Asparagas haber yapacaksan böyle yap
Cumhuriyet · 3 Şubat 1992
Güzel Türkçemizde düzmece habere verilen "asparagas" sözcüğü başka dillerde olmadığı için kırk yılda önemli bir uyduruk habercilik örneğine rastlayınca, feleğini şaşırıyor Batılı medyalar. Fransız televizyonları geçen hafta, görkemli bir "asparagas" olayıyla çalkalandı. Yazılı basın da ayıla bayıla tanıklık etti tabii. Öykünün en güzel yanı ise kahramanının ülkedeki en tanınmış, en güvenilir, süzme aydın ve ciddiyet "anıtı", üstelik azıcık soylu bir gazeteci olmasıydı.
Patrick Poivre d'Arvor, Fransa'nın en büyük televizyon kanalı TF1'in yıldız sunucusu, büyük röportajcısı ve kültür programları yapımcısı. Ülkede öylesine popüler, güvenilir ve sevilen bir imge sahibiydi ki uzun adını bir yana bırakıp PPDA diye çağrılıyor her yerde ve herkes de PPDA'nın kim olduğunu anlıyor. Plus kanalının programladığı Muppet Show benzeri güldürü skeçlerinde, PPDA'nın kuklası sunuyor televizyondaki haberleri; varın anlayın artık siz PPDA'nın şöhretini.
Sözünü ettiğimiz "asparagas" habercilik olayı, işte bu PPDA'nın başının altından çıkıyordu. Olay, 16 Aralık 1990'a uzanıyor. Bu tarihte Patrick Poivre d'Arvor "kendi" programında, kendisinin, TF1 ekibinden Regis Faucon'un eşliğinde, Havana'da Fidel Castro ile özel olarak yapıldığını ileri sürdüğü bir röportaj yayımlıyor.
Küba Devlet Başkanı Fidel Castro ile özel röportaj yapmak öylesine zor ve az bulunur bir başarı ki 16 Aralık gecesi herkes, PPDA'ya parmak ısırdı. Bizim gördüğümüz, PPDA ve arkadaşı Regis Faucon sorular soruyor, Fidel Castro da yanıtlıyordu. Ekrandan geçen olağan karelerin üstünde kimse durmadı, bir yayın organı hariç: Haftalık televizyon dergisi Telerama.
Bu derginin yazıişleri, Castro'nun verdiği yanıtları, aynı sıralarda yapılan ve tüm gazetecilere açık bir basın toplantısında söylediklerine şaşırtıcı oranda benzer bulmuşlardı. Ciddi bir araştırma, gerçeği ortaya çıkardı. PPDA ve arkadaşı Regis Faucon, söz konusu tüm gazetecilere açık basın toplantısının yapıldığı günlerde, Fidel Castro'dan TF1 için özel bir randevu almak istemiş ve bu istekleri Kübalı lider tarafından geri çevrilmişti. Paris'e geri dönen iki ahbap çavuş, herkese açık basın toplantısında Fidel'in çeşitli gazetecilerin sorularına verdiği çeşitli yanıtlarını içeren filmi elden geçirip bazı soruları ayırmışlar ve kendi imgelerini filme koyup, sanki o yanıtların sorularını kendileri sormuş gibi yapmışlar.
İşin kötüsü, bu herkese açık basın toplantısının tanıkları, PPDA ile arkadaşının toplantı boyunca oturduklarını ve tek bir soru bile sormak için ağızlarını açmadıklarını iddia ediyorlar.
Telerama dergisi, ciddi yayınlarıyla 1 milyon tirajlı, ülkenin en önemli televizyon dergisi. PPDA da en önemli televizyon starı. Dergi, iddialarında ısrar ediyor. PPDA ise kesinlikle böyle bir düzmece röportaj yapmadığını, Fidel'le gerçekten baş başa görüştüğünü söylüyor.
Kimin haklı çıkacağı şu kapsamda önemli: Telerama yanıldıysa, satışlarına bir şey olmaz. Özür diler, tazminat verir, paçayı kurtarır. Ama PPDA "uydurma habercilik" yaptıysa.. epeyce yıpranır.
