Programları daha az seyredin!
Cumhuriyet · 17 Şubat 1989
BİLBAO — Kadın erkek, sağcı solcu, aydın cahil, köylü kentli, muhalefet ve iktidar, şimdiye dek hiç böylesine oybirliğiyle paylaşmamışlardı aynı kanıyı. Futbol merakının bile yandaş ve karşıtları olan çoksesli İspanya'da, bugünlerde herkes, evet ayrımsız herkes bir televizyon yapımına hayran. Söz konusu yayın ne bir eğlence programı ne bir Amerikan dizisi ne de düzeyli bir kültür filmi.
İspanyollar, 60 saniyelik bir reklam çekiminin karşısında, kehaneti çıkmış peygamber gibi baş sallıyorlar bilgiç bilgiç. Reklam filmi deyip geçmeyin ama; işlenen konu ne daha çok beyaz bir beyazlatıcı ne para yatırmayana da beleş faiz veren bir banka ne de deodorant salçalı makarnayla daha hızlı giden lastik bisküvisi. Söz konusu reklam, televizyon "tüketiminin" aklı başında ölçüler içerisinde yapılmasını işleyen, İspanyol TV'si genel müdürlüğünün bir yapımı.
Görüntü, büyülenmiş gibi televizyona dalıp gitmiş bir çocuğun yakın plan çekimiyle açılıyor. Seyircilerin "KE KARINYO, DIOS MIO!" (Aman Tanrım, ne şirin şey!) çığlıklarıyla ekranda beliren orta boy köpek, tekerlekli kaydırgacının üstünde sirk numaraları yaparak ekranın önünden geçiyor, minik sahibinin dikkatini çekmeye çalışıyor. Başarılı olamayınca gidip patisiyle televizyonun düğmesine basıveriyor. Küçük oğlan çocuğu kızgın tavırlarla yeniden açınca aptal kutusunu, köpekçik boynu eğik çıkıyor salondan.
Koridordaki bir dolaptan ağzıyla çeke çeke hap kadar bavulunu çıkarıyor, burnuyla kilidini açıyor, banyodan getirdiği tüy fırçasını, yatağın altından lastik kemiğini, mutfaktan mama kabını ve tasmasını içine koyup kapatıyor. Geçmiş güzel günlerde kendisini mimik sahibiyle gösteren çerçeveli bir fotoğrafa patisini hüzünle dokundurarak son bir kez baktıktan sonra, hâlâ televizyon seyretmekte olan çocuğun önünden geçerek çıkış kapısına yöneliyor. Aynı anda bir ses, ekranda beliren yazıyı okuyor:
"En iyi dostunuzu yitirmeden televizyonunuzun düğmesini çevirin. İspanyol Televizyon ve Radyoları Kurumu. Programlarınızı bilinçli tüketin. İyi seçin!"
Filmde görünen oyuncu köpek İngiliz uyruklu, adı Pippin. Londra'da öğrenim görmüş, çekim başına 100 bin peseta almakta. Bu arada İspanya'da asgari aylık ücretin 50 bin peseta olduğunu belirtelim. Şirin finocuğun yaşamöyküsü gazetelerde yayımlandı, boyu bosu, kilosu ve yaşını hepimiz öğrendik. Dergilere kapak oldu, tepemize çıkarttık. Ama en önemlisi, televizyonun bilinçli kullanma kılavuzunu tüm İspanyollar en kısa yoldan almış oldular.
İspanya TV'sinin başında iki yıldır kaliteli bir sinema yönetmeni, sosyalist partinin entel güllerinden Pilar Miro adlı bir hanım var. Gerçekten çok olumlu işler yaptı kurumun başına geçeliberi. Ve beş yıl önce ilk kez İspanya'ya ayak bastığımızda tümüyle Amerikan yapımı bir yörüngede turlayan İspanyol televizyonu, Pilar Miro'nun akıllı yönetiminde Avrupalılaşmakta.
[Fotoğraf altyazısı: Sevimli köpek - Görüntü, büyülenmiş gibi TV seyreden bir çocukla açılıyor. Derken inanılmaz sevimli köpeğimiz, kaykayının üstünde akrobatik numaralar yaparak çocuğun dikkatini çekmeye çalışıyor, ama nafile. Çoğunun gözü TV'den başka bir şey görmüyor. Köpek başarılı olamayınca gidip patisiyle TV'yi kapatıyor, ama çocuk yeniden açıyor. Bunun üstüne köpek başı önünde dışarı çıkıyor ve valizini toplamaya başlıyor. Çocukla dost oldukları günlerden kalma fotoğrafa son kez baktıktan sonra dışarı çıkmak üzereyken görüntü donuyor, ekranda bir yazı beliriyor: "En iyi dostunuzu yitirmeden TV'nizin düğmesini çevirin. Programlarınızı bilinçli tüketin, iyi seçin!"]
