Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1989

Glasnosta hazırlıklı olmak

Cumhuriyet · 4 Şubat 1989

MADRİD — İspanya Komünist Partisi PCE'nin yeni Genel Sekreteri Julio Anguita, Batı Avrupa komünist partilerini ikiye ayırıyor: Mihail Gorbaçov'a hazırlıksız yakalananlar ve hazırlıksız yakalanmayanlar. Julio Anguita, PCE'nin dizgin'erini 11 ay önce ele aldı ve 1977'den beri bin parçaya bölünen İspanyol komünistlerini bir araya toplamak için kolları sıvadı. Karizması Felipe Gonzalez'inkinden aşağı kalmayan ve açık seçik konuşmaları, örnek dürüstlüğüyle şimdilik puan toplayan bir lider. Geçen 14-15 ocak günleri yapılan olağanüstü bir kongre ile PCE'den sonraki en büyük örgüt olan Ignacio Gallego'nun başını çektiği İspanyol Halkları Komünist Partisi PCP' - yi, PCE'nin bayrağı altına geri döndürmeyi başardı.

Devrim içinde devrim

Julio Anguita, İspanyol komünistlerini Gorbaçov'a hazırlıksız yakalanmayanlar sınıfına sokuyor. Partinin "Gorbizm" konusundaki tutumunu da şu sözlerle açıklıyor: "Gorbaçov'la birlikte Sovyetler Birliği'nde devrim içinde bir devrim başlamış bulunmaktadır. Başarıp başaramayacağını kestirmek zor. Ama içtenliğine inandığımız, demokratik sosyalizmi gerçekleştirmek yolundaki yürekli çabalarını saygıyla selamlıyoruz. Demokrasi olmayan yerde sosyalizmin varlığı söz konusu olamaz. Bugün ne Sovyetler Birliği'nde ne de bizim ülkelerimizde, hiçbir yurttaşı, tek partinin bir ülkeyi yöneteceğine ve sosyalizmi tek başına gerçekleştirebileceğine inandıramayız. Tüm boyutlarıyla insancıl bir sosyalizmin koşulu demokrasiden geçer. Sosyalizm süreci, bilinçli olarak geniş ve demokratik bir tartışma tabanına oturtulmalıdır. Yurttaşların bırakın eleştirmeyi, yanına bile sokulamadığı tek parti yönetimiyle SSCB, sosyal ve ekonomik konularda Üçüncü Dünya görüntüsü vermekteydi. Gorbaçov'un perestroykası (yeniden yapılanma), glasnostu (açıklık politikası) yalnız Sovyetler Birliği'ni karıştırmakla kalmıyor, SSCB dışındaki bizim gibi komünist partilerinin de ulusal iç sorunlarımıza bakış açımızı değiştiriyor. Eskiden düşünüp söylemediklerimizi, oturup tartışıyoruz artık. 1977 yılında bir anlamda Gorbaçov öncesi bir Gorbizmin uygulayıcıları olarak biz İspanyol komünistleri, ülkemize demokrasiyi getirebilmek için solu ve sağıyla tüm demokratik kuruluşların yanında yer aldık. Bunun sonucunda İspanya'ya demokrasi geldi, ama kireçlenmiş zihniyetlerin (Santiago Carillo'yu kastediyor) muhalefeti, partiden kopmalara yol açtı. SSCB'de Gorbaçov'un başlattığı yeni anlayış sayesinde bugün 1977 öncesi ve sonrası konusunda tutumlarımızı bir kez daha gözden geçirip diyalog kurabiliyor ve bakın, yeniden birleşebiliyoruz" (PCE-PCPE anlaşmasını kastediyor).

İspanya Komünist Partisi, Julio Anguita'nın olağanüstü kongrede dile getirdiği Gorbist düşüncelerle yalnız bugün değil, geçmişte de tutarlı bir uyum göstermiş. 1920'de kurulan PCE, sıkı bir Sovyet-İspanya Cumhuriyeti işbirliğinden sonra Stalin'in Hitler ile imzaladığı saldırmazlık anlaşmasıyla alabora olmuş ve bu tarihten başlayarak İspanyol komünistleri kendilerini yavaş yavaş Sovyet politikasından "demarke" etmişler (sıyırmışlar). 1956 yılında benimsedikleri Toplumsal Barış politikasıyla da Stalin'e karşı açıkça tavır almış.

Görüşlerine başvurduğumuz PCE yöneticilerinden Pedro Santisteban Hurtado, Stalin konusunda şunları söylüyor: "Eğer SSCB'de bir karşı devrimci iktidarı ele geçirseydi, Stalin'in dünya sosyalizmine yaptığı kötülüğün yarısını yapamazdı. Bugün Avrupa komünist partileri yerlerinde sayıyorlarsa eğer, bunu büyük ölçüde Stalin'in yarattığı polis, terör ve devlet imgesine borçluyuz."

İçsavaşın alevli çemberinden geçen İspanyol komünistleri, demokrasinin erdemlerini ve toplumsal barışın değerini herkesten iyi biliyorlar. PCE'nin Sovyet politikasına karşı aldığı açık tavır, 1965, 66, 67 yıllarında artarak sürmüş ve Çekoslovakya'nın işgal edildiği 1968 yılında iyice sertleşmiş. Gorbaçov'la gelen yeni Sovyet çehresiyle tam bir uyum içindeler. Perestroyka reformlarının glasnost (enformasyon şeffaflığı) olmadan gerçekleştirilemeyeceğini düşünüyorlar. Kısa sosyalist geçmişin üstüne tüm ışıldıkların yakılmasından yanalar. Özellikle de son raporlara göre 22 milyon insanı gömen Stalin'in üstüne.

İspanyol komünistlerinin Stalin'e bunca düşman oluşları yalnız bir diyalektik analizin ürünü değil. Franko'dan kaçan binlerce İspanyol komünisti, kardeş SSCB topraklarında epeyce kurban vermiş Stalin'in döneminde.

Portekiz Komünist Partisi, İspanyolların "Gorbaçov'a hazırlıksız yakalananlar" sınıfından. Uzun süre Sovyetler'e bağımlı bir politika izledikten sonra, göklere çıkardıkları Stalin ve çömezlerini nereye koyacaklarını bilemiyorlar şimdi. Aynı Stalin merakı ve güdümlü parti politikası nedeniyle İspanyol komünistleriyle araları iyice açılmış, hatta iki parti bundan üç yıl öncesine değin ilişkiyi koparmışlar. Özetle, Fransız komünistlerinin düştüğü açmazda debeleniyor Portekiz Komünist Partisi. Günün gerçeklerine aykırı bir dünya görüşü, eskimiş kadro ve söylene söylene yenir yutulur yanı kalmayan nutukların peşini giderek bırakan kalabalıkların boşluğu. Azalan oy potansiyellerine rağmen, üç yıl önce Gorbaçov'un perestroyka ve glasnost politikasına koşut olarak parti içi bir tartışma, özeleştiri ve diyalog ortamı açılmış. Portekiz komünistleri, kopuklukların konuşarak giderilmesine çalışıyor şimdi. Geçmişteki yanlışlarını gözden geçiriyor ve partiye yeni bir soluk kazandırmaya uğraşıyorlar. İspanya Komünist Partisi'yle yeniden ilişki kurmaları da "Gorbizmin" Portekiz komünistleri üstündeki en belirgin etkisi. Partinin sorunları, İspanyol PC'sinin ulusal planda geçirdiği zorluklara benzemiyor ve daha çok "dışa bağımlılıktan" (Sovyetler'e) kaynaklanıyor.

Dolayısıyla Portekiz komünistlerinin bundan sonraki iyiliği ya da kötülüğünün vebali Gorbaçov'un boynuna!

[Fotoğraf altyazısı: Carillo — Hazırlıksız yakalanmıştı.]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1Gazete kupürü 2Gazete kupürü 3