Fransa'da Cezayir korkusu
Cumhuriyet · 7 Ocak 1992
[1. sayfa tanıtımı: Fransa'da Cezayir korkusu / Mine G. Saulnier / 11. Sayfada]
PARİS — Cezayir genel seçiminin ikinci turunda şeriatçı parti FIS'ın (İslamiyetçi Selamet Cephesi) meclis çoğunluğunu elde etmesi olasılığı giderek ağırlık kazanıyor. FIS'a karşı olan Cezayirli laik ve demokratik güçler, ikinci turun yapılacağı 16 ocak tarihine değin, ilk turda oy vermeyen Cezayirli seçmenleri "İslamiyetçi tehlikeye" karşı sandık başına çekmek amacıyla harekete geçmiş bulunuyorlar. Bu doğrultuda geçen hafta Cezayir'de yapılan büyük gösteri yürüyüşüne paralel olarak dün Paris'te yaşayan Cezayirliler de bir miting yaptılar. Yaklaşık dört bin kişinin katıldığı yürüyüş olaysız geçti.
Cezayir'deki gelişmeler Fransa devleti tarafından endişe ve sıkıntıyla izleniyor. Fransa'nın sıkıntısı, FIS'ın artık kaçınılmaz duruma gelen olası zaferinin aynı zamanda Fransa'nın bugüne kadar izlediği Cezayir politikasını da ortaya çıkarmasından ileri geliyor. Ülkedeki sağ muhalefet partileri, Mitterrand ve ekibini, yani Sosyalist Parti iktidarını, Cezayir'de istenmeyen Ulusal Kurtuluş Cephesi FLN'ye bugüne değin kayıtsız koşulsuz destek vermekle suçluyorlar. Ülkenin merkez sağ muhalefetini temsil eden le Figaro gazetesi, bu kapsamda yalnızca sosyalist hükümetleri eleştirmekle kalmıyor: "Cezayir yönetimi küçük çocukları ağır makineli tüfeklerle Cezayir sokaklarında tararken devrimci davaların uygunsuz avukatı Daniele Mitterrand, aynı yönetimin maşası Polisario gerillalarını savunmak için yollara düşüyordu" sözleriyle Fransız cumhurbaşkanının karısını da suçluyor.
Fransa'nın, FIS yönetimindeki bir Cezayir'den, üç ana korkusu var. Bunlardan birincisi, Fransa'daki Cezayirlileri, FIS'ın "Kâfiri kendi yerinde vurmak" kuramına uygun olarak kışkırtıp bu ülkeyi İslamın reklamının yapıldığı bir alan olarak kullandırması. Yani, ülkede yaşayan Cezayirlilerin, toplu namazları, kendi kadınlarına giydirdikleri çarşafları, FIS propagandaları ile Fransız yasalarına uymamaya teşvik etmesi.
İkinci tehlikeyi, Schengen kararları diye anılan ve bugüne değin yalnız Fransa'nın imzaladığı anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle Almanya, Belçika, Hollanda ile ortak sınırların açılması oluşturuyor. Bu anlaşma gereği, Fransa kendi topraklarına girecek yabancıların denetimini geniş ölçüde AT sınırlarına bırakmakta. Oysa böyle bir durumda, FIS'tan kaçacaklar ya da FIS'ın "özel ulakları", Fransa'ya ellerini kollarını sallayarak girebilecekler.
Üçüncü tehlikeyi ise Cezayir'in gerçekten bir nükleer bomba potansiyeline sahip olma durumu yaratıyor.
Ama, ne Fransız basınının ne de Kuzey Afrika dış politika uzmanlarının açıkça ortaya koymadıkları başka bir tehlike var ki şu kapsamda Fransa'ya yönelik en büyük tehditi oluşturuyor. Cezayir'de yaşayan ve Fransız yurttaşlığını, yani pasaportunu korumuş milyonlarca Cezayirli var. Bunlardan pek çoğu FIS'ın kuracağı bir İslam devletinde yaşamayacaklarını açıkça belirtiyorlar. Ve FIS, önerilerini gerçekleştirme kararıyla iktidara geldiğinde hepsi bavullarını toplayıp ikinci "vatanları" Fransa'ya iltica edecekler.
[Fotoğraf altyazısı: Cezayir'in başkentinde cuma namazı. 30 bin kişilik bir Müslüman kitlesi secdeye varmış. Büyüklerin arasında kalmış bir çocuk. Şaşkın ve ürkek bakıyor.]

