'Işıklar kenti'nin geçmişindeki erkekler
Cumhuriyet · 20 Ekim 1991
PARİS — Tarihte pek çok kişi. Paris'i bir kadın gibi düşlemiş. Kimi kez Sokak Kızı Irma olmuş Paris, kimi kez eli -maşalı değil- bayraklı, başında kızıl Frigya beresi ve cumhuriyetçi kokartıyla. Fransız 'devrimci' güzeli Marianne... Sokak Kızı Irma imgesinin daracık ama edepli giysilere bürünmüşken, cumhuriyet simgesi Marianne yontularının bir memesi dışarıda dolaşması, elbette raslantı değil. Namuslu güzelliklerin, küçük giysilere sarılması doğaldır.
Baron Haussman'ın Paris'ini, 1860'lı yılların gazete karikatürleri, yere yıkılmış dişi bir şantiye olarak gösteriyorlar. Paris, dev bir kadın; karınca minikliğinde işçiler an gibi çalışıyorlar, çevresinde bir sürü merdiven, kaldırım taşı, kum […] Paris. Bugün sevdiğimiz geniş bulvarların, yeşil parkların, görkemli konakların yapıcısı, Paris'in gelmiş geçmiş en büyük valisi ve belediye başkanı, anılı şanlı Baron Haussman'ı.
'Işıklar kenti' Paris hanımının tarihi, yaşamına giren en önemli erkek ölçüt alınarak iki döneme ayrılır: Haussmann öncesi ve Haussmann sonrası Paris.
Georges Eugene Haussmann, sözün tam anlamıyla büyük bir adamdı. Boyu tam 1 metre 95 santim, dev bir Alsace'li. Zamanın ortalama insan ölçülerinin 1 metre 50'lerde seyrettiği düşünülecek olursa, herkesin tepesinden bakan bu adamın Paris'e uygun bir vali olduğu su götürmez. Alsace bölgesinin özelliği dolayısıyla Alman mantığı ve Fransız estetiğinin başarılı bir karışımı olan Haussmann, ailece Napolyoncu, yani imparatorluk yandaşıydı. Tüccarlığı seçse, […] tarafından 'Küçük Napolyon' diye anılan Üçüncü Napolyon, İngiltere'deki sürgün yıllarında boş durmamış, kafasındaki yeni Paris'in planlarını çizmişti. Ülkesine dönüp imparator seçilince Haussmann'ı gözüne kestirdi. Bir süre taşra kentlerinde dolaştırdı onu. Ve 1853 yılında Paris'i Haussmann'a teslim etti, ama cline kendi çizdiği planları vermişti. Yani bugün Haussmann'ın diye bilinen yeni Paris'in mimarı, aslında imparatorun kendisiydi. Fakat Haussmann, taşeron olarak, sırtına yüklenen sorumluluğun altında kalmadı. Korkunç enerjisi ve zekâsı ile değil o günün teknik olanakları, günümüz koşullarına göre bile rekor sayılacak kısa bir zaman sürecinde, Paris'in yarısını yıkıp yeniden yaptı.
Elini değdirdiği her yöre çehre değiştiriyor; hastaneler, okullar, parklar bahçeler, mantar gibi […] bitiyordu görev yaptığı kentlerde. Paris'in şimdiki kanalizasyon sistemi ve temiz su stoklaması Haussmann'ın marifetidir. Seine Nehri'ne atık suları filtreden geçirmeden boşaltmayı yasaklayan yine odur.
Baron Georges Haussmann 1891 yılında, pek sevdiği Paris'te öldü ve hiç de ününe layık olmayan üçüncü sınıf bir törenle gömüldü. 'Nankör meslektir devlet memurluğu' demişti son söyleyişinde. Ama ölümünün yüzüncü yıldönümünde Paris belediyesi, bu büyük mimarına saygıyla anıyor ve dev bir sergi, bir konferanslar dizisi ile tanıtıyor. Onun yaptıklarının önemini yüzyıl sonra anlayan Parisliler, söz konusu etkinliklere akın akın katılarak bağışlatmaya çalışıyorlar dedelerinin nankörlüklerini. Bugün Fransız başkentinde Haussmann'ın adını taşıyan koca bir bulvar ve yeni dikilen bir büstü var. Ama en önemlisi, Paris'in ciğerleri Haussmann'ın yeşil parklarında soluk alıyor; kanı, onun açtığı yollardan akıyor.
