Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1991

Mantar meşesi filozof ağaçtır

Cumhuriyet · 28 Temmuz 1991

PERPIGNAN — Meşe, çok değerli bir ağaçtır. Yararları saymakla bitmez. Palamutunu domuzlar yer. Odunu ile pahalı mobilyalar yapılır, iyi sopa atılır. Meşe odunu bu sonuncu oluyor. Oysa ağaç aynı ağaç ve yeni bir emr-i hak'ka kadar mantar, açık tonda kızıl kahverengi, hoş ve soylu bir madde. Şarabın kalitesinde büyük rolü var. Meşe odunu bu sonuncu niteliğiyle, Amnesty International listelerinden inmediği için Avrupa otobüsüne binemeyen ülkelerde sıkça kullanılır.

Fakat mantarın değeri, yalnızca şişe tıpası olmakla sınırlı değil. Yeni geliştirilen ve ana maddesi mantar tozu olan bir cins çimento, 21. yüzyılın 'devrimci' yapı katmanı olacak. Bu çimento ile dökülen beton hem çok hafif, hem de gerek sıcak ve soğuğa, gerekse sese karşı üstün yetenekli bir izolasyon oluşturuyor.

Mantar meşesinin, ağaç olarak da önemli bir özelliği var: Çok ağır ve zor yanıyor. Pera tiyatrolarında suratları siyaha boyamak gerektiği zaman ateşe tutulan tıpa mantarı gibi, ağacı da is ve şişe bürünüyor, kararıyor, ama çam gibi alev alev, çatır çatır yanmıyor. Bu niteliğiyle mantar meşesi, Fransa'da orman yangınlarının hızını kesecek bir düzenleme içerisinde ekiliyor. Çam ormanları, meşe bantlarıyla korunmaya alınıyor.

Meşenin birçok cinsi vardır ve meşe, filozof bir ağaçtır. Cahilliğimi bağışlayın, kulunuz Güney Fransa'ya ayak basmadan önce şişe mantarının ne menem bir madde olduğunu hiç merak etmemişti. Ve tabii, 'Mantar meşesi' adlı ağacın varlığından habersizdi.

Odun meşesi ile mantar meşesi, Çinlilerin yan ve yin prensibinin özgün bir örneği. Gece ile gündüz, tatlı ile tuzlu, soğukla sıcağın birlikteliği gibi. Birinin kütüğü sağlam, ağır ve yoğun odun; diğerinin gövdesi hafif mi hafif, gözenekli, yumuşak... Akdeniz bitki örtüsünün malı olan mantar meşesi, Güney Fransa topraklarının baştacı.

Garip bir ülke Fransa. Fransızların kafası hiç çalışmıyor! Örneğin Côte D'Azur'e inen çam ormanlarının ortasına termik santral yapmak, kimsenin aklına gelmiyor. Plajları mal bulmuş mağribi gibi sakınıyorlar. Bu yıl bilmem kaç tane gariban müteahhitin ekmeğine engel oldular yine. Adamların kapı gibi inşaat izinlerini iptalden çekinmeyip, kaç güzelim villayı yıktılar çatır çatır. Neymiş efem? Kıyıların güzelliği bozuluyormuş.

İki yılda bir, ağacın dallarına kadar olan kütüğünden yaklaşık 3 parmak kalınlığında kabuk sıyrılıyor. Söz konusu kabuk, bildiğimiz mantardan başka bir şey değil. Hiçbir muameleye gerek yok. Doğru dürüst yıkayıp kesip uygun biçimi vermekten başka.

Bizim Uzak Asya'dan dörtnala gelip dünyanın en güzel iç denizini (Marmara) piç ettikten sonra Akdeniz'e kafa tutan eşsiz alkemizde ne yapıyorlarsa bu kabuğa; bizim şişe mantarlarını buradakilere benzemiyor. Sizin anlayacağınız, meşe soyları buradakilere benzemiyor. Bizim mantarlar çamaşır suyunda bırakılmış gibi beyazımsı, gözeneksiz ve lastik kıvamında. Mantara basmanın ne anlama geldiğini bile bilmiyorlar. Akılsızlar!

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1Gazete kupürü 2