'Ankara Paşası Turgut Özal'
Cumhuriyet · 1 Temmuz 1991
PARİS — "Avrupa hanedanları"nın basın organı olarak bilinen Fransız "Point De Vue" dergisi, 27.06.1991 tarihli temmuz sayısında "Özal ailesine" üç tam sayfa ayırmış bulunuyor.
"Ankara Paşası Turgut Özal" başlığını taşıyan yazı, Olivier Müller imzası ve "Babı Âli yeni bir pırıltıya kavuştu. Belki de yeni bir sultan buldu" tümcesiyle sona ermekte.
Türkiye Cumhurbaşkanı'nı, "Çankaya'daki pembe sarayında oturup zaferlerinin tadını çıkaran; her yanı yuvarlacık ve güreşçi tavırlı" biri olarak tanımlayan makale, Özal "hanedanının" gerçekçi bir portresini çizmekte. Gazeteci Olivier Müller, Özal'ın yönettiği ülke gibi Doğu ile Batı arasında kalmış kişiliğini vurguluyor.
Turgut Özal'ın; "Dindar, sofu, hacı ve dinciler için örnek bir anne ile İslam bayraktarlarının boy hedefi haline gelen, puro içip gece kulüplerine giden karısı arasında bir insan" olduğu belirtilen yazıda Semra Özal'a da geniş yer ayrılmış.
Cumhurbaşkanı'nın eşi, "ülkenin 2. adamı" olarak tanıtılıyor. Semra Özal; "Modern bir görüntü vermeye özen gösteriyor, puro içiyor, viski içiyor, taşkın bir zevki yansıtan giysilerle dolaşıyor, plaja bikini ile gidiyor... Bazı Türkler bu duruma kızarken, kimileri gülüyor" sözleriyle anlatılırken hanedanın çocuklarıyla ilgili olarak şu paragrafa yer verilmekte:
"Çiftin üç evladı da 'baba'nın (metinde Türkçe yer alıyor) modern imajına katkıda bulunmaktalar. Kız, bateri çalan bir cazcı ile evlendi ve bir fotoromanda oynamaktan çekinmedi. Oğullardan biri öğrenci, diğeri babasına akıllar veren bir Amerikan kampuscusu."
Makale yazarının, "Point De Vue" dergisindeki yayınında birkaç yanlış var. Örneğin küçük Özallardan birinin borsacı olduğu atlanmış. Turgut Özal'dan "halı tüccarı ruhlu", "doğuştan müthiş bir poker oyuncusu", "televizyon fanatiği" gibi övgülerle söz ediliyor.
Semra Özal'ın hakkını yiyen yazının başlığında ayrıca küçük bir baskı yanlışı var. "Ankara Paşası" yerine "Arkara Paşası" diye takdim edilen Turgut Özal, bu makale ile "Avrupa hanedanları arasına katılmasına karşın" Türkiye'nin pek iyi tanınmadığı duygusu.
[Fotoğraf altyazısı: Yazıda içerik ve baskı yanlışları var. Özal "Ankara Paşası" yerine "Arkara Paşası" diye takdim ediliyor.]
