Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1990

Kadının kotası var

Cumhuriyet · 14 Ocak 1990

MADRİD — Bir gün, kız arkadaşımla kocalarımızı çekiştiriyorduk. "Biz onları kötü eğittik" dedi, "Analarımız da babalarımızı kötü eğitmişti" Haklıydı. Feminizm olgusuna çoğu kişi, bir erkek-kadın rekabeti olarak yaklaşıyor. Oysa feminizm, her şeyden önce kadınların kendi kafalarında yapmaları gereken bir temizlik. Kendimizi yüzyıllardır davar gibi sürülmeye koyverdikten sonra, "kötü yönetiyorsun" demek çok kolay. İşte kadın kotalarının değiştireceği denge bu; Karar ve yönetim mekanizmalarında yer almak, sorumluluk taşımak.

1988 yılı ocak ayında yapılan 31. PSOE Kongresi'nde aynı zamanda iktidar partisi olan İspanya Sosyalist İşçi Partisi'nin tüm organlarında en az % 25 oranında kadın üyelerin görev alması zorunluluğu getirildi. Ve bu "sünnet" değil, "farz" olan karara, Sosyalist Enternasyonal'in benimsediği "kadın kotası" adı verildi. Söz konusu kararın İspanya ölçeğindeki ilk uygulaması, 29 ekim genel seçimleriydi. Sosyalist Parti, seçim kampanyası başında, her yüz milletvekili adayından 25'ini kadın bulabilmekte güçlük çekti. Fakat sonunda, PSOE listelerinde değil % 25, tam % 28 oranında kadın adaylar yer aldı. Bu sayısal kota, yeni seçilen meclis tablosuna Sosyalist Parti sıralarında % 17.6 oranında kadın milletvekili olarak yansımış bulunuyor. İktidar Partisi PSOE'nin, şimdiki durumda aralarında Başbakan Felipe Gonzalez'in karısı Carmen Romero'nun da yer aldığı 30 kadın milletvekili var. Hükümetteki beş bakan ve hükümet sözcüsü de kadın.

Bu arada Sosyal İşler Bakanlığı'na bağlı bir Kadın Enstitüsü, sekiz yıldan bu yana etkinlik göstermekte. Söz konusu kuruluş, gerek devlet gerekse toplum katında var olan cinsiyet ayrımına dayalı; alışılmış, kanıksanmış tüm kuramsal ve uygulamalı haksızlıklarla boğuşuyor. Kendi hakkını koruyup arayamayan hemcinslerinin imdadına yetişiyor.

İspanya'da kadınlara karşı ne haksızlık olabilirmiş, demeyin. Kadın Enstitüsü Başkanı Carmen Martinez Ten (kendisi pek güzel bir hanımdır), neler anlatıyor bakın: "İşsizlik oranı, kadınlar arasında % 27.6, erkekler arasında ise % 15.1. Ve iş bulabilenler arasında eşit işe karşın kadınlar, erkeklere oranla % 18 ila 19 daha düşük ücretlerle çalıştırılıyorlar. Son yıllarda İspanyol kadını olarak elde ettiğimiz hakları düşünürsek, karamsar olmaya gerek yok. Ama yolumuz henüz uzun ve bu yolun gidişine yalnız biz kadınların değil, tüm toplumun geleceği bağlıdır. Çünkü o toplumu büyük ölçüde biz yaratıyoruz."

Çıtı pıtı enstitü başkanının karizmasına rağmen, İspanya'nın ulusal ölçekteki feminist lideri Cristina Almeida. Yüz kiloda güreşen, dünya şekeri bir hatun. Ağzını açtığı zaman, gülmekten kırıp geçiriyor ortalığı. Aynı zamanda İspanya Barosu'nun en parlak avukatlarından biri olan Cristina, son seçimlerde komünist koalisyon Birleşik Sol saflarından milletvekili seçilerek meclise girdi. Birleşik Sol Koalisyon'un kadın kotası % 35. Cristina, partisi tarafından "kota muhtarı" olarak görevlendirildiği gün açıkladı: "Yüzde 35'i aşacağız. Nüfusun yarışından fazlasını kadınların oluşturduğu bir toplumda, çok bile bekledik. Kota mota diye dudak büküp, temelinde kadınların üst yönetim mekanizmalarında yer almasını istemeyenler, resmen anti-demokratiktirler."

Sağ partilerin; "Bu iş kotayla değil, kafayla olur" yollu eleştirilerine ise şöyle yanıt verdi: "Kadın kotaları yokken dünyayı ve İspanya'yı yöneten, üstelik işbaşına kotasız gelen erkeklerin elinde varılan nokta meydanda. Kotasızlıktan başka, kafasızlıklarını da yeterince kanıtladılar. Şimdi sıra biz kafasız kotalılarda. Daha kötü yapabileceğimizi hiç sanmıyorum."

Christina Almeida'nın feministlik anıları, halk fıkrası gibi dilden dile geziyor. Bunlardan biri şöyle:

Ünlü avukat, henüz milletvekili değilken Madrid'den Valencia'ya gitmek üzere uçağa biner. Uçakta o gün bir hostes değil, erkek steward hizmet etmektedir. Çok tanınmış biri olan Cristina'ya büyük izzet ikram gösterilir. Ama Cristina bir süre sonra stewardı çağırarak kâğıt kalem ister, havayollarına şikâyet dilekçesi yazacağını belirtir. Erkek görevlinin eli ayağı dolaşır: "Aman efendim, yoksa bir kusur mu işledik?"

Cristina, "Yoo," der, "Ama 1.80 boyunda, geniş omuzlu ve güzel yüzlü değilsin." Adamcağızın tepesi atar: "Ne yani, fizik görünüşüm hizmetime etken mi?"

Cristina cevabı yapıştırır: "Öyleyse niye kadın hostesierin 1.65'ten uzun, güzel yüzlü ve genç olmaları koşul koyuluyor? Kural buysa, benim de senden daha yakışıklı bir stewarda hakkım var!"

Doğal olarak bütün bu anlattıklarımız, etini gül suyunda kaynatıp beynini zemzemle sulandırdıktan sonra, kendini bir çöp yığını gibi kara torbalara tıkan kadınlara değil. Ya da daha kötüsü, sokaklarda "fırsat eşitliği!" diye bağırıp, sonra yatağa teslim oluyormuş gibi giren ve "kendi arzusu dışında zevk alıyormuşçasına" oryantal pornografi yapanlar için hiç değil. Bunlar, feminizme gölge etmesinler, başka ihsan istemez.

[Fotoğraf altyazısı: İspanya'da iktidar partisi PSOE'nin milletvekilleri arasında Başbakan Gonzalez'in karısı Carmen Romero da var.]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1Gazete kupürü 2