Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1990

Litvanya altınları

Cumhuriyet · 29 Temmuz 1990

BİLBAO — Bilbao'nun belediye otobüsleri pek bir afilidir. Kimi yarenlik eder, kimi gazete okur, gençler fizyolojik görgülerini, bizler ansiklopedik bilgilerimizi arttıra arttıra gideriz. Sıcakta dura kalka uyukluyordum, gazete okuyan yolcu komşum dürttü: Haberi gördün mü? Hangi haberi? El Correo'dakini canım! Fransa dedikleri büyük devlet anasını satayım.

Fransa deyince gözüm açıldı. Baskistan'la Fransa'nın arası ne senle, ne de sensiz olamam makamındadır. Yedikleri yoğurda varıncaya dek Fransız patentlidir, hepsi, az çok Fransızca konuşurlar. Ama E.T.A. kendisine verdiği lojistik desteği son yıllarda geri peken bu ülkeye çok bozuk attığından, sokakta Fransız plakalı arabayla dolaşmak bile sakıncalıdır. Her aileden en az biri, Franko zamanında Fransa'ya sığınmıştır. Temelinde hepsi bu ülkenin "büyük devlet" olduğunu düşünür. Ama bunu otobüsün orta yerinde söylemek yürek ister.

Gazeteyi alıp baktım: El Correo Espanol. İki buçuk milyonluk Bask ülkesinde 150.000 satışla bir numaralı, ciddi ve çok beğendiğim yerel gazete. Baskça ve İspanyolca olmak üzere iki dilde yayınlanır.

Paris muhabiri Fernando Iturribarria'nın kaleminden çok ilginç bir araştırmayı gösteriyordu komşum. Ben de etkilendim gerçekten ve sizlerle paylaşmak istiyorum:

El Correo muhabirinin verdiği habere göre, Fransız Merkez Bankası'nda birkaç aydır Sovyet Rusya'ya karşı bağımsızlık mücadelesi veren Litvanya'nın 2,2 ton, bir başka Baltık ülkesi olan Letonya'nın ise 1 ton altını varmış. Toplam 3200 kiloluk altın çubukları, 1939 yılında egemenliklerinin tehlikeye girdiğini gören Baltık hükümetleri tarafından gizlice Paris'e taşınmış. Molotov-Ribbentrop görüşmesi sonuçlarıyla Gorbaçov'u zor durumda bırakmalarına rağmen […] söz konusu detaylar, minik devletlerin hazinesini güvenceye almak isteyen Baltık hükümetlerinin korkuları çok geçmeden gelmiş başına.

Hitler ve Stalin arasında imzalanan bu anlaşma ile Litvanya, Letonya ve Estonya kayıtsız koşulsuz Sovyetler'e bağlanıvermiş. İşte o zamandan beri üç kuşak ton altın, yitik bir bağımsızlığın görkemli tanıkları olarak parlayıp duruyorlar Paris'teki kilitler ardında.

Altınlar geldiğinde işgal altında olan Fransa, önce Almanlardan gizlemiş Litvan ve Leton hazinesini. Üç Baltık ülkesinin Sovyetler tarafından ham hum şarlop yutulmasını asla tanımamış. Sovyetler, son otuz yıldır gerek De Gaulle, gerekse ondan sonraki bütün hükümetler nezdinde bu altınlara sahip çıkmaya çalışmışlar. Girişimler, başvurular, pazarlıklar ve şantajların hepsi etkisiz kalmış. Fransızlardan hep aynı yanıtı almışlar: "Yaptığımız sözleşme değişmezdir. Fransa bankası, bu altınları Fransız hükümetinin resmen tanıdığı Baltık hükümetlerine geri verecektir."

Oysa... Oysa söz konusu hazine operasyonunun tek durağı Paris değilmiş. Altınlar, başlangıçta Zürich Uluslararası Ödemeler Bankası tarafından çeşitli Avrupa devletlerinin himayesine dağıtılmışlar. Örneğin İngiltere en büyük payı "emanet" almış: 1,3 ton. İngilizler, bunun bir bölümünü 1967 yılında satıp afiyetle yemişler. Gerisini de 1968 yılında Sovyetler'le anlaşmalı satıp, Moskova'ya teslim etmişler. İsveç... O uygarlık ve özgürlük […] krallık, Baltık ülkelerinin Sovyetler'e bağlanmasını resmen tanımakla yetinmeyip, kendisine emanet edilen 1302 kilo altını da Moskova'ya vermekte bir sakınca görmemiş.

Kısacası bir Fransa hiyanet etmemiş emanete. Bu ülke, Letonia ve Estonia'yı bağımsız devlet olarak 1921 yılında, Litvanya'yı ise 1922'de resmen tanımış bulunuyor. Devlet politikasına göre, bu kararlar geçerliğini tümüyle korumakta ve Litvanya'nın yeniden tanınmasına gerek yok. Dolayısıyla Paris'e taşınmış altınlar en […] sahiplerinin gerçek hazinesini güvenceye almak isteyen Baltık hükümetlerinin korktukları çok geçmeden gelmiş başına. Devlet diye diye, devlet olunmuyor galiba.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1Gazete kupürü 2