Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1991

Tek gözü kapalı kent

Cumhuriyet · 1 Eylül 1991

PARİS — İnsan bir kenti sevmeyegörsün. Hele kadınsa ve tutkuluysa ve daha ufacık iken kulakları, babasının aynalar önünde taranırken ''Paris'te bir aşk çiçeklendiği zaman...'' diye mırıldandığını duymuşsa, iflah olmaz gayri. Kırkından sonra tutulduğu bir delikanlıya sarılır gibi vurulur o kente. Gürültüsü bir aşk şarkısı gibi çalınır kulağına; havasını, sigara dumanı gibi içine çeker.

Paris, ağustos ayında yıllık izne çıkan bir kenttir. Kepenklerin yarısı, ''Bilmem kaçında açılıyoruz'' bantları taşır ve kentin tek gözü kapalıdır. Açık olan gözünde ise hülyalı bir bakış vardır. Seine nehri kıyısında gezinen sevgililer, sanki bir daha buluşmayacak gibi sıkı sarılırlar birbirlerine. Yarı boş otobüslerde insanlar daha gevezedir, yol boyu dostluklar kurulur. Saint Germain kahvelerinde asla Paris'ten ayrılmamaya yeminli sanatçılar boy gösterir.

Ağustos sonlarında Paris, hummalı bir sonbahara başlamadan önce, yatağının ılıklığında gerinen bir güzelin gevrekliğini yaşamaktadır.

Ama yalnızlık orada, elinizle tutabileceğiniz yakınlıktadır yine de. Kahvedeki iskemle komşunuzun içinde, gürültülü bir kalabalığın ortasında düğümlüdür. Köşedeki duvar afişinde gizlidir.

3615-NADİNE, 3615-LUDO gibi kodlar yazar o afişlerde. Genellikle cinselçekici bir kadın ya da erkek fotoğrafıyla süslüdürler. Sizi yığınların arasında bir yalnızlığa mahkûm eden uygarlık, aradığınız ve aramaya cesaret edemediğiniz yakın insan ilişkilerini, telefonunuzun yanına merkezi sistem bir bilgisayar olarak getirmiştir. Minitel deniyor bu sisteme Fransa'da. Böylesine gelişmişi ve yaygını, yalnız bu ülkede var. Aslında olağanüstü bir aygıt. Elektronik bir rehber. Telefon numaralarını bu bilgisayarda arıyorsunuz, konserlere, festivallere, uçak ve trenlere rezervasyon yaptırabiliyorsunuz, hatta herhangi bir gazetenin Minitel servisine bağlanıp son politika haberlerini, borsa, at yarışları, piyango çekilişlerini öğrenebiliyorsunuz.

Yalnızlık simsarları, bir de ''sevda'' servisleri satın almışlar Minitel sisteminden. Yüzlerce olmasa bile onlarca var. Görmediğiniz, tanımadığınız bir kadın ya da erkekle, yüreğinizin ya da vücudunuzun derinliklerine ilişkin en söylenilmeyecek sözleri, bu bilgisayarın ''uzman'' numaralarından birine, önünüzdeki tuşlara basarak aktarıyorsunuz. Servis, o anda devrede bulunan bir başka müşteri ya da merkezdeki görevli ile ''konnekte'' ediyor sizi. Takma isimlerle bir pornografi yazışması başlıyor aranızda. Bu işin tutkunları var. Dört çocuk sahibi bir arkadaşım, bir ayda 10 bin franklık (7,5 milyon TL eder) telefon faturası ödeyecek kadar ileri götürdü işi.

Bir gün kuşkusuz ben de deneyeceğim bu servislerden birini. İstanbul dönüşü yeni bir afiş gördüm, Arap cinselliği moda mı olmuş ne Fransa'da. Söz konusu ''aşk tellalı'' Minitel numaralarından birine, ''AMAN'' adını vermişler. Bakalım neler söyleyecek 3615'teki ''AMAN'' iniltileri. Ama bu başka bir yazının konusu.

Kafam şimdilik, İstanbul'dan getirdiğim imgelerle dolu. O imgelerden biri, tekerlekli koltuğunda gülümseyen genç bir Türk binbaşısının hüzünlü yüzü. Yazgısına değil; bir konser salonuna, bir sinemaya ve bir kitap standına, tek basamaklı olsa da tekerlekli iskemlesiyle çıkamadığına üzülen o aydın insanın dramını taşıyorum içimde.

[1. sayfa tanıtımı: Paris'ten / Tek gözü kapalı kent / MİNE G. SAULNIER — Seine Nehri kıyısında gezinen sevgililer, sanki bir daha buluşmayacak gibi sıkı sarılırlar birbirlerine. Yarı boş otobüslerde insanlar daha gevezedir, yol boyu dostluklar kurulur. Paris ağustos ayında yıllık izne çıkan bir kenttir.]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1Gazete kupürü 2Gazete kupürü 3