Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1989

Felipe Gonzalez

Cumhuriyet · 16 Mayıs 1989

MADRİD — İspanya'nın sosyalist Başbakanı Felipe Gonzalez'in yerleştiği yüksekliğe, genellikle olgun çağdaki politikacılar erişir.

İspanya'nın kaderini çiçeği burnunda bir lider olarak devr alan Gonzalez ise saçlarını iktidarda ağarttı. Siyasal yaşıtı, demokrat İspanya ile birlikte eskidi, olgunlaştı. Demokrasiler yaşlandıkça yerleşir, eskidikçe kurumlaşırlar. Aynı şeyi liderler için söyleyebilmek güç. İspanya'daki son siyasal gelişmelerin ışığında, yedi yıllık iktidarı Felipe Gonzalez'i eskitmekle kalmayıp, yıprattığı görülüyor.

Ülkede yaklaşık yirmi milyon seçmen var. Felipe Gonzalez ve Sosyalist İşçi Partisi PSOE, 28 Ekim 1982 tarihinde 10 milyon oy alarak ilk kez iktidar oldular. 1989 mayısında ise 5.5 milyon işçi (yani seçmen) hep bir ağızdan, Gonzalez hükümetinin ekonomi politikasını değiştirmesini istiyor. Anlaşmazlık noktası çok açık. Ücret artışından, yaşam pahalılığından, işsizlik sigortasından çok öte bir mesaj veriyor: "Biz sosyalizm istedik, sen kapitalizmi benimsedin" diyorlar.

Doğru teşhis

PSOE ve Gonzalez, partinin adını ve sosyal tabanını değiştirir, gelecek seçimleri yeniden kazanır ya da yitirebilir. Ama İspanya'da kimse, sendikaların koyduğu bu teşhisin doğruluğunu tartışamaz. 1987 yılı sonunda yapılan PSOE kurultayında sendikalardan kopmaya başlayan İspanyol sosyalistleri, 14 Aralık 1988 yılından bu yana diğer Avrupalı meslektaşlarının daha önce tanıştığı bir bunalıma düştüler; savunduğu emekçi sınıfını karşısına alan bir sosyalist yönetim açmazı. Liberal sosyalizmi uygulamak isterken ortaya çıkan bu tür bunalımı, örneğin Fransa İspanya'dan önce yaşadı ve sendikalarla sosyalist hükümet arasındaki çatışma, son tahlilde sendikaların aleyhine sonuçlandı.

Ama başka hiçbir Batı Avrupa ülkesinde, işçi sendikaları ile sosyalist partiler, İspanya'da olduğu gibi karşılıklı taahhütlerde bulunmamıştı. İspanya'da, sendikalarla Sosyalist Parti arasında birincisinin ikincisine verdiği destek ve partinin sendikaya olan duygusal bağından başka bir uyum noktası da vardı: Toplumsal Antlaşma. İlki 1977 yılında, henüz PSOE iktidara gelmeden varılan bu yazılı anlaşmalara göre partinin ülkeyi sendikalara danışarak yöneteceği ve sosyalist çizgide bir toplumculuk izleyeceği güvencesine karşılık, sendikalar da ekonomi düzelinceye kadar özveride bulunmaya söz veriyorlardı. Aynı anlaşmalar, her iş kolunda ayrı ayrı yapılan toplusözleşme görüşmelerine de belli bir tabanı devlet eliyle koşul koyuyor, sokağa inmeyen ve aşırı isteklerde bulunmayan işçiyi patrona karşı kolluyordu.

Sendikalar, 1982 yılından 88'e kadar sözlerini tuttular. Tek tük önlenemeyen grev hariç, seslerini fazla yükseltmediler. Demokrasiye yumuşak geçiş, büyük ölçüde bu "Toplumsal Antlaşmalar" sayesinde başarıldı. PSOE, iktidarı rahatça sahiplendi. Hükümet ile sendikaların 89 başından bu yana attığı köprüler, işte bu toplumsal antlaşma geleneğinin ölümüdür. Yasını, iktidar hariç tüm İspanya tutuyor.

Felipe Gonzalez, sahip olduğu doğal karizmanın ötesinde, kültür düzeyi çok yüksek bir politikacı. Pek çok sosyalist yönetici, bakan ve başbakan yardımcısının karıştığı yolsuzluk dedikodusuna karşılık, Gonzalez'in adı ilk günkü kadar temiz. Son yoklamalara göre oy potansiyeli % 21'e düşen PSOE'ye karşın, Felipe Gonzalez her yüz İspanyol'dan otuzunun hâlâ gönlünde yatan aslan. İspanyol halkı sanki ağzına bakıyor Felipe'nin: Bu budalaca gidişe dur desin, eskiden olduğu gibi sosyal uyumu sağlasın diye bekliyor, umutla.

Felipe Gonzalez'in, 14 aralık genel grevinden hemen sonra istifa etmeye kalktığı kimse için sır değil. Sonra caydı ve yürürlükteki ekonomi politikasını, yani liberal sistemi adım adım savunmaya başladı. Tuttukları yolun doğruluğuna ve gerek demokrasi, gerek sendikalar için çok şey yaptıklarına inanıyor. Haksız da değil. Ama yeterli mi, o başka sorun. Felipe Gonzalez, üç varsayıma daha inanıyor: 1. PSOE'nin tutturduğu yolun doğruluğu 25 yıl sonra anlaşılacaktır, 2. PSOE'nin alternatifi yoktur, 3. Salt çoğunluğu yitirseler de yine en büyük parti olarak iktidarda kalabilirler.

Söz konusu varsayımların ne dereceye kadar doğru olduğunu, Gonzalez ve partisi için bir güven oylamasına dönüşen 15 haziran Avrupa Parlamentosu seçimlerinde görülecek.

[Fotoğraf altyazısı: Felipe Gonzalez — Sağa da sola da yaranamadı]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1