Fransa'da bir garip özelleştirme tartışması
Cumhuriyet · 18 Kasım 1991
PARİS — Fransa'daki Sosyalist Parti hükümeti Maliye Bakanı Pierre Beregovoy, yaptığı bir açıklama ile ülkenin en büyük kâr dilimine sahip petrol şirketi ELF-Aquitaine kurumunun yüzde 2'sini, serbest piyasa borsasında satışa çıkaracağını açıkladı. Devlete 2.3 milyar frank (2 trilyon 70 milyar TL.) kazanç sağlayacağı hesaplanan söz konusu satış, 5 milyon 780 bin hisse halinde borsaya sunulacak ve bir bölümü ulusal, bir bölümü uluslararası piyasada satılacak. Pierre Beregovoy, bu satıştan elde edilecek para kaynağının, yeni iş alanları yaratılmasında kullanılacağını belirtiyor.
Fransa'nın bir numaralı kâr rekortmeni ELF-Aquitaine'in yüzde 2 oranında özelleştirilmesi, sosyalist hükümet eliyle gerçekleştirilmesine karşın, sağ muhalefet partileri tarafından şiddetle eleştiriliyor. Cumhuriyetçi Parti (RPR) lideri Jacques Chirac'ın merkez sağ olarak kurduğu son hükümetin eski Maliye Bakanı Edouard Balladur, ELF'in özelleştirilmesi ile ilgili olarak sosyalist hükümeti, "devletin hazinesini çarçur etmekle" suçladı. Sağ kanadın ana muhalefet partileri RPR ve Fransız Demokratik Birliği (UDF), sosyalistlerin bu operasyonunu, özelleştirme olarak değil, çaresizlikten ana mal varlığını yiyen bir devlet haline gelmek olarak yorumluyorlar.
ELF-Aquitaine şirketi, petrol ithal ve satışının serbest bırakılmasından sonra OYAK-Renault ve SODIPEC adlı şirketlerle gerçekleştirilen bir ortaklık sonucu, Türkiye'ye de giriş yapan bir kuruluş. Yılda 10 milyar frank (9 trilyon TL) net kazanç sağlayan ELF-Aquitaine, son yüzde 2'lik hissesi satıldıktan sonra yine yüzde 51.5 oranında devlete ait bir şirket. Geri kalan yüzdesi çokuluslu bir yelpazede özel ve tüzel kişiler arasında dağınık bulunuyor. Petrol ithalatı, rafineri ve dağıtımı, başlıca etkinliğini oluşturuyor. Son olarak eski Doğu Almanya petrolleri ve Sovyetler Birliği dahil olmak üzere çeşitli Afrika, Asya ülkelerinde ve Amerika'da yatırımları ya da ortaklıkları var.
ELF-Aquitaine'e yönelik bundan önceki özelleştirme operasyonu, 1986 yılında yüzde 11'inin satılmasıyla gerçekleştirilmişti. Şimdiki borsa satışı, ülkedeki ekonomi uzmanları tarafından önemli bir özelleştirme harekâtından çok sosyalist Cumhurbaşkanı Mitterrand'ın "ne-ne" diye tanımlanan "Ne özelleştirme ne de devletleştirme yapılacak" prensibinin ilk kez bozulması açısından, devletin ekonomi politikasında bir değişiklik göstergesi olarak algılanıyor. Bu kapsamda, tarafsız uzmanlar, sağ muhalefetin eleştirilerine katılmaktalar. Sağ partilerin, operasyona karşı çıkışlarının nedeni, anlamsız önemde bir özelleştirmenin, ekonomiye hız vermek yerine "delik tıkamak" üzere, güçlü bir potansiyelin boşa harcanması sonucunu vereceği yönünde. Oysa, merkez sağcı Chirac hükümeti sırasında yapılan yüzde 11 oranındaki ilk özelleştirme, 300.000 küçük hissedara satılan dilimle, zamanında çok başarılı bir sonuç vermiş, fakat sıkışıklıktan değil, belli bir ekonomi politikası sonucu yapılmış bir seçimdi.
Oysa şu andaki veriler, sosyalist hükümetin artan işsizlik ve işsizlere ödenen sosyal yardımlar dolayısıyla gerçekten güç durumda olduğunu doğruluyor. Ancak ELF'in kamu sektörü payının korunması için son satılabilecek dilimi yüzde 2'den fazla değil. Üstelik, devletleştirme ve özelleştirmeyi durduran Mitterrand felsefesinin yırtıldığı anlamına geliyor. Çünkü hükümet, büyük gürültü koparan ELF operasyonu ile birlikte, yine devlete ait bir banka olan Credit Local de France hisselerini de yüzde 25 oranında satışa çıkaracağını ilan etti. Kısacası, devletin kasaları boşalmış gibi ve işsizliğin dev boyutlara varışı, sosyal harcamaları kısıtlayamamak koşulu ile birleşince girişilen özelleştirme operasyonlarının gerçekten yeni iş alanları açmakta kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin soru işaretleri içeriyor.
