Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1990

Boşlukta uçuşan tüy gibi erotizm

Cumhuriyet · 18 Şubat 1990

MADRİD — İspanyolluğuna saygılı her İspanyol kadınının üst dudağı biraz gölgeli olmalıdır. İnce ses "caiz" değildir. Saat başı koyu kahve ve zincirleme sigarayla kısa sürede çatallı ve seksi bir ses sağlanabilir.

Ayak bilekleri oldukça ince, kalça ve göbek yerinde gerekmektedir. Göğüsler büyük de olabilir, küçük de. Önemli olan gerdan açıldığı zaman "kemiksiz" bir manzara sunmalıdır. Kuzeyden gelen gıllığışsız ırkların yerleştirmeye çalıştığı köprücük çıkığının güzelliği falan palavradır.

İspanyol kadını sabrı dar, kıvrımları geniş bir cinstir. Havyardan anlamayanlar tadını garip bulurlar. Acemileri çarpar, oburların midesine oturur. Fakat bu tanımlama, geneli dile getirirken bütün İber Yarımadası dişilerine eldiven gibi uymuyor elbet. Çok ince, çok uçucu İspanyol dilberleri de var.

Madrid Barajas Havalimanı, sabahın ilk ışıkları. Dış hatlar terminali, en sevdiğim peygamber Nuh'un gemisini andırıyor. Kolombiyalılar, Meksikalılar, Arjantinli seçkinler, Perulu melezler, ne ararsan var. Çeyrek saatten yarım güne uzanan bir aktarma beklentisinde, kimi yayılmış, kimi düpedüz yatıp sızmış rahat koltuklara. Bunların çoğu Latin Amerika'dan İspanya'ya düzenlenen turların müşterileri. Okyanus'u aşıp eski "baba"larını görmeye geliyor; 10 gün içinde Prado Sarayı'nı koşar adım, Corte Inges Mağazaları'nı emekleyerek, Flamencolu Madrid gecelerini ise sürünerek "taraf" edip dönüyorlar.

Bu renkli kalabalık arasında, yedi milletten işadamları da cirit atıyor. İspanya bir yatırım cenneti: Fransızlar, İtalyanlar, Almanlar, bu ülkede iş kapabilmek için birbirlerini çiğnemekteler. İki dirhem bir çekirdek giyimleriyle dikkati çeken bu beyler, havaalanında güzel kokular saçarak dolaşıp kendileri gibi şık "Duty Free Shop"lardan gönlü hoş edilmesi gereken bir hanıma son dakika armağanı aramaktalar.

Bekleme salonunun boş köşelerinde bir kadın çarptı gözüme. Genele uymasa da İspanyol mutlaka. Başında yumuşak ve kahverengi bir fötr şapka var, bu ayrıntı ile ilginç kılıyor kendisini. Kalkış ışığı yanıp sönen Milano yolcularının alındığı bölmenin önünde oturmasına karşılık, o uçağın yolcusu değil; aktarmasına daha çok var, belli. Yanına gazeteleri istiflemiş, büyük bir dikkatle okumakta.

Elli yaşlarında, kır saçlı ve yakışıklı iki İtalyanın dikkatini çektiğinin ayrımında bile değil. İtalyanlar, Milano çağrısına uymadıklarına göre, bir sonraki Roma uçağını bekliyor olmalılar. Giyimlerinden, "ne oldukları" anlaşılmıyor. İkisinin de sırtında çok pahalı spor ceketler var. Ama kadife pantolonları ve kadının yanına oturanın elindeki Tirol şapkası ile Madrid'e ihale görüşmeleri yapmaya gelmiş olamazlar. Ayakta volta atan İtalyan, bir süre sonra oturanın yanına dikilip şapkalı kadının duyacağı bir sesle şöyle dedi:

"Sen de kendininkini şapka sayıyorsun. Bak, şapka dediğin sinyorinanınki gibi olur!"

Şöyle bir dönüp süzdükten sonra "doğru" diye yanıtladı beriki. "Onun şapkası benimkinden güzel. Ama bir eksiği var..."

Kadın okumayı bırakmış, hafif bir gülümseyişle izlemeye başlamıştı, komşularının kendisine yönelik tuluatını. "... Fakat bu eksiği biz giderebiliriz!" diye sürdürdü sözünü şapkalı İtalyan. Zarif bir hareketle cebinden portföyünü çıkardı, açtı ve bir küçük tüy demeti uzattı kadına: "İçinden yalnız bir tane çekebilirsiniz."

Kadın açıkça gülüyordu artık. Yeşil ışıltılı güzel bir tüy çekti de metin içinden.

"Şimdi bunu şapkanıza takın!"

Kahverengi fötr çıkarılıp özenle takıldı tüy. Kadın İspanyolca, adamlar İtalyanca konuşuyor, ama rahatlıkla anlıyorlardı birbirlerini.

"Çok teşekkür ederim, ama siz tüycü müsünüz?"

"Öyle sayılır" diye güldü İtalyanlar. "Avcıyız biz. Av mevsimi açıldı ya, İspanya'da yaban ördeği avlamaya geldik. İşte bunlar vardığımız ördeklerin güzel birkaç tüyü." Kadının doğayı fazlaca tanımaması olasılığına karşı eklediler: "Hani şu göç eden yeşil başlı kuşlar!"

O sırada, Roma uçağının anonsu duyuldu. Ayaktaki, saate baktı: "Haydi" dedi arkadaşına, "Uçağı kaçırmayalım."

Kadının elini hafifçe eğilerek sıktılar: "İyi yolculuklar sinyorina. Nereye giderseniz gidin, bu tüy uğur getirir size!"

"Çok ihtiyacım var" diye güldü kadın. "Kimin yok ki?" diye yanıtladı biri. Sonra tam uzaklaşırken, çapkın bir göz kırpışıyla dönen öteki "Tabii anlamışsınızdır" dedi. "Yalnızca şapka değil güzel olan!"

Kadını öylece, şaşkın bırakıp uzaklaştılar. Birkaç dakikaya sığın bir zaman diliminde; havada amaçsız, umarsız bir erotizm uçuşmuştu. Geçmişi ve geleceği olmayan bir flört, bir duygu hovardalığı. Belki yıllarca anılacak bir imge, tüy gibi hafif ve ince bir anı.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1Gazete kupürü 2