Kuyruk terbiyesizliği
Cumhuriyet · 24 Nisan 1988
BİLBAO — İspanyolların kuyruk terbiyesi, bizim politikacıların koltuk terbiyesine benzemiyor. Başbakan Gonzalez'in yardımcısı ve yakın arkadaşı, İspanyol ekonomisinin altın çocuğu Alfonso Guerra, vatandaşlarına karşı yaptığı kuyruk terbiyesizliği yüzünden az kalsın koltuğundan oluyordu. İki haftadır Sierra Nevada Dağları'nı titreten, Don Kişot'un uçsuz bucaksız Mancha Ovası'nı gümbürdeten, basında mecal ve kapı komşuluklarında tükürük bırakmayan kuyruk terbiyesizliği şöyle gelişti. Başbakan yardımcısının:
Paskalya tatili için İber Yarımadası'nı yönetmek işinin ağır sorumluluğundan nasılsa sıyrılabilmiş, değişiklik olsun diye de "herkes" gibi yasal karısını, yasal oğlunu ve "yasak" karısından olma Alma (Türkçesi Ruhiye) adlı küçük kızını arabaya atmış, "hadi", demişti, "şu Portekiz'deki Club Med'e gidelim." Yine değişiklik merakıyla Ford Scorpio arabasını da kendisi kullanıyor, sayıları yolculuğun başında iki, sonunda dörde yükselen izbandut koruyucuları da başka bir arabada peşin peşin geliyorlardı. Alışkın müşterisi bulundukları Balaia tatil köyünde olaysız geçti dinlenceleri. İspanya'nın kral ve başbakandan sonraki tanrısı, olağan (ve zengin) insanlar gibi golf sopası salladı, güneşlendi, hatta tenis hocasının deyişiyle "ne iyi ne kötü; vasat oyuncu" sınıflandırmasında tenis bile oynadı, tüm İberli soydaşları gibi oğlunun şımarıklıklarına kalenderce göğüs gerdi.
İspanyol parlamento tartışmalarına yeni boyutlar kazandıran olay, dönüş yolunda pusu kurmuştu: İspanya ile Portekiz sınırındaki Guadiana Nehri'nin kıyısında kilometrelerce uzayan bir arabalı vapur kuyruğu ile karşılaştılar. En iyimser tahminlere göre dört beş saat sıra beklemeleri gerekiyordu. Alfonso Guerra ile koruyucularını taşıyan iki araba, Portekiz'den dönen önemsiz İspanyolların boncuk gibi dizildikleri arabalı kuyruğunu ağır ağır sollayıp sıra başına kuruluverdiler.
Bakire Meryem'in değerli dölünden sonra önemsedikleri en köklü toplumsal kurum kuyruk terbiyeleri gereği kuzu kuzu sıralarını beklemekte olan İspanyolların, Türkiyemiz'de halkın alkışlarıyla destek olacağı bu girişime tepkileri, bir iç savaş görkeminde oldu. Önlerine geçen resmi arabanın içinden (kendisi Portekizli polislerin ısrar ve ricalarını kıramadığını öne sürüyor,) oğlunu çişe götürmek üzere Alfonso Guerra'nın indiğini görünce şaha kalkan yüzlerce araç bir anda yolunu kestiler başbakan yardımcısının. Sonuna dek pompalanan kornaların cehennem gürültüsü, sürücülerin el kol dahil bildikleri tüm dillerden haykırdıkları küfürlere karışıyordu.
Demokrat İspanya'nın üçüncü adamı önüne geçtiği kuyruğu süklüm püklüm gerisin geriye katedip kırılan gururunu Vila Verde kentine taşıdı ve şu günlerde halı gibi çırpılmasına neden olan tarihsel kararı aldı: Madrid'den resmi uçak çağırtacaktı. Madrid askeri havaalanından görevlendirilen Mystere (Giz!) tipi bir jet uçağı çok geçmeden Portekiz'e iniyor, normal olarak yalnız resmi ziyaretlerde ya da görev başı yapmak için kullanılması gerekirken, Guerra ve ailesini mışıl mışıl uyusunlar diye Sevilla'daki evlerine uçuruyordu.
Alfonso Guerra, ertesi sabah normal tarifeli İberia seferiyle Madrid'e doğru yol almaktayken muhalefetin soru önergesi parlamentoya sunulmuştu bile. Her uçuşu üç milyon Türk Lirası'na mal olan Mystere uçaklarının başbakan yardımcısına ilk keyfi hizmeti değildi bu. "Bay Guerra'nın tatilini kiminle geçirdiği değil, ama kimin cebinden geçirdiği," ilgilendiriyordu parlamentoyu vb...
Gonzalez'in, "Guerra'nın tek yanlışı Mystere uçaklarını daha sık kullanmamasıdır," diyerek savunduğu yardımcısı, başbakanın "üçüncü dünya çaplı bir tartışma" tanımlamasına rağmen, "El Pais" gibi prestij basını dahil tüm yayın organlarının baş sayfalarından ve oldukça yıpratıcı ırgalamalarından kurtulamıyor. Mystere olayı birdenbire, bu tartışmadan çok, araba sayısı binlerce kez katlanmasına karşın yirmi yıldır üçüncü dünyalık bir durum gösteren ve yalnız Paskalya tatilinde 198 kişinin canını alan İspanya yollarını ve sosyalist yöneticilerin iktidara geldiklerinden bu yana giderek artan "lükse düşkünlüklerini" gündeme getirdi. Alfonso Guerra'nın özel yaşamı ve devlet kararlarına karşı yöneltilen bugüne değin üstü kapalı eleştirileri ise iyice gün ışığına çıkardı. Devlet uçağıyla gittiği metres seansları, kralın giyindiği butikten alışveriş etmesi, arabaları, evleri, aldığı maaş, oturduğu devlet lojmanı Moncloa Sarayı'nın banyo ve tuvaletlerinde devletin kesesinden yaptırdığı değişiklikler, hepsi, hepsi ortaya döküldü. Örneğin emrindeki seksen kişilik personele her yıl adam başı üç milyon liralık giyim kuşam satın alma zorunluluğu koymuş... Dostlar başına bir patron yani. Şimdilerde tüm İspanya, bu biraz züppe ve şımarık başbakan yardımcısının ulusa kaça mal olduğunu hesaplamakla eğleniyor. Zaten alışılmışın dışında, parlamento kürsüsünden kendini savunmak zorunda kalan başbakan yardımcısının da kendinden beklenmeyecek ölçüde süngüsü düşüktü kürsüde. Tatilini daha iyi planlamış olması gerektiğini itirafla yanlışını kabul edip, suçu Portekizli polislerin üstüne yıktı.
Geçmiş ve gelecek metresleri ve Mystere yolculukları Guerra'yı yüreklerden oynatmakla birlikte yerinden etmeyecekse de kendisini savunan partili bir arkadaşını oldukça güç duruma düşüreceğe benzer. Hakkında soruşturma açılması önerilen Cantabria Senatörü Juan Gonzalez Bedoya şöyle savunmuştu dostunu:
"İktidara uçkur ve miras yoluyla gelen kral hazretleri devlet malını kullanınca hak da halkın oylarıyla seçilen Guerra kullanınca niçin hak değil?"
[Fotoğraf altyazısı: GUERRA — Gonzalez'in yardımcısı.]

