O, küçük dev bir kadındı
Cumhuriyet · 16 Aralık 1990
BARCELONA — Uzun boylular dünyasında, ufak tefek bir devdi. Olağanüstü büyük ve derin gözlerinin okyanusunda boğdu karşısına dikilenleri. Acı yüklü, alay dolu bakışları, yargılamadan mahkûm ederdi. Ölmezden az önce "Lincoln Center"da onuruna tertiplenen bir gece, kendisini alkışa boğan kalabalığa dönüp o inanılmaz kırık bariton sesiyle "Taş Bahçe" filmindeki bir replikle karşılık verdi:
"What a dump!"
Hey gidi bok çukuru... Alkışlar ne azaldı ne de arttı. Gülmedi kimse. Her elin sahibi, o dipsiz bakışları, bir gülle gibi yiyordu midesine.
Bette Davis, uzun boylular evreninde, minicik bir devdi. Yalnızca mesleğini sevdi. Kimdir bodur... derler ya, bu deyimi iyice hak etmeden göçmedi. Mesleğinin doruğundaki Bette Davis'i, kendi anasından başka kimsenin sevemeyeceği söylenirdi. Oysa tam dört kez evlendi. İlk kocası Harmon Oscar Nelson'u 1932 ile 1938 yılları arasında tüketti. Hollywood Sinematografik Bilim ve Sanat Akademisi'nden ilk ödülünü aldığında gazeteciler Bette'ye, ödül yontusunu nasıl bulduğunu sordular. Bette Davis, "Bilmem" dedi, "ilk kocam Oscar'ı andırıyor biraz."
Ve ünlü ödülün adı, "Oscar" kaldı. Eski koca, kendi halindeki zavallı Oscar Nelson'a bir dolarcık bile telif ücreti ödemek kimsenin aklına gelmedi tabii.
Bette Davis, adını koyduğu "Oscar"a, altı kez aday gösterildi, iki kez kazandı. İkinci "Oscar"ını aldıktan sonra mini mini "Misis" Davis 42 yaşını geride bıraktığında, onu ölesiye bir nefretle seven Hollywood kurtları, kendisine "işi bitik" gözüyle bakıyorlardı. 1950 yılında, The New York Times gazetesinde şöyle bir ilan yayımlandı:
"10-11 ve 15 yaşlarında üç çocuk anası. Dul. Amerikalı. Sinemada 30 yıllık deneyim sahibi. Henüz çalışma hevesini yitirmedi. Hollywood'da iş arıyor. İmza: Bette Davis. İsteyenlere referansları gönderilir."
Bette, 42 yaşında ve mesleğinin doruğunda gazete ilanıyla iş arıyordu. İsteyenlere önerdiği iyi hal belgeleri arasında, iki "Oscar"ı vardı. Beklenen iş, gazete ilanlarını gözden kaçırmayan J.L. Mankiewicz'den geldi ve Bette Davis 1950 yılında, bu dâhi yönetmenin "motor!" komutunda, "Çıplak Havva"ya ruhunu verdi. Rol arkadaşları arasında, ilk filmini çeviren ve kazanacağı şöhretin ağırlığı altında, incecik kemikleri çatır çatır kırılacak olan Marilyn Monroe da yer alıyordu. Bütün dünya erkeklerinin düşlerine girdikten sonra yalnızlıktan ölen Marilyn...
Davis'in derisi, büyük yanıkların, derin yaraların izleriyle sertleşmişti. Her şeyi göze alanların, her şeyi yitirebilenlerin; büyük oynayanların örsünde dövülmüştü. Şavulladığı hedefe doğru ağır ağır yol alan bir top mermisiydi o. Hiçbir şey, hiçbir engel menzilini değiştiremezdi.
Kendisinden güçlü bir sipere çarpsaydı, parçalanır, ama dönmezdi. Zaten kimse ve hiçbir engel Bette Davis'ten daha güçlü değildi ki... Minik dev, doğru bildiği yolda ve kimseye belden aşağı vurmadan, herkesi ardında bıraktı.
Bette Davis'in mezarında "En zor yolu seçmişti" diye yazar.
[Fotoğraf altyazısı: BETTE DAVIS — 'Oscar'larını referans gösterip gazete ilanıyla iş aradı ve 'bitti' diyenleri utandırdı.]
