Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1991

Türk resminin çellosu

Cumhuriyet · 16 Kasım 1991

PARİS — Eğer resim sanatını bir senfoni orkestrası ve resim yapıtını birer müzik aletine benzetmek ukalalık sayılmazsa, bu sanatın ustası Mustafa Altıntaş'ı bu orkestranın çellosu ile özdeşleştirmek olası. Mustafa Altıntaş, 1970 yılından bu yana Paris'te yaşayan bir Türk ressamı. Sanatına büyük bir tutku ile bağlı ve sevdiği işi konusunda engin bir kültür sahibi oluşu, Mustafa'ya özgün ve güçlü bir resim dili sağlıyor.

Sanatçının Arkeon Sanat Galerisi'nde sergilenen "Ingreserotikamani" adını taşıyan 12 tablosunu, yapıtlar Türkiye'ye doğru yola çıkmadan önce Paris'te görmek ayrıcalığını yaşadım. Resim beğenisi, kanımca kişisel bir zevk sorunudur ve eleştiri yapmak bana düşmediği gibi yine eleştirmenlerin kişisel tercihlerini yansıtan bir görecelik taşır. Ama Mustafa Altıntaş'ın özellikle son yıllarda özgün bir ivme kazanan sanatını, kullanımı büyük ustalık gerektiren, ince ve kalının sesinde buluştuğu bir çello çalgıcılığına benzetmek abartılı sayılmaz. Mustafa Altıntaş, Arkeon'da sergilediği 12 resimde Ingres ile kendisini, Doğu ile Batı'yı, klasik ile moderni, soğuk ile sıcağı, kırmızı ile maviyi, keskin çizgi ile yuvarlağı, düşsel aşk ile cinselliği karşı karşıya ve yan yana getiriyor. Erotik ile platonik iç içe giriyorlar Altıntaş'ın tablolarında.

Ressamın, "12 kez Ingres'la buluşma" olarak nitelediği tabloları, Ingres'ın bir Türk büyükelçisinin siparişi olarak yaptığı ünlü "Türk Hamamı" yapıtının kahramanlarını ana tema alıyor.

"Ingres, benim için salt oryantalist bir ressam değil" diyor Mustafa Altıntaş. "Zamanını yenileyen bir sanatçıydı. Yaşasaydı, bugün benim gibi görürdü gerek resmini gerek dünyayı. Bu sergilediğim tablolarda ben Ingres'i çintemani ile tanıştırıyorum."

Çintemani, eski Çin'den Osmanlı sanatına, Doğu süsleme biçimlerinin en ilginç öğesi diyebiliriz. Selçuklu ve Osmanlı çinilerinde, porselenlerinde üst düzeye ulaşan bu güzel motif ve özel kırmızısı, son yıllarda Mustafa Altıntaş'ın fırçasında yeni anlamlar kazandı. Kimi kez bulut oluyor ufkunda, kimi kez özlenen bir dudak, çağıran, zevk ve tehlike vaat eden bir tuzak kimi kez.

Ingres'dan esinlendiği "hamam" kültürü, aslında Mustafa Altıntaş'ın belleğinde derin kökleri olan bir anılar dizisi. Kendisine resme nasıl ve ne zaman başladığını sorduğumuzda, şu yanıtı alıyoruz: "Ben aslında resme 5 yaşına kadar hamama gittiğim için başladım. Alaşehir'de 17. yüzyıldan kalma bir hamam vardır. Orta Hamam derler adına. Küçücüktüm. Erkekten saymadıkları için daha, annem, teyzelerimle birlikte giderdik oraya. Düşünebiliyor musun? Bir kadınlar ordusu, çıplak, yumuşak ve sevecen. Yaşamımın en ürpertili, en erotik, en güzel anlarını orada, onların arasında yaşadım."

Sanatçının bu heyecan birikimi, Ingres'da vücut bulan bir hamam erotizmi ile tanışınca, sergilenen 12 tabloya dönüşüyor işte. Çıplak kadınların arasında dolaşan maymun, Mustafa'nın erotizmi. Renk seçimi ise kendisine güvenmeyen birinin kullanamayacağı bir cesaretin ürünü.

Ingreserotikamani / Mustafa Altıntaş resim sergisi / Arkeon Sanat Galerisi / 14 kasım - 14 aralık / Tel: 159 92 57

[Fotoğraf altyazısı: ÇIPLAK, YUMUŞAK VE SEVECEN — Mustafa Altıntaş, yaşamının en erotik anlarını küçükken annesiyle gittiği hamamda yaşamış: "Bir kadınlar ordusu! Çıplak, yumuşak ve sevecen!" (Fotoğraf: İBRAHİM ÖĞRETMEN)]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1