Kadın bakınca...
Cumhuriyet · 24 Eylül 1989
BARCELONA — Çizememek ne kötü! Sınırsız ve ıssız çölde çırılçıplak bir kadın. Karşısında, gözünü var olmayan bir kapının anahtar deliğine uydurup kendisine bakan bir erkek. Belki acemice bir Magritte özentisi, ama ne güzel bir tablo olurdu! Çizememek gerçekten kötü. Ama daha kötüsü var: Yazamamak.
Kadına bin yıllardır bakılıyor. Aşağıdan yukardan, uzaktan yakından, içinden dışından. Büyüteç altında bir böcek kadın. Görüntüsü, dokunmasından daha çok satıyor. Erkek çorabını bile, yanına kadın fotoğrafı eklemeden pazarlayamıyorlar. Tıraş sabunları, sevişir gibi köpürüyor. Kadın eli değmezse jilet markaları iflas ediyor. Olayın tersi; yani erkeğin kadın tüketiciye yönelik meta haline gelişi henüz emekleme çağında bile değil. Tiempo adlı haftalık İspanyol dergisinde gözüme çarptı: Barcelona'daki bir diskotekte alışılmadık bir striptiz gösterisi. Gencecik İspanyol kızlarını, çırılçıplak erkekleri çılgınca alkışlarken gösteren fotoğraflar.
Aslında buluş yeni değil. Batı dünyasında bunalımlı eşcinsellerin soyunup, sıkıntılı kadınların seyrettiği kulüpler yığınla. Ama İspanya'da her şey heyecanla yaşanır. İnsanlar sıkılmazlar, henüz bıkmamışlardır. Üstelik diskotek sahibi, dergideki yazıda, striptizcilerin kesin "maço" (yani erkek!) olduklarını garanti ediyordu.
Madrid'in kiralık kavalyelerinden sonra Barcelona'nın bu atılımı doğrusu görülmeye değerdi. Videosu Rambo'lu bir otobüse atlayıp Barcelona'ya gittim. Mercashow adını taşıyan lokal, inanılmaz bir yerdeymiş meğer. Barcelona'nın en büyük sebze ve deniz ürünleri halinin ortasında bir diskotek! Sahibi Jose Marie Sole, açıkgözün biri. Yalnız kadınlara yönelik ve İspanya'da denenmemiş bir gösteriyle, yeni aldığı kulübü birkaç haftada özgün bir üne kavuşturmuş. Mercashow'un müşterileri çoğunlukla 18 ile 25 yaş arası, güzel ve bekâr kızlar. Hanım arkadaşları eşliğinde olmak koşuluyla tek tük erkekler de var. Sırım gibi striptiz yıldızları dört kişi: Quim, Txema, Angelo ve Alex. Gecede üç gösteri sunuyorlar. Önce Ben Hur, Rambo vb. giyinip, sonra Adem babamız gibi soyunmaktalar.
En çok tutulan numara, "Dokuz Buçuk Hafta" adlı filmin parodisi. Filmde Kim Basinger'ın yaptığı striptiz sahnesini, Michael Rourke rolünü üstlenen Quim'e oynatarak dalga geçiyorlar. Giysilerinden arınıp minicik birer tanga ile kaldıklarında, salonun hali görülmeye değer. Hepsi iyi halli genç kızlardan oluşan müşteri topluluğu, çığlık çığlığa: "Torero, ole!", "Rambo sana kurban!", "Hadi iyisin amca!" diye tempo tutuyor.
Söz konusu deyimleri, Türkçeye benzeterek çevirdiğimi sanmayın. Deyimler söz be söz aynıdır. Ayrıca İspanyollarda da, tanımadıkları benzerlerine teyze, amca, dayı demek geleneği var. İlk günler sahnede soyunmakla yetinen striptizciler, hanımların kendilerini alkışlamakla kalmayıp dokunmak istediklerini çabuk anlamışlar. Seyirciler sahneye fırlamadan, onlar sahneden inip güzel İspanyol dilberlerine öpücük dağıtıyor, pazularını elletiyorlar. Kimi kez tangaların, eliçabuk bazı hanımlar tarafından "savaş ganimeti" olarak alındığı da oluyormuş. Biz böylesini görmedik. Ama bu kalabalığa karışmak, doğrusu yürek ister.
Diskoteğin sahibi, bu dört "maço"yu buluncaya kadar epeyce güçlük çekmiş. "Biz İspanyollar hâlâ boyut sorununu aşamadık" diyor. Striptizci adayların çoğu, tümüyle soyunmaları gerektiğini duyunca, beğenilmeme korkusuyla vazgeçmişler.
[Fotoğraf altyazısı: Sahnede soyunan erkekleri izleyen İspanyol kızların yüz ifadeleri en az sahnedeki görüntü kadar ilgi çekici.]

