YÖK'zede değil, maço erkek
Cumhuriyet · 24 Mart 1990
MADRİD — Övülse de yerilse de bugün Türk tiyatrosunda Memet Baydur adlı bir değişiklik var. Limon, Yalnızlığın Oyuncakları, Cumhuriyet Kızı, Yangın Yerinde Orkideler adlı piyesleri Ankara ve İstanbul sahnelerinde sergilenen bu verimli yazarımızı; son zamanlarda kimi kızartıp yemek hevesinde, kimi buğulamasını hayal ediyor, bazıları ise tütsüleyip başuçlarına asmış bulunuyor. Memet Baydur "balığını" ben de doğal çevresinde, yani yaşadığı Madrid sularında avlamaya çalıştım.
— Cumhuriyet Kızı adlı oyununuz net bir biçimde YÖK'zedelere saldırı olarak algılandı. Oyunda cücelerin mutlaka aydın olmaları gerekiyorsa; örneğin yazar, müzisyen, gazeteci vb. de olabilirlerdi. Niçin üniversite profesörleri? Bu seçimde profesörlerin gündemde oluşunun etkisi yok mu?
— Sorunuzun birinci bölümüne katılmıyorum. Oyun, seyircilerin çok küçük bir bölümü tarafından YÖK'zedelere saldırı olarak algılandı. Bir avuç insan işi o yana çekmeye çalıştı. Gerçek profesörlerin ve aydınların, bu oyuna düşünceli güldüklerini umuyorum ben. 1452'lik yasayla üniversiteden uzaklaştırılmış olsun olmasın, bu kadar sert hakaret ve küfürle oyuna karşı çıkanların, 1453'lük olduklarını düşünüyorum. İstanbul'un fethinden kalma insanlar yani. Oyunda yedi tane profesör oluşunun nedeni, yazarlıkla ilgili teknik bir seçim aslında. Toplumun en aydın, en süzülmüş, en ince kesimini simgelerken bize de en yakın duran topluluğu oluşturuyorlar. Oyunumda, konuşan ve "her şeyi" bilen bir orospunun çevresine yedi adet Türk erkeğini toplamam gerekiyordu. Yalnızca bir güldürü yazmak için yola çıktım. Ama ben "siyasi kurgu-bilim üstüne dramatik bir trajikomedi" yazmak istemiştim. Pakize'nin orta ikiden ayrılmış olması, her şeyi bilmesini engellemiyordu kurguda. Erkeklerin de en çağdaşlarımız arasından seçilmiş olması, oyunu daha da acıklı ve gülünç kılmak içindi.
— "Yangın Yerinde Orkideler" adlı oyununuzda da aynı aykırılıklar simetrisi kurulmuş. Kimi kişilerin iyice çerçevelerinin dışına taşıyorlar. Bunu açıklar mısınız biraz?
— Yangın Yerinde Orkideler'de Nuri, köprü altında evsiz barksız bir serseri. Ama ağzını açtığı anda geniş bir kültür ve müthiş bir hayal gücünden yola çıkıyor. Peri Pakize de öyleydi. Bu benim tiyatromun temel taşlarından biri. İnanılması güç bir karakteri, sözcüklerle, aksiyonla, inanılır hale getirmek. Yarın oraya uçan daireden bir Merihliyi de indirebilirim ben. Siyasal ağırlıklı, çok da güzel bir oyun olur. Cumhuriyet Kızı'na yöneltilen eleştiriler arasında, fazla geniş bir hayal gücüne sahipliğim de vardı. Bir kurmaca yazarının "fiction" ile uğraşan birinin geniş hayal gücüne sahip olmakla suçlanmasını çok hoş buldum! Söz konusu gücü, mizah duygumla pekiştirerek bu komik "eleştiri"den ayrı bir oyun çıkartabileceğimi umuyorum.
— Peki tiyatro türü olarak sizin beğenileriniz ve seçiminiz neler?
— Benim tiyatroya soyunmamda, ilk gençlik yıllarımda, rahmetli Güner Sümer'in çok etkisi oldu. Yakın dostumdu. Dolayısıyla o zamanki AST'ın repertuarına bakılırsa, beni birinci elden etkileyen tiyatro eserleri kolaylıkla anlaşılır. Neyi oynuyorlardı? İşte Samuel Beckett oynuyorlardı, Brendan Behan, Maksim Gorki, Sartre, Orhan Kemal ve şimdi aklıma gelmiyor, ama bir dizi başka Türk yazarlarının da eserlerini oynuyorlardı. Yani bir ulusal tiyatro yaratmak peşinde değildi AST, Asaf Çiyiltepe ve Güner Sümer döneminde. Bir şeyin peşindeydi; ama dünya çapında en iyi tiyatroyu yapmak...
Etkilenmelerim konusunda şimdiye dek hiç sözünü etmediğim bir şey anlatmak istiyorum; Melih Cevdet Anday ve "Mikado'nun Çöpleri" oyunu benim yazarlık yaşamımda özel bir yer tutar. İlk oyunum "Limon", benim için "Mikado'nun Çöpleri"nin oynandığı apartman dairesinin alt katında geçer. Aynı gece. Bu tabii ne oyunun metninde ne de daha sonraki söyleşilerimde yer aldı. Benim kafamda aynı gece, aynı kar yağmaktadır ve üst kattaki sahnede "Mikado'nun Çöpleri", görünmeyen alt sahnede de "Limon" sergilenir. "Mikado'nun Çöpleri"nde kucağında kundakta bir bebekle bir kadın ve bir erkek; adamın evine gelirler. Çocuk yandaki odada uyur, erkekle kadın sabaha kadar konyak içerek birbirlerini didiklerler. Limon'da da lapa lapa kar yağdığı bir akşamı, 6 kişi bir araya gelir ve sabaha kadar içki içerek konuşurlar. Aynı sonuçlara varırlar, başka yerlere giderler; eninde sonunda iki ayrı oyundur. Ama "Mikado'nun Çöpleri"nin benim tiyatro yazarlığım üstünde çok büyük etkisi vardır. Limon'u seyreden gerek yazar, gerek eleştirmenlerimiz buna teğet bile geçmediler. Başka etkiler, başka saplantılar arandı. Şimdi bunu açıklamış oluyorum.
— Cumhuriyet Kızı'nda tahtakurularının kadın ve erkek ilişkilerine izdüşümü var. Ama siz hep erkekleri eleştiriyorsunuz. Oysa, yusufçuğun, peygamber devesinin çiftleşmelerini de bilirsiniz. Kadının önyargılı, kurnaz, fırsatçı ve kalleş olanı hiç ilgilendirmiyor mu sizi? Bu şövalyeliğin ardında kibar bir "maçoluk" gizli değil mi?
— Yok kadına suç yüklemediğim, yalnızca Cumhuriyet Kızı için geçerli. Söylediğiniz böceklerin çiftleşmesi de ayrı bir oyun konusu. On yıl içinde sekiz oyun yazdım. Şimdi dokuzuncu üstünde çalışıyorum. Belki kadınların da sırası gelecek. Erotizm, benim için çok önemli. Maçoluğun olduğu yerde erotizm olamaz. Bir erotika kurabilmek için en az iki kişi gerekli. Oysa "maço" hep yalnızdır. Ben kadınları çok seviyorum ve paylaşmacıyım.
— Cumhuriyet Kızı, Yangın Yerinde Orkideler ve Maskeli Süvari için bir üçlü diyorsunuz...
— Evet. İlk ikisinde eğildiğim zaman ve insan kesitleri raslantı değil. Bu üçlemenin son oyunu olan Maskeli Süvari'de toplumumuzun başka bir kesimiyle uğraştım. Ama o oyundan şimdi söz etmek istemiyorum.
— Memet Baydur, Mehmet Baydur'a bir şey sormak ister miydi?
— Hayır. Sizin yerinizde olsam, bu röportajı da yapmazdım kendimle. Beğenilmek, eleştirilmek benim sorunsalımın dışında kalıyor. Yani bu oyunların hiçbiri oynamasa da ben yine yazmayı sürdüreceğim.
[Fotoğraf altyazısı: EROTİZM ÇOK ÖNEMLİ — Memet Baydur'a göre erotizm çok önemli. Ancak maçoluğun olduğu yerde erotizmin olamayacağını belirten Baydur "Maço hep yalnızdır" diyor.]
