İspanya'da terör yenik düştü
Cumhuriyet · 4 Nisan 1990
BİLBAO — İspanya'da bundan iki yıl öncesine kadar halk arasında taraftar bulan terör örgütleri, toplumdan gördükleri psikolojik ve ekonomik desteği tümüyle yitirmiş bulunuyorlar. 1977 yılından beri liberal Adolfo Suarez hükümetinin başlatıp sosyalist Felipe Gonzalez hükümetlerinin sürdürdüğü "devlet politikası" terör örgütlerini dayandıkları toplum kesimlerinden kademeli olarak soyutlamayı başardı. Ülke çapında düzenli olarak yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuncusu, en şiddetli terörün yaşandığı Bask bölgesinde 1976 yılında halkın %78.4'ü tarafından desteklenen ayrılıkçılığın artık yalnızca %22 oranında yandaş bulduğunu göstermekte. Söz konusu oran yaklaşık 550.000 kişiyi kapsıyor. Bunların yalnızca yarısı ayrılıkçı terör örgütü ETA yanlısı, diğerleri barışçıl yollardan bağımsızlığa ulaşmayı savunuyorlar. Kırk milyonluk İspanya nüfusu içinde 2.5 milyonluk bir azınlığı oluşturan Bask halkı arasında teröristlere karşı giderek tepki, terör yanlısı olanların artık bunu açıkça söylemelerini engelliyor. Oysa 1975 yılında Franco ölene kadar yalnızca Bask ülkesinde değil tüm İspanya'da ETA'nın büyük bir lojistik desteği ve saygınlığı vardı. İspanyolların ezici çoğunluğu tarafından onaylanması dışında, Fransa devletinden bile açıkça yardım görüyorlardı.
En etkili silah
Aslında İspanya'nın başında bir değil üç büyük terör örütü derdi var: 1) Bask ayrılıkçı örgütü ETA. 2) Katalonya bağımsızlık ordusu Terra Lliure, 3) Galiçya bölgesi GRAPO komandoları. Bu örgütlerin üçünün de kuruluşu aşağı yukarı aynı tarihlere ve nedenlere dayanıyor. En büyükleri ETA, 1968'den bu yana kurumlaşmış bir terör örgütü. Franco rejimine karşı verdiği etkili mücadele, İspanya'da kimse tarafından yadsınamıyor. Söz konusu dikta yönetimi sırasında Bask toplumu, iç savaş sırasında cumhuriyetçilerin "en çok direnenler" safında yer almak suçundan büyük baskı altında kalmışlardı. Dillerini konuşmaları, Bask kültürüne sahip çıkmaları, hatta çocuklara Bask adları verilmesi yasaklanmıştı. Oysa Bask toplumu, İber Yarımadası'nda İspanyollardan önce vardılar. Beş bin yaşında olduğu hesaplanan ve İspanyolca ile hiç akrabalığı olmayan özgün bir dilleri var. Hiçbir zaman devlet olmamakla birlikte, 15. yüzyıldan beri İspanya krallığına adı konmamış federatif bir bağlılık gösteren özerk bir yönetim oluşturuyorlardı. 1977'ye kadar ETA saflarında aktif görev yapan militanların %92'si demokratikleşme süreci içinde yeraltı eylemlerine son vererek teslim oldular.
Adolfo Suarez hükümeti özel bir yasayla hemen tüm terör hükümlülerine af çıkardı. Örneğin, Burgos davası diye anılan ve Franco döneminde bir generalin ölümünden sorumlu üç sanıktan ikisi, bugün Bask bölgesini milletvekili olarak temsil etmekteler. Fakat bu teröristlerden küçük bir bölümü, 1977'den sonra tam bağımsızlığı hedef seçerek silahları bırakmadılar. Oysa tam demokratik parlamenter sistemi benimseyen yeni siyasal yelpazesinde İspanya, yasadışı ETA'nın yan kuruluşu ve sözcüsü, ayrılıkçı bir partiye (Herri Batasuna) bile yer vermiş bulunuyor. Devlet, terör yandaşları ve teröristlerle mücadelede iki yönteme sadık kaldı: 1) Bu kişi ve kurumları, tüm provokatif tutumlarına karşı, yerüstü faaliyetleri çerçevesinde "yasal" kabul etmek. 2) Teröre gösterdikleri "gerekçeleri zamanla geçersiz kılmak." Demokratik sürecin başlangıcında yasallaştırılan Komünist Partisi'nin söz konusu terör örgütlerini sol mücadeleden dışlaması, bu örgütlere ilk darbeyi indirdi.
Bir zamanların "özgürlükçü" ve "milliyetçi" terör örgütleri, halkın gözünde çoluk çocuk ayırt etmeden öldüren "cinayet şebekelerine" dönüştü. ETA'nın her eyleminden sonra Bask bölgesinde binlerce kişi sokaklara dökülüp protesto ediyor artık.
Suarez döneminden sonra sosyalist Gonzalez hükümetlerinin sekiz yıldır yürüttüğü istikrarlı politika, "şaşkın terörü" önleyemese bile desteksiz bırakmış bulunuyor.
[Fotoğraf altyazısı: ETA gerillalarının eylemleri, BASK halkında giderek daha yoğun tepkilere yol açıyor.]

