Erkekler gereksiz hale mi geliyor?
Cumhuriyet · 27 Nisan 1991
PARİS — Kadınlar, yaklaşık çeyrek yüzyıldır kendileri için daha çok hak anlamına gelen sosyal mücadelenin ilk elini kesin bir zaferle kapatmış durumdalar.
Doğum kontrol sistemlerinin gelişmesi, çocuk yapma, yani "yaratıcılık" işlevi içinde karar mekanizmasını tümüyle kadına bırakarak, erkeğin bu temel işlevdeki rolünü "figüranlığa" indirgemiş bulunuyor.
Yalnız 1989 yılı içerisinde Fransa'daki doğumların % 28'ini oluşturan 216.063 çocuk, evlilik dışı ve babanın rızası alınmadan, salt annenin sorumluluğuyla dünyaya gelmiş. Oysa bu tür bir tercih sonucu doğan çocukların sayısı, aynı ülke için 70'li yılların başında 50.000'i aşmıyordu.
Kadınların yüzde yüz kontrolünü ele geçirdikleri "çocuk yapıp yapmama" kararı, ek olarak elde ettikleri "kazayla olan çocuğu" doğurup doğurmama özgürlüğü anlamına gelen kürtajın serbest bırakılması ile birleşince ortaya çıkan tablo dehşet verici bir üstünlüğe işaret ediyor: "İnsan soyunun devamı konusunda söz hakkı kadınlara geçmiş durumda."
"Zayıf cins"in rövanşı ve kadınların (geçmişte) erkeklere oranla daha az karar ve iktidar sahibi olmalarından kaynaklanan eşitlik mücadelesi, gelişmiş ülkelerde böylesi tartışılmaz bir yengiyle sonuçlanırken, şimdi aynı ülkelerde "Acaba bu bir Pyrrhus zaferi mi?" sorusu gündeme geldi.
Pyrrhus, 279-80 yıllarında Romalılara karşı kazandığı bir zafer sonucu bütün ordusunu yitiren Yunan komutanının adı.
Evelyne Sullerot ise yaşamının otuz yılını feminizme adamış bir isim. Sullerot, sosyolog mesleğini icra ediyor.
Evelyne Sullerot, erkeklerin çiğnenen temel hakları konusunda ilginç şeyler söylüyor:
"Son olarak İngiltere Birmingham'da kendisine yapay döllendirme yaptıran bâkire genç kız tartışması sırasında; Fransız medyaları erkekler arasında bir anket yaptılar. Bu ankete göre hiç bir erkek, İngiltere'deki uygulamayı doğru bulmuyordu. Ve gerekçe olarak da 'oyuncak satın alır gibi çocuk yapılmaz' fikrini kullanıyorlardı. Oysa hiç birisinin aklına, bu genç kızın 'babayı öldürmek' istediği gelmiyordu. Olayda erkekliklerinin bir kenara itilmesinden; çocuğa akrabalık bağlarının değil, cinselliklerinin reddedilmesinden başka bir şey görmediler."
Evelyne Sullerot, bugün yaratıcılık işlevinde kendilerini bir kenara iten "doğum kontrol" araçlarını da kadınlara erkek bilimcilerin bulup armağan ettiklerini belirtiyor. Erkeğe "babalığı" konusunda söz hakkı bırakmayan "kürtaj"ın ise büyük bir "haksızlık" olduğunu düşünüyor.
