Fransızların 'kutsal canavarı'
Cumhuriyet · 1 Mart 1991
Bir erkek; ellisini geride bırakırken yüzüne yerleşen her kırışık onu biraz daha anlamlı, saçına ilişen her ak başını biraz daha çekici, her geçen yıl bakışlarını biraz daha 'deneyimli' kılıyorsa, fazla aramayın, iki tane olamaz, mutlaka Alain Delon'dan söz ediliyordur.
Görüntüsü karşısında milyonlarca kadının tir tir titrediği, birçok hemcinsinin kıskançlıktan çatladığı Alain Delon, Fransızlar arasında 'kutsal canavar' diye anılıyor. Fransızlar hem tapıyorlar bu 'kutsal canavara' hem de müthiş kızıyorlar. Tapmalarının nedeni çok açık: Doğanın, her türlü nimetini bol bol tepesinden aşağı boca ettiği bu adam, hem olağanüstü bir oyuncu hem de müthiş başarılı bir işadamı. Kızmalarının nedeni ise hiçbir entelektüel çaba göstermeden, hiç kendini aşmaya çalışmadan, tutucu, sağcı ve bencil oluşu. Yves Montand, Gerard Depardieu gibi 'karanlık diplerden' hamallık ve haydutluktan gelmesine karşın ilk ikisinin gösterdiği 'metafizik' aşamayı asla denememiş. İyi yönetmenler tarafından yönlendirildiğinde çok iyi roller çıkarmış. Kendisinin yapımını üstlendiği filmler ise Fransızların deyişiyle, 'birer salgam'! mavi gözlerini sağa devirirken Alain, sola devirirken Delon, somurturken Delon, konuşmazken Alain. Vur babam, kır babam, hep aynı adam.
Özel yaşamı hakkında pek çok şey anlatıldı Alain Delon hakkında. Aslen Korsikalı olan ve İspanyolların 'muyeriego' diye tanımladıkları, yani tam bir 'kadın düşkünü' bu aktör için karanlık bir şoför hikâyesinde 'eşcinsel' bile denildi. Alain Delon'un en iyi erkek arkadaşı, yine şoförü. Başka şansı yok ki! Bütün erkekler tarafından kıskanılıyor. Birlikte olduğu kadınlara bir bakın yeter: Romy Shneider, Nathalie Delon, Mireille Darc vb... Hepsi de sırılsıklam âşık olmuşlar. Alain Delon, çılgın bir sevgili! Günde kırk kez telefon ediyor âşık olduğu kadına, herkesin içinde diz çöküp ayaklarını öpüyor, gittiği her yere çiçekler gönderiyor önceden. Sonra korkunç kıskanç ve müthiş öfkeli.
Kadınlardan başka, saat koleksiyonu var. Fetiş düşkünü. Bileğindeki fil kılından örülmüş bileziği hiç çıkarmıyor. 1968 yılından beri araba kullanmıyor, fakat şoförünün yanında yılda 100.000 km yapıyor. Bir de helikopteri var. Ama... Dünyanın neresinde olursa olsun bisikletiyle (sıkı durun!) günde otuz km yaparak formunu koruyor.
50'sini geride bırakan Alain Delon, kimsenin kuşku duymayacağı bir zekâ ve irade sahibi. Dünyanın en 'bilgiç' puro içicilerinden biriyken altı yıl önce, 'bir daha içmeyeceğim' demiş ve tiryakiliği bitirmiş.
Bu kadar sivriliği kişiliğinde biriktiren adam nasıl olur? Elbette geçimsiz ve yalnız.
Alain Delon'un da yaşamda en çok sevdiği varlıklar, köpekleri. Kır şatosu 'Douchy'de tam on sekiz köpeği var. Şatonun sınırsız bahçesinde ise eski köpeklerinin mezarları sıralı: Gala, Lola, Katy, Loupo, Jado, Niuma, Kiki ve Manu... Öldüğünde, köpeklerinin yanına gömülmek için gerekli formaliteleri tamamlamak üzere.
"Bir köpek" diyor "on yıl sonra ölüme mahkûm sakat bir çocuğa benzer..."
Anthony Delon mu dediniz? Hayır, oğluyla görüşmüyor. Küs gibiler. Hiç anlaşamadılar zaten.
Çünkü oğlu fazlasıyla kendine benziyor. Onun kadar yakışıklı, erkek ve...
Daha genç.

