Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1991

Biri ney üfledi, biri dans etti

Cumhuriyet · 15 Aralık 1991

PARİS - Aralık ayının 12, 13 ve 14'üncü günleri Paris'in en büyük tiyatrolarından Theatre de la Ville, yani ünlü Sarah Bernhardt'i görüp geçirmiş ve bugün köşesinde aynı adlı bir kahveyi barındıran Paris Belediye Tiyatrosu, kahramanlarından ikisinin Türk olduğu üç gösteri sergiledi.

Tutucu çevrelerin dudağını uçuklatabilecek cinsten bir Sufi müzik eşliğinde, Amerikalı dansçı Carolyn Carlson koca sahnede bir saat on beş dakika emprovize bale yaptı.

Salon tıkır tıkır tıklım doluydu. Üç günün bileti bir ay öncesinden tükenmişti ve bale süresince kimse öksürmedi, uksırmadı, soluğunu tutarak seyretti, seyretmekten çok dinledi. Toplam beş kişi vardı sahnede. Carolyn Carlson dans ediyordu. Kudsi Erguner ney ve tef çalıyordu. Yusuf Bilgin ilahiler söylüyordu; zarb ve tar aletlerinin sorumluluklarını ise Daryus Talai ve Cemşid Semirani yüklenmişlerdi. Çalınan ve söylenen şarkılar, tümüyle Türk besteleriydi, bir tanesi de Kudsi Erguner'in babasına aitti.

Seyirciler, Paris'teki çoğu "Türk" sanat etkinliklerinde olduğu gibi "bizden" değildiler. 2000 kişinin arasında yalnızca üç Türk vardı. Ne Fransız Kültür Bakanlığı'nca finanse edilmişti gösteri ne de Türk devletince desteklenmişti. Çünkü Carolyn Carlson'un böyle desteklere gereksinimi yoktu. Kudsi Erguner ise sanatını Fransa'dan Amerika'ya yayan yenilerimizden biriydi.

Yusuf Bilgin'in öyküsü daha da ilginçti. Üsküdar Yenicami imamlığından emekli olmuş. Kudsi Erguner "Gel" deyince çıkıp gelmişti Paris'e. Theatre de la Ville'in broşüründe "Türkiye'nin ünlü bir müezzini" olarak takdim ediliyordu.

Carolyn Carlson, 1.80 boyunda bir kuğu asıllı bir Amerikalı, 1965'ten bu yana mistik müzikle ilgileniyor. İşte bu karmadan ortaya çıkan gösteri, huşu içinde dinlenildi ve alkışlar üç kez sahneye çağırdı sanatçıları. 1980'de "Still Waters", "Steppe" adlı modern balelerin imzasını atmış demeli, ayağı çıplak ayak dans ediyor çünkü. San Francisco'dan Helsinki Operası'na değin pek çok müzik ve bale mabedinde yankıları var. 1990'da "20. yüzyıl sanatçısı," diyor Carlson, "sanırım insanları iyileştiren bir tür Şaman ve dinlerin yerini tutuyor. Sahnede şiddetin egemen olduğu bir süreçten geçiyoruz, ama gönül aklımızla insanın bilincindeki daha yapıcı öğelere yöneleceğimiz bir zaman da gelecektir."

Kudsi Erguner'e gelince... Bu kimseye cyvallahı olmayan Türk sanatçısının söz konusu gösteriye razı etmesi zor olmuş Carolyn'in. Onun asıl zevki gerçek Mevlevi müziğini yapabildiği ortamlar. Paris'teki tiyatroda yer yerinden oynarken onu asıl heyecanlandıran, Suresnes kentindeki Avrupa'nın en iyi akustiğine sahip tiyatroda yine Yusuf Bilgin ve kendi öğrencileriyle vermeye hazırlandığı konserdi. Ama "aslolana" giderken Carolyn'e eşlik etmek ya da Jean Michel Podora ile caz yapmak da hoşuna gidiyor. Yeter ki sevdiği ve inandığı müziğini, usta bir kalem gibi çaldığı "ney"ini, sigaradan daha da yanıklaşan soluğuyla dünyaya doğru üfleyebilsin!

[Fotoğraf altyazısı: KUDSİ ERGUNER: Kimseye cyvallahı yok. CAROLYN CARLSON: 1.80 boyunda bir kuğu.]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1