Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1992

'Fransız kız' İstanbul'a dönüyor

Cumhuriyet · 1 Şubat 1992

Yeni Fransız Büyükelçisi François Dopffer'in karısı Bathilde, İstanbul'da doğmuş, büyümüş ve Notre Dame De Sion'dan mezun olmuş bir "Türkiyeli".

"Her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır," sözünün ne denli doğru olup olmadığını bilmiyorum. Ama eğer doğruysa, Fransa'nın yeni Türkiye Büyükelçisi François Dopffer'in, kısa süre önce devraldığı Ankara'daki görevine, kesin bir avantajla başladığı söylenebilir.

Yeni büyükelçinin karısı Bathilde Dopffer, İstanbullu bir Fransız. Türkiye'ye yönelik duyguları, "uzun yıllar özlemini çektiği vatanına kavuşan" bir yurttaşımızınkinden farksız olan Bayan Dopffer'le Paris'te, Ankara'ya uçmasından birkaç saat önce Cumhuriyet okurları için bir söyleşi yaptık.

Bathilde Dopffer, özgün kişiliği ve tekil yaşamıyla, olağandışına çıkan bir kadın. Türkiye'de geçen çocukluk ve gençliğini, üstelik yaşını da gizlemeden, şöyle anlatıyor:

"1941 yılında İstanbul'da doğdum. Ailem, Fransız, İtalyan, Avusturyalı, Macar karması; Tanzimat ile birlikte 1850 ile 1880 arası Osmanlı İmparatorluğu başkentine 'servet' yapmaya gelen yabancılardan. O zamanlar, İstanbul kimi Batılılar için 'Eldorado' idi."

Levanten tarihi

Bayan Dopffer, verdiği bu bilgiye karşın, levanten bir aileden geldiği savını kabul etmiyor:

"Levanten olmak için Arap kökenli de olmak gerekiyor. Ben de eskiden sizin gibi levanten olduğumuzu düşünürdüm. Fakat Paris'teki Doğu Dilleri Enstitüsü'ndeki eğitimim sırasında, levantenliğin başlı başına bir göç olayı oluşturduğunu, özgün bir tarihi olduğunu öğrendim. Levantenlerin Mısır'a dayanan, Ortadoğu'dan gelen bir geçmişleri var. Oysa bizim aile, bir göçün ürünü değil. Arap soylarıyla hiçbir ilgisi yok. Doğrudan Avrupa'dan 'para yapmaya' gelen serüvenciler."

"Genç kızlık adınızı öğrenebilir miyiz?"

"Büyükbabamın adı Yosif'ti. Çünkü büyükannem Kadıköy'lü bir Rumla evlenmiş. Hatta zavallı büyükbabam, kendisiyle evlenebilmek için Ortodoksluktan çıkıp Katolik olmak zorunda bile kalmış. Zaten böyle çokuluslu bir ailede, bunca değişik kökenli dayılar, amcalar, teyzeler takımında nasıl olup da Fransız tarafın ağır bastığını anlamak güç."

"İstanbul'daki yabancıların kendi aralarında Fransızca konuşmalarından ileri gelir belki de bu?"

"Beni babaannem yetiştirdi sayılır. Ve babaannem için benim yurdum hep Fransa ve yazgımın geçeceği yer Fransız topraklarıydı. İtalyan olan annem, kendi dilini konuşmayı bırakmıştı, Fransızca konuşurdu çocukluğu. Sonra Kandilli'ye taşınmış ailesi."

1950-51 yıllarında, her pazar Kandilli tepesine çıkar, Bulgaristan'dan gelen Türk göçmenlerin evlerini yapmalarını seyredermiş. Derken, okul zamanı gelip çatmış:

"İlk ve ortaokulu Saint Pulcherie'de, liseyi Notre Dame de Sion'da okudum. Bir teyzem vardı. Dame de Sion'da rahibeydi. Babam, dikiş dikip Tanrı'ya yakarmaktan başka iş yapmayan bu kızkardeşine kızdığı için mümkün olduğu kadar geç yazdırdı beni Dame de Sion'a. Bu okul sıralarındaki anılarım çok renkli. Her ulustan, her dinden çocukların arasında büyümek mutluluğunu yaşadım. En büyük üzüntüm, hazırlık yapmadığım için hepsinden iki yaş küçük olmaktı.

Ne resim, ne dikiş becerebilirdim. Kenarına adımızı işlediğimiz küçük kırmızı mendilimi, mürekkep lekeli ellerimin üstüne ağladığım için kirlettiğimi hiç unutamam. On altı yaşımda, sınıf mümessiliydim, öyle çekingendim ki 'buz dolabı' adını takmışlardı. İnsanın o yaşta hafif 'buz dolabı' olması doğaldı herhalde."

Şimdiki haliyle neşeli ve sıcakkanlı biri olan Bayan Dopffer: Notre Dame de Sion'daki öğretmenlerini, Mevlana'dan şiirler okurken sınıfta ağlayan 'Mevlana' takma adlı Türkçe öğretmenini, edebiyata Leyla Hanımı ve Ahmet Haşim tutkusunu unutmuş. Okulun en ünlü ve sert coğrafyacısı Zafer Hanım sayesinde ise "dünyanın en soğuk yerinin Sibirya'daki Verkoyong noktası" olduğunu hiç aklından çıkarmamış.

Dame de Sion'dan sonra bir yıl İstanbul Üniversitesi'nde Fransız edebiyatı okuyan Dopffer, 18 yaşında ailesini İstanbul'da bırakarak Fransa'ya gitmeye karar vermiş. Strasbourg'daki Notre Dame de Sion'da […] yurduna yerleşerek, 'ana yurdum' bildiği Türkiye'den çok uzaklaşmış.

Kandilli anıları

Bathilde Dopffer, üç yaşından öteye her şeyi anımsıyor. Burgaz adasında yaz sefaları, deniz ve güneşle ısınan bir imgeler dizisi çocukluğu. Sonra Kandilli'ye taşınmış ailesi.

İstanbul'daki çocukluğum çok mutlu geçti. Yazgım ve yurdum Fransa idi, ama büyümeyi beklerken Türkiye'de çok güzel bir parçası geçti yaşamımın.

Tarabya köşkü

Bugün düşünüyorum, tutumlarını doğru buluyorum. Tarabya'daki köşke giderdik yılda birkaç kez. Deniz kıyısında Dame de Sion'a ait bir kabin vardı. Geceleri aldığımız 'deniz banyolarının' tadını hiç unutmayacağım.

Cezayir'e destek

Cezayir'in bağımsızlığını savunan Fransızların yanında yer alan genç Bathilde, bu yönde aktif çalışmalara katılmış.

"Cezayir savaşı süresince fazla bir eğitim yaptığım söylenemez. Geceler boyu General De Gaulle'e telgraflar yazıyor. Cezayir'e bağımsızlığının verilmesini istiyor, gündüzleri de ders çalışmaya zaman bulamıyorduk."

Okul arkadaşlarımdan biri, Claude Renier, şimdi Strasbourg Üniversitesi'nin başkanı olmuş ve Strasbourg Üniversitesi'ni, Ankara Üniversitesi'yle kardeş okul yapmak konusunda çok istekliymiş. Ben bunu raslantı sonucu öğrendim.

Şimdi Ankara'ya gider gitmez kendisine telgraf çekip kardeş üniversite çalışmalarına destek olmaya hazırım, diye yazacağım. Claude Renier, Cezayir olayları sırasında De Gaulle yanlısıydı, kendisine General derdik o yüzden. Benim adım da Türk idi, Türkiye'den geliyorum ya, herkes Türk, diye çağırırdı. Bizim generalle birlikte Strasbourg ve Ankara üniversitelerini kardeş yapabiliriz, umarım."

Bayan Dopffer, Fransa'nın kuzeyinde öğretmenlik yaparken, kaymakamlık görevini yürüten eşi François ile tanışmış. Daha sonra eşinin diplomat olarak atandığı Romanya, Japonya, ABD ve Cezayir'de bulunmuşlar.

Bathilde'in aklına Türkiye yeniden Cezayir'de düşmüş. Burada dostluk kurduğu Türkiye Büyükelçisi'nin karısı Nükhet Akay ile yeniden Türkçe konuşmak, yeniden "ilk" ülkesine gelmek isteği uyanmış içinde. Yine Nükhet Akay'ın düzenlediği bir Mavi Yolculuk sonucunda Türkiye, Dopffer çiftinin görev yapmak istedikleri ülke haline gelmiş.

Türkiye sevinci

Bayan Dopffer, bu istek doğrultusunda Paris'teki Doğu Dilleri Enstitüsü'nde yeniden Türkçe çalışmaya başlamış. Dördüncü yılını geçirdiği bu okulun sınavlarına bu yıl dışarıdan katılıyor. Yeni Türk romanı […] Ahmet Haşim tutkusunu […].

Türkiye'ye yeniden gelişini olağanüstü bir sevinç ve heyecanla yaşayan Bathilde ve François Dopffer çifti, […] Bathilde Dopffer, eşinin ailesi istediği için "mutlaka bir erkek çocuk" yapmak gerektiğini belirtiyor.

Ankara'daki Fransız Büyükelçiliği'nin yeni patronları, Türklerle pek çok ortak noktası olan insanlar kısacası.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1