Halıcılığın öksüz çocukları
Cumhuriyet · 21 Eylül 1991
PARİS — Fransız başkentinde, mimarisi ve görkemiyle yıllardır konu edilen bir Arap Dünyası Enstitüsü var. Kısaca, IMA diye anılan bu kültür merkezi, İslamla yakından uzaktan ilişkili bütün kültür etkinliklerine kapılarını açık tutuyor. Fransız Sosyalist Partisi ileri gelenlerinden Edgar Pisani ve Alain Chenal'ın yönetimindeki enstitü, 17 eylülden bu yana, The Fine Arts Museums of San Francisco'nun sahibi bulunduğu olağanüstü bir Anadolu Kilimleri Sergisi'ne sahne olmakta.
Söz konusu kilim koleksiyonu, İstanbul Vakıflar Müzesi koleksiyonundan sonra dünyanın en değerli ikinci koleksiyonu sayılıyor. Hepsi 19. yüzyıl öncesine ait olan kilimlerin tamamı sergi için San Francisco'dan getirilmiş bulunuyor. Arap Enstitüsü, sergiyi tanıtmak için 275 sayfalık bir de katalog hazırlamış ve söz konusu katalogda, kilim sanatına değin var olan her türlü teknik bilgi var.
San Francisco Müzesi'ne bağışlanan koleksiyonun tarihçesi oldukça ilginç. Garry Muse adlı sanat tarihçisi, 1970'li yıllarda, Çatal Höyük ve Hacılar'da kazı çalışmaları yapan neolitik Anadolu uygarlıkları arkeoloğu James Mellaart'la tanışıyor. İki bilim adamının sanat konuşmalarında, bazı kilimlerde görülen geometrik motiflerin aynıyla neolitik çağa ait duvar ve eşya süslemelerinde var olduğu ortaya çıkıyor. Mellaart'la Muse'un henüz kanıtlanmayan varsayımlarına göre, bu motiflerde neolitik çağ mimari kalıntıları kilimlere değil, bu çağ öncesi var olan tekstil ve kilim motifleri neolitik çağ mimarisine süsleme örneği oluşturmuş.
Bu varsayımın gerçeklik değeri ne olursa olsun, Garry Muse'un heyecanla Anadolu kilimlerine eğilmesini ve ender parçaları toplamasını sağladığı kesin. Garry Muse'un yüzlerce kez dönüp dolaştığı Anadolu'dan topladığı eşsiz kilimler, 1985 yılında sanatsever bir Amerikalı çift tarafından satın alınıyor. Caroline ve H. McCoy adlı bu Amerikalı çift, koleksiyonu San Francisco Müzesi'ne armağan etmek amacıyla alıyorlar ve mali değeri çok yüksek olan kilim birikimini parça parça, paraları oldukça alıp müzeye veriyorlar. Kocasının ölümünden sonra da sözünü tutan Caroline McCoy, kilimlerin sergilenmesine eşlik ediyor.
Fransız başkentindeki en önemli kilim koleksiyonu sahibi ünlü Triff Galerisi'nin müdürü Henri Daumas'nın bir konferansıyla açılan sergiyi gerçekten kıskanmamak olanaksız.
O görkemli tarih kanıtlarını seyrederken, insanın içinden, "Bu sergiyi en büyük koleksiyonun sahibi biz, yani Türkiye yapmalıydı" diye düşünmeden edemiyor.
Sergiden önce, Arap Enstitüsü'nün diğer etkinliklerini şöyle bir dolaştım. Satılan karpostalların yarısı, bizim İznik çinileri, İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii süslemeleri vb. Satılan anı mücevherlerinin büyük bir bölümü Kapalıçarşı'dan gelmekte. Hitit motifli masa örtülerine değin, her şey bizim ellerden.
Mekân kullananın, sanat sergileyenin galiba, kendi malımıza sahip çıkamıyorsak, bunun yanlışını kimde aramak gerektiği belli değil mi?
