Yolsuzluk skandalı gazetelere yaradı
Cumhuriyet · 27 Ocak 1992
Bağımsız Fransız adaletinin özel bir inat ve kararlılıkla üstüne gittiği rüşvet, dolandırıcılık ve yolsuzluk dosyaları, ülkedeki sosyalist iktidarı içten içe kemiriyor. Ama kiminin felaketi, başkalarının mutluluğunu oluşturuyor ve Sosyalist Parti çevresinde kopan kıyamet, aşırı sağın ekmeğine yağ sürmekle kalmayıp basının tirajını da arttırıyor. Geçen hafta, Sosyalist Parti Genel Merkezi'nde arama yapan sorgu yargıcının rüşvetçi milletvekillerinin adlarını kapsayan bir bilgisayar disketini ele geçirdiğini açıklaması, Le Figaro'nun tirajını ikiye katladı ve televizyonlardan parasız reklamını yaptırdı. Söz konusu disketteki bilgileri daha ayrıntılı yansıtan haftalık Le Canard Enchaîne dergisi ise dağıtımının yapıldığı çarşamba günü yok satıldı.
Başbakan Edith Cresson başta olmak üzere, bütün Sosyalist Parti ileri gelenleri, "Adalet önünde boynumuz kıldan ince. Ama bir sorgu yargıcının denetiminde mahkeme dosyasına girecek belgelerin basına sızdırılması yasa dışıdır" diye şaşkınlık ve kızgınlık belirtiyorlar. Ancak söz konusu belgelerin kamuoyuna yansıması, aşırı sağcı Ulusal Cephe lideri Le Pen'in bayramlık ağzını bir kez daha açmasına neden oldu. Ve Amiens kentindeki bir gövde gösterisi sırasında Le Pen, sosyalist hükümet için; "Bunlar bir hırsız, yankesici ve gangster topluluğudur. Hatta içlerinde bazılarının katil bile olduğunu iddia ediyorum. AIDS virüsü bulaşmış kan satışına bile bile izin veren bu hükümetin başları, bugün binlerce insanın onulmaz bir hastalığa tutulmasına, on binlercesinin ölümüne neden olmuşlardır" deyiverdi.
Sözlerini evirip çevirme alışkanlığı yok. Bundan önce iki kez, milletvekili dokunulmazlığını kaldırmak istediler. "Kaldırın" dedi. Diğer partilerden pek çok milletvekili, "dokunulmazlık kalkışına" kötü bir kolaylık başlangıcı olur diye, anayasal gerekçeler göstererek "Le Pen'in dokunulmazlığını, kendi 'göz bebekleri' gibi korudular ve Ulusal Cephe lideri, muhalefetin oylarıyla mahkemeye çıkmadı. Amiens'teki hakaret, Sosyalist Parti'de 'şok' etkisi yaratır dersek yalan olur. Le Pen, benzer hakaretleri her fırsatta ediyor. Ancak bu kez hükümet başkanı Edith Cresson, altta kalmayı sevmeyen, ateşli bir kadın. Başbakan olarak Ulusal Cephe lideri Le Pen aleyhine, 21 ocak günü Nanterre adliyesinde hakaret davası açtı. Sosyalist Parti sözcüleri de aşırı sağcı lideri "küfürbaz, ağzı bozuk ve aşağılık" olmakla suçladılar.
Cresson'un dokunulmazlığı
Eğer Edith Cresson, hakaret davasını kazanırsa, Jean Marie Le Pen'in Avrupa Parlamentosu'ndaki dokunulmazlığı da kaldırılmak durumunda kalacak. Ancak Le Pen'in umurunda değil. Mahkûm olsa bile, kendisini ve partisini yine ön plana çıkarmış ve düşüncelerini daha geniş kitlelere iletmek için "olağanüstü bir kürsü" edinmiş bulunuyor.
İşte böyle bir bela Jean Marie Le Pen. Son yapılan kamuoyu yoklamaları, sağ partilere oy veren seçmenlerin % 55'inin Le Pen'e ve sözlerine güvendiklerini gösteriyor. Yapılan en ölçülü tahminler, 1993 seçimlerinde, Ulusal Cephe'nin şimdi 35 olan milletvekili sayısını, 50'ye çıkaracağı yönünde.
