Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1989

Maçolar artık daha da özgür

Cumhuriyet · 12 Şubat 1989

BİLBAO — Ameliyat odaları soğuk olur. Mikropsuz elleri soğuktur doktorların. Narkozun kokusu soğuktur. Bacakları soğuk, sert ve çelik kancalara asılan kadınlar, sırtüstü düşmüş birer uğurböceği gibi çaresiz; içlerinden koparılan can parçasıyla biraz ve birlikte ölürler.

Bu yazı o "hapşırınca hamile kalan" karnında olanlarla beyinsel ilgisi bulunmayan, zevk dilimi abartılmış, paspas gibi kullanılmış kadınlarımız, analarımız, bizler için yazılmıştır. O kadınlar ki köylerde, kendi rahimlerini bir önceki bebeye hırka ördükleri şişlerle deler, o soğuk hastane odalarına varamadan ölürler. Bel çiğnetir, ağır kaldırır, sıcak suya otururlar. Bazen başarılı olur bu yöntemler. Başarılı olmadığında ise beşinci bebeye Sabit, altıncıya Yeter, yedinciye Dursun, sekizinci velede İmdat adını verirler.

Uygar geçinen bölgelerde ise "hapı" yutan yine onlardır. Kordon bağlama, döl yolu kesme, orayı burayı sıkıştıran küçük, soğuk ve çelikimsi plastik aygıtlar hep, ama hep onlara uygulanır. Tıp dilinde bile üreme dertleriyle ilgili "kadın doğumcular" vardır. Erkeklerin cinsellik ve üremeyle hiç bağlantısı yokmuş gibi, konuyla "idrar yolları" ilgilenir.

Can veren, can alan, paspas olup hâlâ uyanmayan ve doğurduğu oğlan çocuğunu yine "Sen erkeksin, sen döversin, sen seversin..." nakaratıyla büyütmeyi sürdüren kadınlarımız; duyduk duymadık demeyin, kazın ayağı artık böyle değil! Üstelik, dengeleri bizim lehimize değiştirmek için, çok gelişmişlik de gerekli değil. Örnek mi? İspanya. Komşularından ne daha bayındır, ne daha uygar. Ama kadın erkek eşitliğinde, birkaç gömlek daha ileri.

Doğum kontrol mekanizmasında korunmayı, %53 oranında erkeklerin aldığı önlemlerle gerçekleştiren ülke. Gerçi bu oran Japonya'da %80'e ulaşıyor. Ama Japonlarınki, AIDS korkusuyla birlikte yaygınlaşan prezervatif kullanımından ileri geliyor. "Neme lazımcı" ve kendi sağlığını ön planda tutan bir tutum o kadar. Doğum kontrolünü %53 oranında erkeğin üstlendiği İspanya'nın bambaşka bir özelliği var: Vasektomi. Erkeğin bilerek ve isteyerek gidip kendini kısırlaştırması.

Jose Gurrea ve Roberto Lertxundi adlı Bilbaolu iki doktorun erkek doğum kontrolü üstüne yaptığı araştırmaya göre vasektomi ameliyatlarının İspanya'da son yıllarda hızla yaygınlaştığı dikkati çekiyor. Erkeğin, cinsel gücünü yitirmeden kısırlaştırılması anlamına gelen vasektomi; yasa yoluyla serbest bırakıldığı 1983 yılından 1988 sonuna değin tam 55.000 İspanyol erkeğine uygulanmış. Hepsi evli ve üretken çağda olan bu erkeklerin kimi, "Hiçbir baskı altında kalmaksızın, özgür iradesiyle" gidip yaptırmış vasektomisini; kimini ise karısı azıcık "baskı" altında götürüp yaptırmış. Şaka bir yana, Doktor Gurrea ve Lertxundi'nin anket sonuçlarına göre hanımların razı ettiği vasektomi kararları açık farkla çoğunlukta. O "maço" diye adı çıkan İspanyol erkeği, bal gibi seviyor kadınını. Zaten genelinde kadın sevdiği için "maço" deniyor kendisine. Kara kaşlı, alev bakışlı Karmen'i, beline koyup da elini: "Ya vasektomi ya da bırakırım seni" dedi mi, akan sular duruyor ve ipek çarşaflı arenaların "torero"su, tıpış tıpış doktorun yolunu tutuyor anlaşılan. Ancak maçoların bir tesellisi var, kendilerini artık diğer Karmenlerle "dansta" daha özgür hissediyorlar...

Dr. Lertxundi, "Erkek, vasektomiye karşı duyduğu anlamsız korkuyu yavaş yavaş üstünden atıyor" diye konuşmakta. "Aslında diş çektirmekten daha basit bir operasyon."

Ve en önemlisi, geriye dönüş var. Karınızla geçinemeyip ayrıldınız mı? Yeniden bir çocuk mu istiyorsunuz? Kolay efendim. Gidiyorsunuz yeniden doktora, diyorsunuz ben istiyor çocuk; bu kez "vaso-vasostomi"nin adı verilen bir müdahaleyle, yeniden kavuşuyorsunuz üretkenliğinize. Lertxundi - Gurrea ekibi son birbuçuk yılda pişman olup, davadan dönen yarım düzine vasektomicinin kısırlığını açmışlar ve bunlardan üçü şu anda çocuk sahibi. Zaten bu tür erkek doğum kontrolünün birdenbire böylesine yandaş kazanmasında bu geriye dönüş olanağının yarattığı rahatlık var.

"Vasektominin hızla yaygınlaşıp, kitlesel bir doğum kontrol yöntemi durumuna gelmesi, artık bir zaman sorunu" diyor Dr. Lertxundi. "Birtakım aptalca çekincelerin yenilmesi için, yaptırmayanların yaptıranlarla karşılaşması yetiyor."

Vasektomi alanında araştırma yapan iki doktorun Bilbaolu oluşları, bir rastlantı değil. Kısırlaştırma işleminin en revaçta olduğu bölge, Bask ülkesi. İspanya'daki 55.000 vasektomi ameliyatı geçiren erkeğin 15.000'i Bask'tan. Kadınıyla, erkeğiyle kültür düzeyi yüksek bir bölge burası. Feminist örgütler oldukça aktif.

Dr. Gurrea ve Lertxundi, 1988 yılı içerisinde 917 kadın kısırlaştırmasına karşın, tam 3929 vasektomi uygulamışlar. Vasektominin geriye dönüş olanağı, kadınların kısırlaştırılmasında söz konusu değil.

Bilenler bilmeyenlere söylesin artık "kadın doğum uzmanlığı" anlamına gelen, Latince kökenli "jienekoloji" tıp dalının erkekçe karşılığı "idrar yolları" değil, "erkek üreme uzmanlığı" anlamına gelen"androloji" bilimi.

İspanya Birinci Androloji Kongresi geçen ay Jerez kentinde yapıldı. Kongreye bildiri sunan "androlog"ların belirttiklerine göre erkek doğum kontrolünün ufukları geniş, geleceği parlak. Ama beylerimizin "hapı" yutacağı günler henüz uzak görünüyor. Erkeklere uygulanabilecek bir doğum kontrol hapı henüz emekleme aşamasında ve uzun süreli deneyler gerektiriyor.

Özveri dediğiniz parayla değil, sırayla. Çocuklar hepimizin, çocuksuzluklar da öyle.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1Gazete kupürü 2