Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1989

La kukaraça ziyafeti

Cumhuriyet · 12 Kasım 1989

BİLBAO — Adam gibi korsan dediğiniz, bir gözü kör, tek kulağı küpeli olur. O tek küpenin, aşılması pek güç Cap Horn burnunu geçmeyi başaran usta denizcilerin alamet-i farikası olduğunu öğrenmek için Baskistan'ı mesken tutup Okyanus insanlarının büyülü dünyasını paylaşmam gerekti.

Şimdilerde değil Cap Horn'u, kendi burun sivilcesinden bile öteyen geçemeyen erkekler bile küpe takıyor. Sap saman birbirine karıştı, kulak halkaları bazı ülkelerde sanıldığı gibi eşcinsellik işareti bile değil. Ama Kastilya krallarının bayrağını yüzyıllardır yedi enginde dalgalandıran Bask denizciler, hâlâ Cap Horn efsanelerini anlatır İspanya limanlarında. Öyle belalı bir enlemmiş ki Cap Horn, kimi yelkenliler fırdöndü rüzgârların ekseninden bir türlü kurtulamaz, oldukları yerde dönüp dururlarmış aylar, hatta yıllar boyunca. Mürettebatları kimi kez açlıktan ölürmüş bu teknelerin. Kimi kez, elle tutulur gibi görünen Ateş Toprakları'na, belki yüzerek varırız umuduyla kendilerini denize atıp, balıklara yem olurlarmış.

Dört başı mamur korsan öykülerinde anlatılan "hayalet gemiler" bu, dümeni boşa dönen, yelkenleri lime lime, ıssız tekneler işte. Cap Horn burnuyla Güney Amerika kıtasına bağlanan, sarp yamaçlı, vahşi doğalı Tierra de Fuego, yani Ateş Toprakları; Patagonya steplerinin Antarktik denizine uzantısı oluyor. Utanarak söylüyorum; Latin Amerika'nın Avrupa kapısı sayılan İspanya'ya gelmeden önce "Patagonya"yı, Kaf dağının siyasalcası gibi alaycı bir uzaklık ölçüsü, uyduruk bir yer sanırdım. Bu bilgisizliğimin vebali, Avustralya'daki koyun sayısına varıncaya dek bir sürü gereksiz ayrıntıyı ezberletip, yalnızca kendi mıymıntı adını belleğimize kazımayı başaran coğrafya öğretmenimizin boynunadır. O kendjni bilir. Tiftik keçisi nüfusuyla Tuna nehrinin debisi arasında sıkışan eğitim sürecimizde koskoca Patagonya resmen ıska geçilmiştir. Oysa 800 bin km²'lik bir alanı işgal ediyor bu dünyada Patagonya. Şili ile Arjantin arasında paylaştırılmış topraklarında yaşayan özgün halka ise "Patagonlar" deniyor. Yeryüzünün son ekolojik cennetlerinden biri aynı zamanda. İnsanları, hayvanları ve ilginç bitki örtüsüyle tekil ve el değmemiş bir doğal park oluşturuyor.

İspanya sayesinde doldurduğum üçüncü entelektüel boşluk ise ayıptır söylemesi, "hamam böcekleri!" Yaşamınızın belli bir anında, mutlaka sizin de kulağınıza çalınmıştır, "La Kukaraça" diye bir Latin Amerika şarkısı. Bu kıtanın müziğini yapan orkestraların repertuarlarında bol miktarda bulunur. Kurutulmuş süs kabaklarını şıngırdata şıngırdata "La Kukaraça, La Kukaraça", diye neşeli bir havayla başlar. Üstünüze afiyet, söz konusu "La Kukaraça"nın İspanyolcada "hamam böceği" demek olduğunu öğrenmek için de benim buralara gelmem gerekti.

Yıllardır kulağımızı şenlendiren "kukaraça"lar; geçenlerde Madrid'in en büyük (ve eski) hastanelerinden birinde, hastaların yemek tabaklarında boy gösterdiler. Yediklerini önce (hafifçe) kavrulmuş iç fıstıklı paella pilavı sanan hastalar, bilimin henüz iç fıstıklara ayak takacak kadar ilerlemediğini öğrenince; hamam böcekleri yutmuş olduklarını anlayarak çığlığı bastılar.

Gregorio Maranyon hastanesinin mutfaklarında yapılan kısa bir inceleme; söz konusu sağlık merkezinin milyonlarca hamam böceğine şifa ve afiyet dağıttığını ortaya çıkardı. İspanyol yetkililer, hastaneyi bu sarı kukaraçalardan temizlemek için kolları sıvamış ve bu iş için milyonlarca peseta ayırmış bulunuyorlar. Ne var ki, hastaları bir süre kapı dışarı etmek söz konusu olamayacağından, "şok ilaçlama" yapamıyorlar. Azar azar girişmek zorundalar. Ufak ufak temizlenirken, ufak ufak çoğalan kukaraçaların durumu, şimdilik umutsuz değil.

Bu arada, İstanbul'dan Madrid'e dünyanın dört bucağında rastlanan sarı hamam böcülerinin, özellikle kaloriferli yapıları yeğleyen ve "kent kökenli" soyluluklarının yanı sıra "Sarışın Alman" diye adlandırılan bir tür oldukları açıklandı.

Doğrusu "hamam kültürü"nün yalnızca karafatmalar değil, Sarışın Alman türleri üretmekte olduğunu öğrenmek beni çok rahatlatmış bulunuyor. Ya sizi?

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1