Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1991

Pahalı ve ucuz yalnızlıklar

Cumhuriyet · 17 Şubat 1991

PARİS — Çeşit çeşit yalnızlık satılıyor bu dünyada. Yalnızlık satılır mı demeyin. Satılmayan ne kaldı ki? Pahalı yalnızlıklar var, ucuz yalnızlıklar var. Pahalı yalnızlıklar, güzel kokulu, ipek yumuşaklığında olanlar. Damakta bıraktıkları tat, güzel yazlara, unutulmaz şarkılara gebe. Yalnızlığın kendisini belki pahalıya ödüyorsunuz, ama size başka bir biçimde geri dönüyor. "Saint Germain Des Pres" Bulvarı'nın, altın ışıklar giyinmiş kahvelerinin önünden geçerken duyulan yalnızlık örneğin. "Sen - Jermen - De - Pre" gel de Fransızcayı sevme. Söylenişi bile, "jaleli" bir dize güzelliğinde. "J"li sözcüklere, oldum olası bayılırım. Boş bir kadeh şıngırtısından ibaret olan kimi yaşamları, birkaç "J"li sözcüğü bir araya getirerek şıppadanak özetleyiverirsin jön, janjan, jarse, jartiyer, java, jigolo... Ve sonunda, jübile!

"Sen - Jermen - De - Pre" Bulvarı'nın üstüne çöken gece değil, ışıktan kolyesi daha bir görünsün diye, caddenin sarındığı siyah bir kadife... Bir yanında "Cafe Plore" "Aux Deux Magots" karşılarında, "Brasserie Lipp". Vitrinlerin, yalnızlıkların çift çift gözleri sergileniyor. Çok şey vaat edip hiçbir şey vermeyecek olan bakışlara, birer anlık kandırmacalarla (yani çok şey vaat edip hiçbir şey vermeyecek olan bakışlarınızla) karşılık verip, yolunuza devam ediyorsunuz. Ucuz yalnızlık onlar. Oysa siz, pahalı yalnızlık peşindesiniz.

Saint Germain Kilisesi ile o güzelim bulvarın birbirine kavuştuğu köşede, yüzyıllık duvar parçasının üstüne, bir palyaço tünemiş. Bembeyaz yüzüne şaşkınlık karası kaşlar, yalnızlık karası kirpikler, erkeklik komedyası bıyıklar çizmiş bir "Şarlo" bu. Bir otomatı oynuyor. Kaşlarını, dört parmağı kapalı elini mekanik hareketlerle kaldırıp indiriyor, mile geçirmiş bir korkuluk gibi dönüyor durduğu yerde ve dişi seyircilerine, kurgulu bebek öpücükleri yolluyor. Gece ayazı paltosuna sarınmış kadınlar; uzun boylu, sarışın ve geniş omuzlu erkeklerin kollarına daha bir sıkı sarılıp, gülü gülüveriyorlar. Elbet kuzeyli ve çoğu turist bunların. Fransızlar da bizim gibidir: Uzun boylu sarışınları sokaklara bırakmazlar, dişi - erkek bakmadan "artiz" yaparlar hemen.

Paris'e akın eden kış turistlerinin, neredeyse dokunaklı bir yanı var. Paris'in ışıltılı görkemini, ince bir çekingenlikle yaşıyorlar. Les Deux Magots'dan içeri girmeden önce önünde birkaç kez gidip geliyorlar. Jean-Paul Sarte'ın her sabah oturup yazısını yazdığı masayı girişten bakınca dipteki aynanın önünde olanını, bu kahveye oturan nice Fransızdan daha önce bildiklerine kuşku yok.

Çünkü pek çoğu "aydın" ve Paris'in kültür varsıllığını algılıyorlar; biraz da eziklik hissediyorlar.

Bu kenti, kaçak bir 3. Dünya işçisi ya da cahil ve alışveriş delisi bir yabancı olarak dolaşmak daha kolay.

Sen-Jermen destanında, sözünü ettiğim iki kahvenin özel bir yeri var. 1950'li yıllarda Malraux, Camus, Jacques Prevert, Guillaume Apollinaire ve tabii Simone de Beauvoir ile Sartre'a mekân olan bu yerler, yine bir ölçüde entelektüellerin buluştukları referans noktaları. "Brasserie Lipp" ise politikacıların, gösteri sanatçılarının ve gazetecilerin uğrak yerlerinden biri.

Sen - Jermen - De - Pre destanı ise Paris tarihinde özel bir yere sahip. Semte adını veren kilise, 1000'li yıllara doğru inşa edilmiş. Kentin en eski kutsal yerlerinden biri papaz cüppesi altında pek çok bilim adamı yetiştirmiş. 1789'da, kızgın devrimciler kiliseyi yakmışlar, kitaplığı talan etmişler; yapının iki kulesini yerle bir edip, yıkmadıkları iç mekânı baruthane olarak kullanmışlar.

Fakat Sen - Jermen - De - Pre'nin çevresinde oluşan entelektüel çemberin ışığı sönmemiş. Semtin minik lokantalarla çevrili Saint - Benoit sokağında, "Aupetit Saint - Benoit" adını taşıyan eski bir restoran var. Gerçeküstücülerin buluşma yeriymiş. Andre Breton ve Louis Aragon burada tanımışlar birbirlerini.

"Jakob" Sokağı'nın sakinleri ise bir ansiklopedi sayfası gibi sayılıyor. Racne, Wagner, Ingres ve Stendhal. Aynı sokağın, aynı apartmanında ve sırasıyla, önce Delacroix (1824) tam 100 yıl sonra ünlü mimar Le Corbusier mesken tutmuş.

Bütün bu güzelim evlerde, dış duvara çakılan alçakgönüllü levhalara yazılı bilgiler bunlar. "Saint-Germain" sokaklarında, mekânların birleştirip zamanın ayırdığı dostlukların lezzetli yalnızlığı var.

[1. sayfa tanıtımı (Paris'ten / Pahalı, ucuz yalnızlıklar / MİNE G. SAULNIER): Saint Germain Des Pres Bulvarı'nın altın ışıklar giyinmiş kahvelerinin önünden geçerken duyulan yalnızlık, size başka bir biçimde geri dönüyor. Bulvarda oluşan entelektüel çemberin ışığı yıllardır sönmemiş. Evlerin duvarlarına Andre Breton, Louis Aragon, Wagner, Rache gibi ünlü adlara ilişkin bilgiler çakılmış. 10. Sayfada]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1