İktidara yakınlık, muhalefete cephe
Cumhuriyet · 15 Ağustos 1990
Robert Maxwell, çok demokrat bir insan. Kendisinin ve personelinin koca koca ayakkabılarla dolaştığı Lady Ghislaine yatına, gazetecileri çıplak ayaklı olmaları koşuluyla kabul etti. Ojeleri dökük hanım ve çorabı delik beylerin daha çekingen sorular yöneltceğini hesap etmişti kuşkusuz. Sigara içmemiz de yasaktı, ama bu daha anlaşılır bir durum. Çünkü Maxwell, bir değil, iki savaşın kahramanı. İkinci Dünya Savaşı'nda gösterdiği cesaretin dışında, kansere karşı verdiği savaşı da kazanmış bir kişi. Maxwell'in tek ciğeri yok.
"Bir daha dünyaya gelirsem, gazetelerime alacağım ilamın çokluğuna bu kadar önem vermeyeceğim" dedi. Bu sözleriyle, aydın kişiliğiyle çıkardığı pek çok gazetenin düşük düzeyi arasındaki çelişkiyi kabul ediyordu. Ve bu olguyu, satış rekabeti, gazeteler arasındaki kıskançlık ve tiraj kaygısıyla düşülen bir yol […]. Acaba Almanya, Hollanda ya da benzeri bir ülkede gazete satın almaya kalktığında iktidara bu denli yakınlaşmaya ve muhalefete dersler vermeye cesaret edebilir miydi?
Robert Maxwell, 1923 Çekoslovakya doğumlu. Nazilere karşı Çek yeraltı örgütüne katıldı ve Fransa'da Naziler tarafından ele geçirilmesine karşın İngiltere'ye kaçmayı, savaşa İngiliz subayı olarak devam etmeyi başardı.
Gösterdiği yararlılık dolayısı ile bir madalyası da var. Türkiye'ye ilk gelişi, kendi değişiyle savaş sırasında ve 'beş parasız' dönemine rastlıyor. Ülkemize hayran olduğunu ve öteden beri desteklediğini ileri sürmekte. Türkiye'deki Özal politikasına, içtenlik sınırları içinde kalmaya hiç özen göstermeden övgüler yağdırıyor. Türkiye'nin Avrupalı olması gereğinden söz ederken, demokrasiden dem vurarak ya da irticanın bile demokratik temsil hakkını savunurken; muhalefetin budanmış olduğu, basının sansürü olduğu bir ülkede ne kadar demokrasi vardır sorusu onu hiç rahatsız etmiyor. Hatta o budanmış muhalefete açıkça cephe alıyor, önemli devlet sorunlarında nasıl davranılması gerektiğini öğretiyor.
Robert Maxwell, adını verdiği küçük kızın fotoğrafı asılı olan lüks yatta, Türkiye'de işlerin nasıl yürütüldüğünü o keskin zekâsıyla bir çırpıda kavramış görünüyor.
