Bir insanlık senfonisi
Cumhuriyet · 5 Ekim 1991
MARSİLYA — Fransa'nın Akdeniz'e açılan en büyük liman kenti Marsilya, eylül ayında "Uluslararası Akdeniz Tiyatro Günleri"ne sahne oldu. Üç gün süreyle çeşitli ülkelerden tiyatrocuların 20 eylülden başlayarak bir araya geldiği festival, Avrupa Komisyonu ve Fransa Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle Marsilya'daki Toursky Tiyatrosu'nda gerçekleşti.
Fransız Sosyalist Partisi liderlerinden ve Marsilya Belediye Başkanı Robert Vigouroux'nun açılışını yaptığı festivale, Akdenizli tiyatro sanatçısı ve yöneticilerinin dışında Alman tiyatro yazarı Heiner Müller ve İranlı Celal Satari de katıldılar.
Festival, genelinde tiyatro sorunları ve yaratıcılığın tartışıldığı toplantıların, geleceğe dönük organizasyon sorunlarının ağırlıkta olduğu bir etkinlikler dizisiydi. İspanya, İtalya, Yunanistan, Yugoslavya, Fransa, İsrail, Filistin, Tunus ve Fas'tan tiyatro yazarı, yönetmen ve oyuncuların katıldığı ve "Uluslararası Akdeniz Tiyatro Enstitüsü"nün bir girişimi olan festivalde, Türkiye özel bir yere sahipti. Yönetmen Işıl Kasapoğlu, söz konusu enstitünün yönetim kurulu tarafından daimi üyeliğe seçildi ve enstitünün Türkiye'de bir temsilciliği olması kararlaştırıldı. İstanbul, bundan böyle enstitünün etkinlik gösterdiği Patras, Napoli, Tunus ve Marsilya kentleriyle birlikte, Akdeniz Tiyatro Enstitüsü'nün odakları arasında yer alacak. Festivale özgül konular üstüne bildiri sunan tiyatrocular arasında Türk dramaturg Esen Çamurdan ve yazar Memet Baydur vardı. Esen Çamurdan, "Çağdaş Türk Tiyatrosunda Mitoloji" konulu bildirisinde, "Midas'ın Kulakları", "Akad'ın Yayı", "Deli Dumrul", "Adak", "Theope" ve "Electra Station" (Kadın İstasyonu) adlı tiyatro oyunlarına ilişkin bir inceleme sundu.
Paris'teki "Halk Oyuncuları" Tiyatrosu'ndan Emel Mesči ve Kadın İstasyonu" oyununu Fransızcaya çeviren Sami Sadak'ın da davetli olduğu Akdeniz Tiyatro Günleri'ne Heiner Müller ve Andre Wilms, "Prometheus" adlı bir gösteri ile katıldılar. Carrierra Tiyatrosu "Nietzche ya da Güneyin Çağrısı", Cezayirli yazar Süleyman Benaissa "Peçenin Ötesinde" adlı oyunları sergilerken, Wolfgang Storch'un Akdeniz kültürünü simgeleyen mekân düzenlemesi festivalin ilginç bir boyutunu oluşturdu.
Üç günlük tiyatro etkinliklerinin Türkiye açısından en önemli olayı, kuşkusuz, ekim ayı sonuna değin Toursky Tiyatrosu repertuarında yer alacak "Electra Station" oyununun festivalin açılışına denk getirilen prömiyeriydi. Memet Baydur'un "Kadın İstasyonu" adlı tiyatro eserinden tümüyle Fransa'da geçen bir olaya adapte edilen "Electra Station", yazarın kendisi tarafından sahneye konuldu.
Cumhuriyet'in, "Electra Station"nu yazan ve sahneye koyan Memet Baydur'la yaptığı konuşmayı aşağıda sunuyoruz.
Kadın İstasyonu adlı oyunun yazarı Memet Baydur'a, Electra Station adıyla Fransa'da geçen bir olay ve mekâna uyarlanan yapıtın sahnelenmesinde en çok neyi sevdiğini sorduğumuzda şöyle bir yanıt alıyoruz:
"Benim bu oyunu Marsilya'da sahneye koyduğum biçimiyle en sevdiğim iki ayrıntı var. Biri, Marsilya'da Toursky Tiyatrosu'nda (sekiz yüz kişilik falan bir tiyatro bu) oyunun başında Dellalzade İsmail Efendi'nin 'ferahnak' makamındaki Kar-ı Suriyye'sini çaldırtmış olmak. O çok keyifli bir an benim için, öteki ayrıntı ise sonunda garson Halis'in (oyunda Charles) saydığı insanlar listesi. O listedeki insanları çok iyi tanıyorum."
— Bu oyunu ne zaman yazdınız?
MEMET BAYDUR — Yıllarca önce bir akşam, Haydarpaşa Garı'nda kucaklaşan iki kadın gördüm. Birbirlerine sevgiyle, dostlukla, özlemle sarılıyorlar, gülümseyerek, konuşmadan göz göze geliyorlar, usulca yine kucaklaşıyorlardı. Ancak iki kadının arasında yaşanabilir ve ancak iki kadının duyumsayacağı bir andı. Orada, Haydarpaşa Garı'nda, ağzımda taze uskumru tadıyla enayi enayi bakakaldım bu iki kadına.
Yıllarca sonra bu görüntünün benim peşimi bırakmadığını ayrımsadığım zaman Afrika'daydım. Hep bana doğru gelen görüntüler vardır... Dut ağaçları. Sokak köpekleri. Gemiler. Temiz, loş, serin bir evde yenilen sabah kahvaltıları. Radyonun üstünde bir İhsan Cemal, mutfağın girişinde iki Abidin Dino. Lokantalar, piyanolar, cumhurbaşkanı görünüşlü şef garsonlar vb. İstasyonda birbirine tutulan bu iki kadının görüntüsü, 'Kadın İstasyonu' adlı oyunu yazıncaya kadar peşimi bırakmadı. Oyunu bitirdiğim zaman Ankara'daydım. Gazetede bir ilan gördüm: İnönü Vakfı Oyun Yarışması. O güne değin hiçbir yarışmaya katılmamıştım. Ama bu kez ilginç bir jüri vardı karşımda: Metin And, Yıldız Kenter, Gencay Gürün, Raik Alnıaçık bir de Melih Cevdet Anday... Melih Bey'in bulunduğu bir jüriye oyun göndermek ne büyük keyifti! Kadın İstasyonu'nu allayıp pulladım ve İnönü Vakfı'na yolladım.
Kadın İstasyonu, vakıf jürisince birinciliğe değer oyun bulunmadığından, Sayın Ali Neyzi'nin oyunu ile birlikte ikinciliğe değer bulundu. Birincisi olmayan bir yarışta, ikinci olmuştuk, nasıl oluyorsa? Böylesi ikilemler beni çok eğlendirdiği için sonucu sevinç, saygı ve keyifle karşıladım. Birincisi olmayan yarışta ikinci olmak, benim hep yeğlediğim bir durumdur.
Yıllar sonra Richard Martin, benim bir oyunumu oynamak istediğini söyledi Madrid'de. Oynanmamış bir oyun istiyordu. Kadın İstasyonu böylece gündeme geldi.
— "Electra" adı nasıl gündeme geldi?
MEMET BAYDUR — Oyundan söz ederken, Elektra'dan söz ettim Richard Martin'e. Kadın İstasyonu, bir tren istasyonunda kucaklaşan iki kadın üstüne kurulmuştu, ama bu kadınlar bir sürü adam tarafından kuşatılmıştı. Kimdi bu adamlar? Önce baba, sonra koca?.. Daha sonra sevgili filan. İki kadın bu erkek çemberinden çıkıyorlardı oyunda. Galip olarak çıkıyorlardı, ama oyunun asıl sorusu da o noktada başlıyordu. "Özgürüz işte. Ee, ne yapacağız şimdi?" Bu açıdan bakıldığında, Elektra İstasyonu her bakımdan post-feminist bir oyundur.
— Kadın İstasyonu kimin için yazılmıştı Memet Baydur?
MEMET BAYDUR — Edip Cansever, "Yalnızlığın Oyunçakları" adlı oyunumu çok sevmişti. Ona, onun için bir oyun yazdığımı söylediğim zaman, (telefonda aramızda 12 bin kilometre vardı) keyifle gülmüş, bekliyorum, biter bitmez yolla, demişti. Edip ağabey beklemedi, konuşmamızdan 10 gün sonra öldü. Kadın İstasyonu, onun için yazılmıştır.
Edip Cansever için yazılan Kadın İstasyonu, özgün biçemi ve evrensel niteliğiyle Fransa'da sergileniyor. Dellalzade İsmail Efendi'nin ferahnak makamı ile başlıyor. Bela Bartok'un orkestra için konçertosuyla sürüyor. Arada bir askeri bando mızıkası duyuluyor içinde. Sonundaki küçük bir çocuksu vals ise, Memet Baydur'un sözleri üstüne A. Pascal'ın bir kompozisyonu. Baş oyuncu Tania Sourseva, dişi bir kurt sanki. Monique ve Gabriel de altta kalmıyorlar.
Oyunu var eden insanlar arasında en ilginç kişi, dekorları yapan Edvard Sarxian. Ailesi 1915 göçmeni olan bu Türkiyeli Ermeni, düşmanca başladığı işi, şiir gibi bir dekorla bitirmiş ve yaşlı gözlerle sarılıyor festivale katılan Türklere. Devletlerin yüzyıllardır yapamadığı barış, sanki bir Akdeniz tiyatrosunda sağlanmış gibi.
Electra Station'da "Enternasyonal" de söyleniyor.
Oyunun içeriği mi?
Bir insanlık senfonisi. Ve alkışlıyor, alkışlıyor Fransızlar.
[Fotoğraf altyazısı: Memet Baydur'un "Electra Station" adlı oyunu ekim ayı sonuna dek Marsilya'da Toursky Tiyatrosu'nda sahneleniyor.]

