üçüncü kişilere karşı oluyor. Oysa bir ırza geçme olayını anlatmaya kalkan kadının, kendisine soru yönelten erkek polis memuru önünde ayrıntıya girmesi oldukça zor. Hatta bazı ırza geçme şikâyetleri sırasında erkek polislerin alayları ya da "aşka gelişler!" de sıkça rastlanan olaylar arasında. Barselona'daki öncü feminist karakol birimi bu konuda da yenilik getiriyor. Yasaların bir ırza geçme olayı sırasında, "yeltenmek" ile "etmek" arasındaki birkaç santimlik farkla ceza hanesine birkaç yıl daha yazdığı ince ayrıntıyı sorustururken, mağdurun derdini bir kadın polise anlatıp, edilgenliğini bir kadın doktora göstermesi, şöyle bir düşünülecek olursa çok daha insanca, çok daha uygar.
Elden giden kadınlara el kaldıranlarla elden giden vatanları kurtarmaya kalkanlar, aynı kişiler olabilir mi dersiniz?
