Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1990

Beğenilmek için yaşayanlar

Cumhuriyet · 6 Ağustos 1990

Kadife bir derinin altında çelikten kasları var. Güzel başlarının içinde soğuk ve hesaplı bir beyin taşıyorlar. Modellik mesleğinin tepesine varmışlar. Dünyayı dolaşıyorlar. Sinirleri sağlam. Zamana karşı yarışıyorlar. Rekabet acımasız. Arkadan gelenler her gün biraz daha genç, biraz daha güzel ve taze.

İçeri girince, "Bana ne verirsiniz" diye sormuş "merhaba" yerine "Çok para" diye yanıtlamışlar. "Bir gün" diyor, "bir moda dergisi için ayakkabı fotoğrafı çekiliyordu. Sağ ayağımda yara vardı. İki numara küçük ayakkabıların içinde gülümseyerek poz verirken acıdan ölüyordum. Belki bir hayvanımdır ben, diye düşündüm."

Onlara "Top Model" diyorlar. Aynı hafta Japonya'da, New York'ta bulunuyorlar. Karaip Denizleri'nin kıyısındaki sıcak kumlardan, Berlin'de soğuk bir otel odasına uçuyorlar. Beyaz dişleri üstüne flaşlar patlıyor art arda. Canları istemese de sırıtıyorlar.

Modellik mesleği İspanyol El Mundo Magazine'e göre eskisi gibi değil. Hele dünya piyasasında boy gösterebilmek için kusursuz bir gövde ve tanrı vergileri yetmiyor. Birkaç dil bilmek, pazarlama okumak ve üniversite mezunu olmak sıradan avantajlar sayılıyor artık. Çok çalışmak, çok acı çekmek, çok sabretmek gerekiyor. Başarının sırrı güzelliklerinde değil, poz verirken yaydıkları manyetik dalgalarda ve salgıladıkları güven duygusunda.

Bu mesleğe, bir zamanlar "mankenlik" denirdi. Eskidi. "Modellik" yapılıyor şimdi. Podyumlarda modellik daha uzun ömürlü sayılıyor. Reklam fotoğrafları, fiziği çabuk yıprattığı için bir fotoğraf "top model" dünya piyasalarında beş yıldan fazla tutunamıyor. Ama bunun karşılığında daha çok kazanıyor. Güzellik ticareti iyi para getiriyor. Bütün "top modeller" multi milyoner.

Güzel bir hayvan mı? "Hayır" diyor, bir başkası, Yolanda Gil: "Flaşlar patlarken üstümde, bayılıyorum. Beğenilmek, bakılmak için yaşıyorum. Sonra giysilerimi çıkarıyor, makyajımı yıkıyor ve kimsenin bilmediği kusurlarımla baş başa kalıyorum."

Peki sokakta yürürken? "Kimse dikkat etmez" diyor Anabel Zamora. "Laf atıldığı zamansa, makyajımdandır, saçımdandır, bugün neşeliyim, belki ondandır, diye düşünürüm."

Oysa Anabel, ünlü Lois blucinlerinin dünya mankeni. Japonya'dan ABD'ye onun kalçaları satıyor, yüzbinlerce Lois pantolonunu.

Cristina Piaget, uluslararası piyasada dolaşan sekiz İspanyol modelinden biri. 18 yaşında başlamış çalışmaya. "Bookings" ajansının Barcelona kapısından geçiyormuş.

Carmen Tassani, iki kontrat arası, doğduğu kent Sevilla'nın sokaklarından geçiyormuş. Bir inşaat işçisi ona bakayım derken iskeleden düşmüş ve düştüğü yerden inlemiş: "Ne kadar uzunsun, küçüğüm!"

Hepsinin boyları iki metreye yakın çünkü. Birer ceylan bileği üstünde yükselen kavak bacakları, normal insanların tam boyları gibi. ABD'nin 5 milyon satışlı "Sports Illustrated" dergisinin kapağına çıktıktan sonra sanışın bir İspanyol düşine dönüşen Judit Masco, "Vestiyerde seks yoktur" diyor. "Hepimiz öyle güzel, hepimiz öyle yakışıklıyız ki... Birbirimize bakmayalı yüzyıllar oluyor."

Temelinde bütün "top modeller" biraz kendilerine ışık gibi.

[Fotoğraf altyazısı: ANABEL ZAMORA — "Sokakta yürürken bana kimse dikkat etmez. Laf atıldığı zamansa makyajımdandır, saçımdandır diye düşünürüm".]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1