Ekonomi iyi, halk yoksul
Cumhuriyet · 21 Nisan 1989
BİLBAO — Ekonomik İspanya hafif rahatsız. Sosyal İspanya ise ağır bir sarsıntı geçirmekte. Resmi tarihe göre dünyanın en gelişmiş on sanayi ülkesi arasında yer alan İspanya, Avrupa Topluluğu içindeki en yüksek gelişme hızına sahip. % 5'e varan ekonomik gelişme, 1988 endekslerine göre iş arzını da % 10 arttırmış ve ihracat kapasitesi beş yıl öncesine oranla dörde katlanmış. Buna karşın enflasyon oranı, AT genelinden yüksek: % 6,2. Enflasyon canavarının yüzde yüzlerde seyrettiği ülke vatandaşlarına gülünç gelebilir. Ama İspanya'daki sosyalist iktidar, sosyal ateşin ensesini yaladığı 14 aralık genel grevinden sonraki en büyük başarısızlığını, % 3,4'le sınırlamayı hesapladığı enflasyona hâkim olamadığı anlaşılınca tattı. Ama İspanya'da yaşanan ekonomik ve sosyal rahatsızlığı bu enflasyon oranıyla açıklamak olanaksız. Ülkenin makro ekonomisi pupa yelken. Sosyalist hükümetin dışarda parlayan yıldızına karşın içerde ılınan suyu, uluslararası değerlendirmelerde üstü kapalı geçilen bir gerçeği gözler önüne seriyor. Yedi yıldır iktidarda bulunan sosyalist hükümet makro ekonomiyi düzeltmekte gösterdiği başarıyı, halkın günlük yaşamına yansıtamadı.
Geçmişten geleceğe İspanyol halkı, yüreği "solda" çarpanların salt çoğunluğu oluşturduğu bir kitle. Sosyalizm uğruna kanlı bir iç savaştan geçmiş, azınlık sağın silah zoruyla sağladığı üstünlüğe yarım yüzyıl göğüs germiş. İspanyol halkı, efendice, inanılmaz bir olgunlukla gerçekleştirdiği demokratik rejimde oyunu ezici bir çoğunlukla iki kez sosyalist bir hükümet için verdi. İskandinav tipi bir sosyalizm düşlüyordu. Oysa bugün sosyalist icraatın vardığı nokta, Olof Palme'ninkinden çok Margaret Thatcher'ın çizgisine yakın bulunuyor. İspanyol PSOE hükümeti, başta Felipe Gonzalez olmak üzere tartışmasız bir bilgi ve kültür düzeyi sergileyen değerli elemanlardan oluşuyor. Ama belki de liberalleşen Avrupa'ya ve AT içi rekabete ayak uydurabilmek tasasına düşerek programlarında ön görülen sosyalist devlet kavramına epeyce ihanet etmiş bulunuyorlar. Alternatifsiz, mutlak ve karşısında ciddi bir muhalefet bulunmayan iktidarlarından aldıkları cesaretle biraz burun büyütüp, tabana kulak tıkadıkları da söylenebilir. Sonuç olarak, günümüz İspanyası'nda kristalleşen tablo, sosyal eşitsizliklerin yükselen ekonomiye koşut bir hızla arttığını gösteriyor. Öyle ki ülke, şu anda çifte standartlı bir ekonomi sisteminin örneği durumunda. Kapitalizmin yarattığı spekülatörlerin zenginliği büyüdükçe, az gelirlilerin ve toplum dışına düşen çok yoksulların battıkları çukur da iyice derinleşmekte.
İş arzının % 10 artışına karşın İspanya'nın 2 milyon 700 bin işsizi var. Bunların üçte birine hiçbir sosyal yardım yapılmıyor. Genel grev sonrası sendikaların direttiği konulardan biri, tüm işsizlerin sosyal güvenceye kavuşturulmasıydı, kabul ettiremediler. Dışı seni yakar içi beni deyimine canlı bir örnek oluşturan İspanya'da, orta halli vatandaşın karnı da resmi tarihe göre doymuyor. Ülkedeki günlük tüketim maddelerinin fiyatları, AT'ye tam üyelikten bu yana ortalama % 60 oranında arttı. İspanyollar, "rekabet olacak, fiyatlar inecek," diye özetledikleri Ortak Pazar'a geçilirken, yaşamın ucuzlayacak yerde giderek pahalılandığını görünce afalladılar. Buna karşın kimileri akşam orta halli yatıp, sabah zengin kalkıyor. Korkunç spekülasyonların yapıldığı gayri menkul alanında görülen fiyat artışları % 400'e varıyor. Madrid'de üç kişilik bir ailenin sığabileceği apartman dairelerinde taban kira 120.000 peseta. Oysa asgari ücret hâlâ 50 bin peseta.
İspanya'da yaşam pahalılığı, her alanda diğer AT ülkelerinin ortalamasına erişmiş bulunuyor. Buna karşın ücretler aynı ülke ortalamalarının aşağısında. Kamu hizmetleri ise kıyaslanamayacak ölçülerde geri. Mahkemelerin beş yıldan önce dava sonuçlandırdıkları görülmüş değil. Hastanelerdeki sözümona bedava hizmetlerden yararlanabilmek için aylarca sıra bekleniyor. Eğitimin ciddi reformlara ihtiyacı var. Posta, telefon gibi kamu kuruluşları, döküldükleri gibi sürekli zarardalar.
İspanyol parasının dış paralara karşı % 2 değer kazanması, enflasyonun düşük oranı hiçbir şey ifade etmiyor sokaktaki İspanyola. O, bankaların % 45 kâr oranlarına hiddetle bakıyor ve spekulatörlerin arka çıktığı sosyalist hükümeti de gittikçe sevimsiz bulmakta.
[Fotoğraf altyazısı: Gonzalez — İşçiler yüz çeviriyor.]
