Korkunç bir yerde müge ve kadın
Cumhuriyet · 17 Mart 1991
PARİS — Korkunç bir yerdir Paris. Paris'te öpüşülür. Dünyanın bütün uygar sokaklarında öpüşür sevgililer. Ama Paris'te, başka türlü öpüşürler. Dekorun güzelliğinden midir, havanın suyun özelliğinden midir bilinmez, Paris'te aşk başkadır. Ve dış kabuğu kırışsa da içi genç kalan her yürekte, "günün birinde sevdiğini koluna takıp Paris'te..." başıboş dolaşmak vardır.
Dehşet verici bir yerdir Paris. Özellikle, güneş ve yaprak renklerine sarılmış bir hediye paketi gibi, bahar geldiği zaman. Kadınlar, kozalarından çıkan kelebekler gibi sıyrılırlar kışın ağır mantolarından. Çoraplar incelir, etekler kısalır; allara morlara açılır süt beyaz gerdanlar. Parisli kadınlar özeldir. Ve bir sıfattır Parisli kadın olmak. Yalnızca burada yaşamakla Parisli olunmaz ama! Gerçek "Parizyen"lerin kendilerine özgü bir hoşluğu, hatta belli bir tipolojisi vardır. (Bazen New York ve İstanbul'da da rastlanırlar). Bacaklar mutlaka düzgün ve bilekler tercihen incedir. Çok uzun adımlar atar ve topuksuz ve süssüz ayakkabı giyerler. Bir ipek eşarpları vardır mutlaka. Metroda, dünyanın en tutkulu işini yapıyormuşcasına can sıkıcı kitaplar okurlar.
Başlarını, boyunları tutulmuş gibi hafifçe yana eğerek konuşurlar. Burunları genellikle uzundur ve özellikle baharda sık sık nezle olurlar. Güzel değildirler. Dayanılmaz çekicidirler. Saçlarını başka türlü toplar, başka türlü bacak bacak üstüne atarlar. Parisli olmayan insan kalabalığında, mezgit sürüsüne karışmış mercan gibi salınırlar.
Felaket bir yerdir Paris. Sabahın köründe kendinizi bir metroya atarsınız. Vagon sakinleri, saatin önem ve mahiyetine uygun, somurtkan bir ağırbaşlılık içinde ve çıt çıkarmadan ve kapalı gözlerle, tabloid boyda gazetelerine burun gezdirirlerken kapı açılır bir durakta. Ve pançoları, kukuraçaları, salsaları ve ritim tutturmak üzere kurutulmuş çekirdek dolu sukabaklarıyla Meksikalılar dolar içeriye. "No te quiero mas, ni mas, ni mas..." diye titretirlerken ses ve gitar tellerini; Parisliler burunlarını ayırmaz gibi yaparlar, tarihte hiç iyiye gettiği ilan edilmeyen Fransa ülkesinin kara haberlerinden.
Meksikalılardan biri, "Pepito mi Corazon... Pepito, Pepito" repliğinin son "bis"inde, Paprika kokulu bir şapka içinde para toplamaya başlar. Bir de bakarsınız ki o şapkaya şıngır şıngır franklar dolmaktadır.
Bu somurtkan insanlar, o paraları ne zaman, hangi elleriyle ve gizlice çıkarıp hazırlamışlardır; toplayanı utandırmamak için gözlerini başka yana çevirerek, nazik bir hareketle "sanata katkılarını" şapkaya bırakmaktadırlar, şaşırırsınız.
"Müge", güzel bir kız adıdır bizim ellerde. Ama müge çiçeği pek bilinmez. Bugünlerde, minik müge fideleri satılmaya başladı Paris'te. Mayıs ayının başında bir gün, insanlar yollarda "Bir sap müge" armağan ederlermiş birbirlerine. Jacques Brel şarkısını bile söylemiş: "Un Brin de Muguet."
Rezalet bir yer Paris. Müge fidemi minik bir saksıya diktim, mayısı bekliyorum.
[Fotoğraf altyazısı: PARİS'TE AŞK — Paris'te öpüşülür... Ama başka türlü öpüşülür... Ve aşk da başkadır.]
[1. sayfa tanıtımı (Paris'ten / Müge ve kadın / MİNE G. SAULNIER): Bahar geldiği zaman Paris'te kadınlar, kozalarından çıkan kelebekler gibi sıyrılırlar kışın ağır mantolarından. Parisli kadın olmak bir sıfattır. Topuksuz ve süssüz ayakkabı giyerler; güzel değil, dayanılmaz çekicidirler. Bir de müge çiçeği fideleri satılır Paris'te bu mevsim. Mayıs ayının başında insanlar birbirlerine bu çiçeği armağan ederler.]

