Batı, vizeyle yıldırıyor
Cumhuriyet · 19 Kasım 1990
Avrupa Topluluğu'na tam üyelik başvurusunda bulunan Türkiye'nin beklentisi sürerken söz konusu topluluk ülkelerine Türk turistlerin girişi sessiz bir anlaşmayla zorlaştırılıyor.
1993 yılından sonra kendi içinde "açık sınır" uygulamasını başlatacak olan AT, kaçak işçi akınına karşı uzun süredir uygulanmakta olan vize barajını gittikçe güçleştirerek dış sınırlarını koruma altına almaya çalışıyor.
AT ülkelerinde şu anda yaklaşık 300 bin turistik pasaportlu kaçak Türk işçisinin varlığının, işsizlik oranı giderek artan bu ülkelerde kaygı yarattığı ve en büyük sorunu, Avrupa ülkelerine gizlice giriş yaptıktan sonra siyasi iltica isteyen topluluğun oluşturduğu bildiriliyor. Fransa, Almanya, İsveç gibi ülkelere kaçak olarak giren Türk işçileri, Türkiye'de politik nedenlerle baskı altında olduklarını öne sürerek siyasi iltica isteğinde bulundukları an, kendilerine dosyaları incelehene kadar oturma izni verilmekle kalmayıp sosyal bir aylık da bağlanıyor. Yalnız Fransa için 70 bin dolaylarında olduğu öne sürülen bu dosyaların incelenmesi iki yılı bulmakta.
Büyük çoğunluğu "sahte" olduğu bilinen bu siyasi iltica taleplerinin önünü kesebilmek ve kaçak işçi akışını önleyebilmek için AT ülkeleri, sessiz bir anlaşmayla özelinde turistik vize, genelinde vize ağını giderek daraltıyorlar. Vize alan turistin, kaçak işçi ya da siyasi iltica talebiyle gittiği Avrupa ülkesinde kalması durumunda, vizeyi veren konsolosluğun bağlı olduğu bakanlık tarafından sorumlu tutulmasına dek varan uygulama, söz konusu konsoloslukların "vize" barajını, istenilen resmi belgeler ötesinde yükseltmesine yol açıyor.
Ülkelerin vize koşulları
Avrupa ülkelerine ticari ya da turistik amaçlarla gitmek isteyen Türk uyruklulardan, tapu senedinden işyerinin garantörlüğüne varan sayısız belgelerle yurda "döneceği"ni kanıtlaması istenen vize uygulamaları konusunda, bu ülkelerin konsolosluklarına bilgi için başvurduk. Önce hastalık tedavisi sonra turist daha sonra ise gazeteci olarak bilgi istediğimiz bu konsolosluklar; Fransa ve Hollanda haricinde her üç durum için ayrı koşullar ileri sürdüler.
ALMANYA: Bu ülkeye turist olarak gitmek için Türkiye'deki işyerinden izin belgesi, sigorta belgesi, mal varlığı, gideceği yer ve kişinin özel davetiyesi, dönüş bileti, yeterli dövizi, tüccar ise ticaret sicil kaydı, vergi beyannamesi, imza sirküleri, tedavi için gidiyorsa hastane kabul belgesi ve hastane masraflarını karşılayabileceğini kanıtlaması isteniyor. İkametgâh ve ailenin Türkiye'de kalan kişileri konusunda bilgi gerekiyor. Kuşkulu kişiler, doğrudan Almanya'ya bağlı bilgisayar sistemine karşı, iki üç ay oyalanabiliyorlar. Vize ücreti 29 bin lira ve bir aydan önce alınamıyor.
BELÇİKA: Vize konusunda gerekli bilgi, başkonsolosun emriyle sade vatandaşa telefonla verilmiyor, mutlaka konsolosluğa gidip kendisini göstermesi isteniyor. Gazeteci olarak bilgi vermeyi kabul ederek tapu, işyeri, sigorta, banka döviz gibi "olağan" belgelerin dışında, Belçika'ya hiç gitmemiş birinin "turistik" vize almasının çok zor olduğu, "alelade bir adamın" turist gidemeyeceği belirtiliyor. Davetiye olduğu takdirde daha kolaylaşan vize, ücretsiz ve normalde 2 gün içinde veriliyor. Kuşkulu kişiler, faks yoluyla Belçika yabancı polisi tarafından inceleniyor ve iki üç ay bekletiliyor.
İSVEÇ: Bütün başvurular bilgisayar yoluyla İsveç'te yabancılar polisi tarafından inceleniyor. Bu ülkeye "davetiye" olmadan turist olarak girmek "olanaksız". Bu koşul telefonda açıkça belirtiliyor. Davetiye ve diğer koşullar uygunsa, vize ücreti yok, ertesi gün veriliyor.
İSVİÇRE: Ücreti 48 bin TL olan vize, "durumuna göre" veriliyor. Gidiş dönüş bilet, kalacağı yerin rezervasyonu, tapu sicil, işyeri belgesi, imza sirküleri, maddi durumuna ilişkin belgelerin dışında, bütün mal varlığı ve gayri menkul gelirleri isteniyor ve "durum" uygunsa, ortalama iki günde veriliyor.
FRANSA: Yeni Fransız Başkonsolosu Jacques-Andre Costilhes, eskiden Türkiye'de bulunmuş ve Türkiye ile Fransa'nın iyi ilişkilerine çok önem veren biri. Vize konusunda "güleryüzlü" bir ödünsüzlük uygulamaya özen gösteriyor. Fransa'ya gidebilmek için maddi kaynakların yeterliliği, tapu, işyeri belgeleri, son dört ayın ücret bordrosu, eski pasaportlardaki vize kayıtları gibi bilgiler isteniyor. Sık sık sahte belgelerin ortaya çıkarıldığı vize uygulaması, olağan durumlarda aynı gün bitiyor ve ücretsiz. Turistik vize için Fransa'ya bilgi sorulmuyor. Aile yolculukları için davetiye aranıyor ve soruşturma yapılıyor.
İNGİLTERE: Vize 110 bin lira, normalde aynı gün veriliyor. Bilgi istenen konsolosluk görevlilerinin ad söylemeleri yasak. Mal varlığını kanıtlamak, gelir vergisi bordroları, tapu, işyeri izni vb dışında "kuşku uyandırmamak" birinci koşul.
HOLLANDA: Vize ücretsiz, oturma izni 81 florin (Yaklaşık 135 bin lira). Diğerlerinin uyguladığı önlemler aynıyla Hollanda için de geçerli ve ayrıca bu ülkelerin vize kayıtları isteniyor. Normal olarak iki günde verilmeye çalışılıyor.
İTALYA: İki üç günde parasız alınabilen vize için imza sirküleri, izinle gidiş belgesi, maaş bordrosu, otel rezervasyonları, gidiş-dönüş bileti isteniyor. Bunlara sahip olmayan turistlerden mal varlıklarını, gayri menkul gelirlerini ve ailevi durumlarını kanıtlamaları isteniyor. İtalya'ya doğrudan bilgisayarla bağlı olup olmadıkları söylenmiyor.
ABD: AT dışında kalan ve en çok talep olan ABD'ye gidiş vizesi ise oldum olası altın değerinde bir "meta". Ad vermesi "mümkün olmayan" konsolosluk görevlileri, ABD'ye vize almak isteyen kişinin Türkiye ile ekonomik bağlarını "inandırıcı" biçimde kanıtlaması gerektiğinin altını çiziyorlar. Evlenme cüzdanı, çoluk çocuk ahvali, tapu, işyeri, sigorta belgeleri, imza sirküleri ile başlayan uzun bir listedeki tüm koşulları hakkıyla yerine getirebilirseniz eğer...


