Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1991

Yeni Zelanda, koyun satmanın yolunu buldu

Cumhuriyet · 2 Aralık 1991

PARİS — İktidarda en çabuk tüketilen değer, "idealizm". En çok üretilen ise "düş yıkımı". Bu ölçütün en çarpıcı örneklerinden birini, kuşkusuz Fransız Sosyalist Partisi iktidarı oluşturuyor. Sağ parti yönetimlerinde göze batmayan, hatta "olağan" kabul edilen kimi yolsuzluk ve yalanlar, sosyalistler tarafından aynıyla tekrarlandı mı, acısı daha bir çöküyor seçmenin içine. Fransız Sosyalist Partisi, bu ülkenin -aradaki iki yıllık bir sol cumhurbaşkanı ve sağ hükümet evliliği hariç- toplam sekiz yıldır başında bulunuyor. Bu süre içinde pek çok skandala adı karıştı, göğüs gerdi ama içlerinde biri var ki bu skandalların, yenilir yutulur türden değil ve tekrarlayan kanser gibi hiç umulmadık yer ve zamanlarda yeniden gündeme geligeliveriyor.

Kuşkusuz akıllardadır: 1985 yılında Yeni Zelanda'nın Auckland limanında ünlü Greenpeace çevre örgütüne ait Rainbow-Warrior adlı gemi, 10 temmuz günü Fransız gizli servislerince batırılmış ve operasyonda, Portekizli bir fotoğrafçı ölmüştü. Rainbow-Warrior, Fransa'nın Pasifik Okyanusu'nda yaptığı (hâlâ sürdürülen) nükleer bomba denemelerini protesto etmek ve engellemek için Auckland limanına demirlemişti. O sırada Fransız Sosyalist Partisi hükümetinin başında Laurent Fabius vardı ve cumhurbaşkanı yine Mitterrand idi. Söz konusu hükümet, Greenpeace çevre örgütünün Pasifik'teki nükleer denemeler konusunda yürüttüğü kampanyadan iyice tedirgin olan Fransız "Pasifik Generalleri"nin baskısı ile Greenpeace gemisi Rainbow Warrior'a sabotaj yapılmasını onayladı.

Operasyon, hükümet kararından uygulanışına değin her anlamda beceriksiz, yanlış ve budalacaydı. Geminin boş olduğunu sandıkları bir sırada yapılan patlamada, bir kişi öldü. Becerikli ajanlardan "evli çifti" oynayan ikisi yakalandı ve Yeni Zelanda'da hapsedildi. Başbakan Michel Rocard, Yeni Zelanda ile barış yaparak iki Fransız ajanın Fransız topraklarında cezalarını tamamlama olanağını sağladı. Bunun karşılığında Fransa, Yeni Zelanda'dan yüz bin koyun satın almayı garanti ediyordu! Herkes, olay kapandı sanıyordu. Oysa geçen hafta, sabotajın epeyce kalabalık olup (toplam 20 adet orduya bağlı gizli ajan) sıvışmayı başaran ve normal olarak aylıklı bir "sürgün" yaşamaları sağlanan özel "subay"larından birisi olan Gerald Andries, İsviçre sınırında yakayı ele verdi. Hem de gizli ajanlığa yaraşmayacak bir beceriksizlikle: Andries, sınırı geçmek için gerekli pasaportu yanında bulunmadığı için sürücü belgesini vermişti İsviçre polisine. Polis de pasaport yerine kabul edebilmek için bilgisayar araştırması yaptı ehliyet üzerinde ve Andries'in hakkında uluslararası bir tutuklama kararı olduğu ortaya çıktı.

İsviçreliler, isteseler de tutuklamamazlık edemezlerdi bu durumda.

Şimdi Yeni Zelanda hükümeti, Andries'i yargılamak üzere geri istiyor. Fransız hükümeti de "Tamam, bir hata ettik, ama olay kapanmıştır, niye mızıkçılık ediyorsunuz" diyor.

Bunun yanıtını bilmeyecek ne var? Ufukta yüz bin koyun satışı daha görünüyor. Yeni Zelanda, canlı hayvan ihracında bulduğu böyle bir pazarı kaçırır mı hiç?

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1