Olgun kadına genç erkek
Cumhuriyet · 17 Haziran 1990
MADRİD — Yirminci yüzyılın ikinci yarısından başlayarak geniş kitlelere yansıyan feminizm hareketi, özellikle gelişmiş toplumlarda eski bir "erotika"ya yeni bir boyut katmış bulunuyor. Olgun kadın, genç erkek birlikteliği. Toplumların genel eğilimlerini belirlemek konusunda önemli bir yer tutan sanat dallarında, söz konusu yaş dengesi üstüne kurulu yapıtların gerek üretim gerekse tüketim artışına dikkati çeken sosyologlar, bu durumu "erotikada karşı devrim" olarak niteliyorlar.
Uzmanlara göre genç erkeklerin olgun kadına ilgi duyması ya da tersi, yeni bir olgu değil. Yeni olan, böyle bir ilişkiyi yaşayan kadın ve erkeklerin beraberliklerini topluma daha özgürce sunmaları. Daha özgürce diyoruz, çünkü bütün dış görünüşe karşın, genç erkeklerle yaşayan olgun kadınların; genç kadınlarla yaşayan yaşlı erkekler kadar rahat olmadıkları anlaşılıyor.
Yapılan araştırmalar, kadının daha yaşlı olduğu durumlarda aradaki farkın genelinde on beş yılı aşmadığını gösteriyor ve söz konusu kadınlar, gerek doğal gerekse estetik müdahale yöntemleriyle genç kalmaya ya da göstermeye çaba harcıyorlar. Yaşlı olan erkekse aradaki fark, otuz ila kırk yıla ulaşabiliyor ve bu erkekler, önlenemeyecek fiziksel çöküntü karşısında aşağılık duygusuna kapılmak yerine, birlikte oldukları kadınların gençlikleriyle gururlanıyorlar.
Yirminci yüzyılda gerek ömrü gerekse gençliği oldukça uzayan kadın ise bu kazançlarından yeterince yararlanabilecek psikolojik rahatlığa henüz ulaşabilmiş değil.
Örneğin ünlü şarkıcı ve sinema oyuncusu Cher, kendisinden hayli genç sevgilisiyle çok mutlu olmakla birlikte, söz konusu mutluluğu tam dokuz kez estetik operatörlerin bıçağı altına yatarak ödemiş durumda.
Erotika konusunda büyük bir patlama yaşayan İspanya'da, konuya eğilen yazar ve bilim adamı pek çok. Ekonomi uzmanı ve yazar Jose Luis Sampedro olgun kadın-genç erkek sevgi ilişkisinde en güzel formülü kullananlardan biri: "Arada aşk olduğu zaman, olgun kadın, genç erkek duygulardaki en üst, en ince, en güzel aşamaya ulaşabilirler. Gençlerin o en içten aşkları bile bu yoğunlukta değildir. Düşünebiliyor musunuz? İlkbahar ve sonbahar, bilgelik ve ateşin karışımı..."
Yazar Sampedro'ya göre arada aşk olmadığı zaman bütün ilişkiler yaş oranı ne olursa olsun, zaten yoz.
Kamuoyunun arpacık gözü sürekli üstlerinde olan kadın sinema oyuncuları, yaşamlarını giderek artan bir yoğunlukta genç erkeklerle olan beraberliklere bağlamaktalar. Kimi çevreler bu gelişmelere geçici bir moda gözüyle bakarken kimisi de geleneklerde toptan bir değişimden söz ediyor. Peki niçin gerekti bu değişiklik ya da nereden çıktı bu moda? Uzmanlar bu soruya, öncelikle, "moda değil" yanıtını veriyorlar. Sosyolojik açıdan bakıldığında, kadının gerek özel gerekse profesyonel alanda toplumda daha aktif bir rol almasından kaynaklanıyor. Başka bir deyişle, entelektüel olarak yorulduktan sonra "fazla başını ağrıtmayacak" beraberlikler arıyor. Feminizmin kırdığı birtakım zincirler ise yüzyıllardan beri genç erkeğe karşı duyduğu cinsel çekimi rahatlıkla sergileyebilmesini sağlamakta.
Herkesin bildiği kişilerden konuşmak gerekirse, liste çok uzun: Ursula Andress. Yaşamını altüst eden iki "zor" erkek Jean Paul Belmondo ve John Derek'ten sonra, yumuşacık, terbiyeli ve gencecik bir İtalya'nın kollarında dinlenmekte: Fausto.
Jane Fonda. Bütün paracıklarını son kocası Tom Hayden'in senatörlük kampanyasına harcadıktan sonra, kendisinden "yanında olmaktan başka bir şey istemeyen" Lorenzo ile pek mutlu. Yakınlarına, "Başımı ağrıtmıyor hiç olmazsa" diyormuş. Liza Minelli, "Her kadının içinde bir küçük kız vardır hep" diyor.
Jacqueline Bisset, "Beni dinlendiriyor!" diye ilan ettiği İspanyol asıllı sevgilisi V. Perez'den tam on beş yaş büyük. Liste oldukça uzun: Raquel Welch, Linda Evans ve genç sevgilisine bakan genç hanımları tokatlamaya varacak kadar kıskanç Joan Collins de içindeler.
Oidipus kompleksi tezine göre en iyi işleyen çift ilişkileri, annesine âşık olan oğul çerçevesine oturuyor. Oğlu yaşındaki erkeklere yönelen kadınlar için öne sürülen diğer bir varsayım daha var: Bu kadınlar baba otoritesini daha sonra koca otoritesinde sürdürmüş ve herhangi bir baskıdan bağımsız yaşayabilecekleri ileri yaşlarda, üstünde otorite kurabilecekleri birini aramış oluyorlar.
Bu görüşe göre genç sevgili ya da eş, feminist kadının son toplamda erkek rejiminden almaya çalıştığı rövanş.
[Fotoğraf altyazısı: Ursula Andress, Belmondo ve Derek'li fırtınalı yıllardan sonra teselliyi genç "Fausto" ile buluyor.]

