Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1991

Rimbaud'yu yıllarla anımsamak

Cumhuriyet · 31 Mart 1991

PARİS — Fransa'da kimse yeni doğan oğlan çocuklarına 'Arthur' adını vermiyor artık. Şovalyelik destanlarına konu olan Kral Arthur ve büyülü kılıcı Excalibur'dan beri, biraz eskidi Arthur adı. Oysa size öyküsünü anlatmak istediğim Arthur başımızda kavak yelleri esen yıllarda, yüzyıllık tahta sıraların korkusuna karışan bir sıkıntı yayardı içimize. Güneşe kapalı pencerelerin ardında baharı içimize hapseden biz, Arthur'un uyaklı uyaksız dizelerine otopsi yapardık.

Arthur'un hece ve uyak hesaplarının ötesinde bir bütün olduğunu anlamak için o bisturi meraklısı eğiticilerden ve şiirlerin kesilip biçildiği o tahta sıralardan epeyce uzaklaşmak gerekti.

Ozan 'Arthur Rimbaud'yu yeniden keşfetmek, epeyce zamanımı aldı kısacası.

Bu yıl, Rimbaud'nun yüzüncü ölüm yılı. Fransız Kültür Bakanı Jack Lang, ozanın anısına olağanüstü incelikte bir kutlama başlattı. İncelik, kutlamanın adıyla başlıyor: Rimbaud yılları. Ünlü ozanın anısını bir yıl ile kısıtlamak istememiş kültür bakanı. Yüzüncü ölüm yıldönümünden öteye yaymış çağrıştırmayı.

Sonra oturmuş masasına Mösyö Lang, Rimbaud'nun 'Sonsuzluk' şiirini yazmış bir ak kâğıt üstüne ve bir de mektup ekleyip şiire, başbakanı Michel Rocard'a göndermiş; şöyle diyor mektupta:

"Bu şiirsel mektuplaşma oyununa katılmayı kabul ederseniz sayın başbakanım, sizden Rimbaud'nun bu ya da başka bir şiirini kopya edip, iki dostunuza iletmenizi rica ederim..."

Şimdi Başbakan Michel Rocard oturacak masasının önüne, hafifçe dilini dışarı çıkarıp belki de, tıpkı parmaklarının mürekkep lekesi olduğu yıllardaki gibi, alacak kalemini ve Rimbaud'nun iki şiirini geçirecek ak kâğıt üstüne, soyluluk gereği kendi elceğiziyle.

Belki Mitterrand'a gönderir birini, birini de dışişleri bakanına verir. Maliye, iç işleri, sosyal yardım derken, Rimbaud'nun şiirleri önce devlet daireleri, sonra tüm yurttaşlara dağılır. Kimbilir?

Bu tür mektuplaşma oyunları, tüm dünyada yaygın. Yıllar önce İstanbul'da tanıdığım bir mektup içeriğini, İspanyolca olarak bulduğumda Bilbao'daki posta kutumda, şaşırmıştım. Mektupta, "Bu yazıyı yedi ayrı kâğıda yazıp yedi ayrı kişiye dağıtırsan havadan para kazanacaksın", deniyordu. Yazmayacak olursam başıma taş yağacak, olmadık dertlere çarpılacaktım.

Çok korkmuştum. Büyülü mektubu hemen yandaki posta kutusuna aktarıp, sorumluluğu İspanyol komşularıma yıktım.

Kimisi para derdinde bu dünyada, kimisi Rimbaud düzeyinde işte. Bütün bunları ve dünyayı iplemeyen asıl, Rimbaud'nun ta kendisiydi. Fransızların 'ölümsüz serseri'si, nefret ettiği okulda ve henüz on yaşında 'deha' ilan edilmişti. İlk kez 16 yaşında evden kaçarak ta Brüksel'e gidip geldi ve savaşta bulunan Paris'te hapse atıldı. 17 yaşında, kendisinden bir sonraki yüzyılın en modern şiirine adını kazımış bulunuyordu. Verlaine, bu inanılmaz delikanlıya önce hayran, sonra âşık oldu. Onun peşinden Londra'lara, Brüksel'lere gitti. Ve cehennem azabı haline gelen bu tutkunun tepeye vurduğu bir gece, tabancayı çekip Rimbaud'yu yaralayacak kadar ileri götürdü işi.

Rimbaud, yaşamı bir kafes gibi algılıyordu. Kendi kendisinin gölgesiyle kovalamaca oynayarak tüm Avrupa'yı dolaştı. Sonunda Hollanda ordusunda lejyoner olarak Yakarta'ya gitti. Tabii oradan da kaçtı. 1891 yılında sağ bacağında bir kanser tümörüyle Fransa'ya dönmek zorunda kaldığında, nasıl geçtiği kesinlikle bilinmeyen bir Habeşistan macerasından geliyordu. Marsilya Hastanesi'nde bacağının kesilmesinden birkaç ay sonra öldü. Tam 37 yaşındaydı. Ama şiirde yaptığı devrimi, zaten yirmi yaşında tamamlamıştı.

Rimbaud, şiirsel bir düzyazı ve düzyazı gibi bir şiir ustasıydı.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1