Her kadın biraz Carmen, sevişirken de dövüşürken de dişi
Cumhuriyet · 8 Mart 1989
MADRİD — "Biz gülü dişlerimizin arasına kıstırdık mı, dudaklarımızı dikenlerin üstüne kapatıp kanatanlardanız!"
İspanyol Komünist Partisi (PCE)'nin Merkez Komitesinden Kadın Dairesi Başkanı Juana Donya, bu sözlerle tanımlıyor ülkesinin feministlerini. Prospe Merimée, ünlü romanı Carmen'i kaleme alırken, ilk hayali İspanyol feministinin portresini çizdiğinin ayrımında mıydı? Günümüz İspanyası'nda her kadın biraz Carmen. Carmenler yüz binleri aşmış, milyonlara ulaşmış. Feminizm koca parasıyla yapılan geçici bir moda, flört dopingi ya da alkollü gecelerin çene çerezi değil burada. Son beş yılda tam beş bin kadının, kocası ya da belalısı tarafından öldürüldüğü İspanya'da, feminizm ciddi bir iş. Feminizmin kotası var. İktidardaki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE)'nin sorumlu organlarına seçilecek görevlilerin en az % 25 oranında kadın olması zorunlu. İspanya Komünist Partisi'nin yönetimini paylaşan kadın oranı da % 25. Tüm komünist partileri parlamentoda bir araya toplayan Birleşik Sol Koalisyonu (IU)'nun iskeletinde ise bu oran son kurultayda % 30 olarak belirlendi. Kota sözcüğü de bizim yakıştırmamız değil, siyasal kurumların "kadın kotası" olarak kullandıkları kavram. Kadınların azınlıkta bulunduğu ve kotası olmayan merkez ya da sağ partiler, bu kotalarla çok dalga geçiyor. Tutucu Halk Partisi (PP) Başkanı Manuel Fraga, kendisine ikinci başkan yardımcısı olarak (birinci yardımcı erkekti!) bir hanımı "seçtirdiğinde", yeni yardımcısını kürsüye şu sözlerle davet etti: "Bizim partide kadınlar kotayla değil, kafayla iktidara gelir."
Oysa sosyalistlerle komünistlere göre bu kotaların hiç de alay edilecek bir yanı yok. İspanya'nın en ünlü feminist avukatı ve Birleşik Sol sözcüsü Christina Alameida, şu sözlerle açıklıyor olayı: "Çoğu ülkelerdeki gibi İspanya'da % 52 nüfus oranıyla çoğunluğu kadınlar oluşturuyor. Böylesi net bir çoğunluğun siyasal kurumlarda % 25-30 oranında söz sahibi olmasından daha doğal bir şey düşünülebilir mi?" Kendisine birtakım yetkilere ulaşmanın sayısal üstünlükten çok yetenek ve bilinç sorunu olduğunu anımsattığımızda, verdiği yanıt ise çok ilginç: "O sorumluluklara getirilen erkeklerin tümü bilinçli ve yetenekli mi sizce? Kotaları gerçekten görevinin ayrımında ve denginde olanlarla doldurmanın güçlüğünü biliyoruz. Ama düşe kalka onlar da yetişir, bata çıka öğrenirler. Biz bunun için buradayız."
İspanya'da okuma yazma bilmeyen her 100 kişiden 77'si kadın. Ne var ki okuma şansına sahip olanlar arasında, örneğin üniversitelerde, her şeye rağmen 406 bin 97 erkek öğrenciye karşın 380.764 kız öğrenci okuyor!
Devlet mekanizmasında Sosyal İşler Bakanlığı'na bağlı bir kadın enstitüsü var. Partili partisiz tüm kadın kuruluşlarına parasal kaynak sağlıyor ve kadınlara yönelik eşitsizlik ya da haksızlıklarla devlet düzeyinde savaşmakla görevli. Belediyelere bağlı olarak işleyen, tüm kentlere kurulan; dövülmüş, sövülmüş ya da herhangi bir nedenle başı dertte kadınlara sığınak ve yardım sağlayan "kadın yurtları"nın malzeme ve personel gereksinimini de bu enstitü üstleniyor.
Feminist kadın kuruluşların İspanya'da kazandığı son zafer, şu günlerde parlamentonun onayından geçecek olan askerlik yasası. Bu son yasa tasarısına göre orduya girmek isteyen kadınların önündeki tüm ayrımcı engeller kaldırılıyor ve kadınların erlikten generalliğe, erkeklerle eşit koşullarda ulaşabilmeleri sağlanacak. Gördüğünüz gibi Carmen, yalnız güle değil, dikene de sahip çıkmakta.
Bu yazıyı okuduğunuz saatlerde Madrid'de binlerce kadın, kürtaj yasasının değiştirilerek koşulsuz serbest bırakılması için yürüyecek. 1908 yılında New York kentinde 8 mart günü daha iyi çalışma koşulları ve ücret istedikleri için öldürülen 128 kadın pamuk işçisinin anısına, Madrid meydanlarında bu sabah büyük bir gösteri ve öğleden sonra bayram var. Carmenler bugün sokaklarda dans edecekler. Bu yılın 8 mart afişi önünde dalıp gittim: Mor bir kâğıt üzerine siyah beyaz bir kadın deseni, İspanyol şalını çıplak omuzlarından hafifçe kaydırmış bir Carmen'i simgeliyordu.
İspanyol kadını, yalnız sevişirken değil, dövüşürken de alabildiğine dişi.
