Ressamlar ressamı Velasquez
Cumhuriyet · 30 Ocak 1990
MADRİD — Madrid Prado Sarayı, dünyanın sayılı resim müzelerinden biri. Zaten İspanya'yı uluslararası kültür platformunda öne çıkaran iki sanat dalından biri resim, diğeri de edebiyat. 1989 yılında, yazar Camilo Jose Cela ile edebiyat dalında 7. Nobel Ödülü'nü kazanan İspanya, 90'lı yılların ilk diliminde, Prado Müzesi tarihindeki en önemli resim sergisini düzenledi. Seksen tablodan oluşan bir Velazquez şöleni.
Söz konusu sergi, görkemli bir törenle İspanya Kralı Juan Carlos de Borbon tarafından açılmış bulunuyor ve yaklaşık bir milyon meraklının ziyareti bekleniyor. Yerli ve yabancı kaynakların "yüzyılın en önemli resim olayı" olarak niteledikleri sergiye giriş, İspanyollar için parasız. Velazquez'in biraz İspanya demek olduğunu düşünen yetkililer, sayılı (toplam 81 tablo) resimleri dünyanın en büyük müzeleri arasında pay edilen bu ressamın tüm yapıtlarını ilk ve son kez bir arada görmeye, tüm "İspanyolluk" hakkı olduğunu düşünmüşler. Sergiye giriş, bu yüzden parasız. Devlet müzelerinin bir üstünlüğü de böyle halk hareketleri kuşkusuz.
"Diego de Silvay Velazquez", adının tanınmışlığı bir yana sanatına hemen hepimizin gözü alışık bir ressam. 1970'li yıllarda Çiçek Pasajı'nı süsleyen "Sarhoşlar", "Börek yiyen çocuk" tablolarının, üstüne kızartma yağı sıçramış, sinek pislemiş röprodüksiyonlarını kim anımsamaz? İstanbul camcılarının da favorileri arasındadır Velazquez. Ancak korkunç çerçeveler içinde sırıtan bu camekân Velazquez'leri aslında gerçek Velazquez tablolarının içinden alınmış ayrıntı röprodüksiyonlarıdır. Zamanında Çiçek Pasajı'nı süsleyen "Sarhoşlar", gerçek "Sarhoşlar" tablosunun bir bölümünü gösterir. "Börek yiyen çocuk" da aslında uzun isimli, büyük bir kompozisyonun detayıdır.
Velazquez, birçok rekoru elinde tutan bir sanatçı: röprodüksiyonu en fazla alınan ressam olmanın dışında, ressamlar tarafından en çok kopya edilen ve en önemlisi, gelmiş geçmiş tüm büyük ressamların değeri üzerinde tartışmasız fikir birliği içinde oldukları "tek" sanatçı olmak niteliğini koruyor. Pablo Picasso, Velazquez'in en önemli yapıtlarından "Las Meninas" tablosunu aynı ad, kurgu ve kişilerle alıp kendi kübik yorumuyla yeniden çizmiş. Salvador Dali, Velazquez'in portrelerini serpiştirmiş birçok resmine. Soyut İspanyol resminin yaşayan en önemli temsilcilerinden Antonio Saura, Velazquez üzerine bilmem kaçıncı kitabı hazırlamakta. Velazquez'e "Ressamların Ressamı" denilmesi, gerçekten de ressamların üzerinde en çok çalışıp uğraştıkları "usta" olmasından ileri geliyor.
Madrid'deki sergi, 17. yüzyıl Avrupası'nda Descartes'in düşünce dünyasında yaptığı devrimi resimde biçimlendiren bu dev sanatçının günümüze kadar gelebilen yapıtlarından biri hariç, tümüne içeriyor. Velazquez'in yüze yakın tablosundan seksen biri korunabilmiş. Seksen tablo, Madrid'de buluştu. Bir tanesi, Roma'dan gelmedi. Önemli değil, bir papa resmiydi. Velazquez de yapmış olsa bütün papalar birbirine benzer ve ölüden imamlar hoşlanır.
Diğer tabloların toplanması için önce New York Metropolitan Müzesi'yle pazarlık etmek gerekti. Önce Prado Müzesi, içlerinde "Vulcain'in Demirci Ocağı" ve "Las Meninas" gibi önemli yapıtlar bulunan bir dizi Velazquez'i New York'a gönderdi. Metropolitan Müzesi, Madrid'dekinden daha küçük çapta, güzel bir Velazquez sergisi düzenledi. Sonra Prado'ya geri vereceği tabloların yanına kendi koleksiyonunu da katıp Madrid'e yolladı..
Fakat serginin başyapıtı Londra National Gallery'den geliyor: "Aynadaki Venüs". Söz konusu tablonun gelişi, alınan güvenlik önlemleri, başlı başına bir olaydı. Münih'ten Viyana'ya, dünyanın dört bir yanından gelen seksen Velazquez, mart ayı sonuna değin Madrid'de kalacak. Prado yetkilileri, "Yinelenmesi olanaksız bir çaba," olarak niteliyorlar sergiyi.
Diego Velazquez, Santiago Şövalyesi ve saray adamıydı. 1599-1660 yılları arasında, kendisinden başkasına resim yaptırmayan ve onu sanatında özgür bırakan 4. Felipe zamanında yaşadı. Yalnız kralın değil soytarıların, sokakların, sakatların resimlerini çizdi. Öyle ki çağımız hekimleri, Velazquez'in, düşkün insanları resimlediği tablolara bakarak kimin hangi hastalığın belirtilerini taşıdığını söyleyebiliyorlar. Enstantane dediğimiz durdurulmuş bir anlık zamanı görüntüleyen bu dâhi sanatçı için Théophile Gautier "Onunla birlikte İspanyol resmi de öldü," demeye getirir. İspanyol resmi elbet Velazquez'le ölmedi. Ama gerçeği çizerken "ötesine" geçen dehası, hâlâ aşılamıyor. Önümüzdeki iki ay içinde yolu Madrid'e düşenlere duyurulur.
[Fotoğraf altyazısı: BİR BAŞYAPIT — Velazquez'in günümüze kadar gelebilen 81 yapıtından 80'i, bu sergi için Prado Sarayı'ndan buluştu. Fakat serginin başyapıtı Londra National Gallery'den gelen "Aynadaki Venüs" oldu. Tablonun güvenliği için alınan önlemler başlı başına bir olaydı.]

