Araba insanları
Cumhuriyet · 15 Ekim 1989
MADRID - Malaga'yı hiç unutmayacağım. Ufukta, Okyanus'la kırıştıran Akdeniz'in uçuşan mavisi. Önce malta eriği sandık: Palmiyeden çok manolya ağacı var! Gökten güneş yağsa da, manolyaların gölgesi serin oluyor. Yeni kentin ilginç bir yanı yok. Asıl görülmesi gereken, kuzgun renkli bir tepenin üstüne kurulu Alcazaba Kalesi ile Gibralfaro ya da Fener Tümseği. Biri Roma döneminden kalma, öteki Fenikelilerin imzasını taşıyor. Sonradan gelen Arap uygarlığı ikisine de kendi biçemini eklemiş. İspanyollar da yıkılıp gitmelerini sağlıyor. Kaleyi fenere bağlayan Andaluz bahçelerinden çaldığımız bergamotları, turunçları ve limonları, derin ceplerimize, fotoğraf çantalarımıza tıkıştırıyoruz. Yasak meyvelerin tadı daha lezzetli oluyor; ilaçlanmadıkları için daha sağlıklı hem de Fenerden kent merkezine inen asfalt yola park edilmiş araba bolluğu dikkatimizi çekiyor. Hepsi terk edilmiş bu arabaların. Kiminin camı kırık, lastikleri patlak. Kiminin farları, lastikleri, kapı kolları, silecekleri ve contalarına varıncaya dek ayıklanmış. Hepsi eski model. Sahipleri araba mezarlığına götürmeye üşenip buraya getirip bırakmışlar anlaşılan.
Yakından bakınca, gözlerimiz faltaşı gibi açılıyor: İçinde insanlar yaşıyor bu arabaların! Kıvıl kıvıl. Pis kokulu, saçı sakalına karışmış erkekler. Fersiz gözleri mor halkalı, çürük dişli kadınlar. Kara tırnaklı pis ellerini arabaların olmayan camlarından çıkartarak para istiyorlar, ayıp işaretler yapıyorlar. Irkilerek geri çekiliyoruz. Kendi semizliğimizden; iyi giyimimizden ve tokluğumuzdan doğan utanç duyduğumuz tiksintiye karışıyor. Kiminin elinden yeni kullanılmış bir enjektör sarkıyor. Zavallı ağzı, var olmayan görüntüler karşısında salyalı bir gülücükle çarpılmış.
Malaga'yı hiç unutmayacağım. Fenikelilerin fenerinden yirminci yüzyıl İspanyası'na inen 1,5 kilometrelik yolda 83 mezar araba, otuz küsur mezarsız insan saydım o gün. El País Gazetesi'nin yayımladığı bir araştırmaya göre yalnız Madrid kentinde, kişi başına düşen ulusal gelirin beşte birine bile ulaşamayan 694.000 yoksul varmış. Ve 30.000'i resmen açlık çeken bu insanlar, toplam Madrid nüfusunun %15'ini oluşturuyormuş. Gazete ayrıca, Madrid sokaklarında terk edilmiş bir arabada yaşayan dört kişilik bir ailenin fotoğraflarını da yayımlamış. Malaga'ya özgü bir olay değil bu anlayacağınız.
Viva Espanya! 2000 Programı, patlayan makro ekonomi, yükselen borsa, artan ulusal gelir, sosyalist iktidar, sağlam sendika, bilinçli seçmen, AT üyeliği, turizm cenneti, hepinize Viva!
[Fotoğraf altyazısı: Fransisco Espinosa, karısı Dolores ve on aylık kızı Noella ile bir Madrid sokağına terk edilmiş bu arabada yaşıyorlar.]

