Napolyon'un idari haritası
Cumhuriyet · 21 Ekim 1990
SAINT ESTEVE — Tarih, okul kitaplarında hep "Filanca fişmekanı bilmem ne ovasında dümdüz etti" ya da "Fişmekan filancanın üstün sayıdaki ordusuna kahramanca yenildi," türünde özetlendiği için midir, nedir bu kitapların baş kişileri günümüze asla gerçekten yararlı yönleriyle yansımazlar.
Örneğin Napolyon Bonapart, söz konusu konsantre tarihe asker özellikleriyle geçmiştir. Oysa Korsikalı "Bonaparte", Napolyonculuk mesleği dışında çok önemli bir beceri sahibi ve büyük bir geometri dehasıydı. Günümüze, bu bilim dalında kendi adıyla anılan kuramlar bıraktı.
Mısır seferi sırasında, tam 52 bilim adamını kocaman bir ordunun başında ve yanı sıra sürüklemişti. Geceleri, çöl ateşiyle boğuştuğu hasta çadırında ve mum ışığında, Fransız devriminin yetiştirdiği matematik, fizik, kimya ve geometri ustalarıyla, kimi kez sabahlara dek yeni kuramlar, yasalar ve varsayımlar üstüne tartışırdı.
Piramitlerin sırrını inceliyordu ve çalışırken karısı Josefine'in Roma'daki emir subayıyla işi pişirmesini fazla düşünmüyordu.
Napolyon'a eşlik eden bilim adamları ordusunun erlerinden Champollion, işte böyle bir fetih seferi sırasında çözdü Mısır hiyerogliflerini.
Fransa, günümüzde kullandığı kamu hukuku yasasını, daha bir çoklarını ve 21. yüzyıla birlikte girdiği "İdari haritasını" işte bu eli böğründe kalan, küçük dev adama borçlu. Napolyon'u çok sevdikleri için mi kullanıyorlar hâlâ bi yönetim şeması ve yasaları? Hayır. Yerlerine daha iyisi yapılamıyor, o kadar.
Söz konusu idari haritaya göre Güney Fransa'nın Akdeniz'e bakan bölgeleri de bir sürü eyalet, il, ilçe ve kömünlere ayrılıyorlar. Ama Akdeniz Fransa'sı, kocaman gövdesini halk dilinde kısacık bir adla anıyor: "Midi".
Fransa'nın "Midi"si denildi mi, şöyle bir durup güneşi öğle vaktini ve yaşamak keyfini düşüneceksiniz. Midili'lerin inancına (ya da uyduruğuna) göre "Tanrı çok, çok ama çok çalışıp Almanya'yı yaratmış. Sonra gelip Güney Fransa'ya yerleşmiş."
20. yüzyılın sonuna doğru, Almanlar da durumu çakmış olmalı ki birkaç yıldır bu güzel beldede ev, toprak, otel, bağ, bahçe alan Alman Alman'a.
Saint-Esteve, Fransa Midisi'nin 10.000 nüfuslu, sevimli bir ilçesi. Sırtı güzelim Pirene dağlarına dayalı, ayaklarını 18 km. ötedeki Akdeniz dalgaları yalıyor. Rousillon ovasına yayılan göbeği, "Muscat" adı verilen kokulu şaraba gebe, altın renkli üzüm bağlarını barındırıyor.
Nüfusu 10.000, ama tam 40 adet spor ve kültür derneği var. Bir de uluslararası karikatür festivali. Söz konusu festival, kültür eylemlerini yurt düzeyine yaymayı hedefleyen "çoğul merkezci" politika gereği, Fransa Kültür Bakanlığı'nın önderliğinde gerçekleştiriliyor. Her yıl, tüm dünyadan çağrılan kırka yakın seçmece çizer, uçakla getiriliyor, on gün süreyle leziz Fransız mutfağıyla besleniyor, bölge şaraplarıyla sulanıyor ve epeyce kilo almış, karaciğerleri de biraz genişlemiş olarak geri gönderiliyorlar.
Saint-Esteve'in belediye başkanı ozan. Sevdiği desenler karşısında önce Victor Hugo'dan bir kıta, ardından kendi şiirinin tamamını patlatıyor. Festival Başkanı ise Türkiye hayranı. Geçen yaz tekneyle yaptığı mavi yolculuğun tadı damağında kalmış. Geceleri palyaço kılığına girip karikatüristlerle birlikte hokkabazlık yapıyor, ertesi sabah televizyona çıkıp festivalin önem ve ciddiyetini anlatıyor.
Fransa'nın Midisi'nde, "ağır ol da Molla sansınlar" deyişi tüy gibi hafiflemiş.
İnce mizah ülkesinde kimse mideye oturan ham hamurları yemiyor.
[1. sayfa tanıtım kutusu: Saint Esteve'den / Napolyon'un idari haritası / MİNE G.SAULNIER / Napolyon'un başarısı yalnızca savaşta 'yendi-yenildi' üzerine değil. Fransa kamu hukuku yasası ve idari haritaya göre Güney Fransa'nın bölünmesi de onun eseri. Akdeniz Fransası'na halk dilinde kısaca "Midi" diyorlar. Tanrı, çok çalışıp Almanya'yı yaratmış ve gelip Güney Fransa'ya yerleşmiş.]

