Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1992

Aziz Valentine'in Tanrısız âşıkları

Cumhuriyet · 17 Şubat 1992

"Ey ahali, Karl Marx'ı nasıl bilirdiniz" sorusu, "Das Kapital"in yazarı için bu 14 Şubat Âşıklar Günü dile getirilebilseydi eğer, bu soruya verilebilecek en doğru yanıt, kuşkusuz "İyi bir aşık bilirdik" olurdu. Soğuk bir mart sabahı Highgate mezarlığında, 34 yıllık karısı Jenny Von Westphalen'ın yanına gömülen Karl Marx'ın cenazesi elbette Engels tarafından kaldırıldı.

Ama kutsal kitaplar haklıysa ve bu dünyadan öte bir evren varsa Jenny ve Karl Marx'ın ruhlarının Aziz Valentine tarafından karşılandığı kesin. Sevgililerin birbirlerine yürek biçiminde çikolatalar, armağanlar verdiği bugün, komünizmin babası Karl Marx'ın, evliliklerinin onüçüncü yılında ve altı çocuk yaptıktan sonra karısı Jenny'ye yazdığı şu aşk mektubunu dinleyin:

"Sevgili yüreğim,

Sana yazıyorum, çünkü yalnızım ve sen bilmeden ya da duymadan ya da bana yanıt veremeyecek uzaklardayken seninle zaman sevemediği kadar seviyorum. Meryem'in hiçbir suret, senin şu fotoğrafın kadar çok bakılmamış, böylesine öpücüklere boğulmamış, bu denli tapınılmamıştır. O fotoğraf ki senin o sevgili, güzelim, "dolce" yüzünün anlamsız bir kopyasından başka bir şey değil. Ama gözlerim, tütün ve ışığın tüm yıpratmasına rağmen seni yalnız düşlerde değil, uyanıkken de canlandırıyor karşımda. Tüm güzelliğinle elimin altında, gözümün önündesin. Sana dokunabiliyorum, ayak uçlarından saçlarına değin öpücüklere boğuyorum seni, önünde diz çöküyor ve inliyorum: "Madam, I love you." Gerçekte sizi Maure de Venise'in hiçbir yüreğimin tüm varlığımı yutan bir dev oluyor. Kendimi yeniden erkek duyumsuyorum, çünkü sana tutkunum..."

Karl Marx'a bu içten satırları ilham eden, olağanüstü güzellikteki karısı Jenny, sevecenlikle "Mağriplim" diye çağırdığı eşine on iki yılda tam altı çocuk doğurmuştu. Aralarında acısını bir türlü unutamadıkları tek erkek çocukları Edgar'ın da bulunduğu üçünü, zaman içinde yoksulluktan, soğuktan ve kötü beslenmeden ötürü yitirdiler. Yani Jenny, sık sık ölen bebeklerinin ardından ağlayan, ebediyen hamile kadınlarından biriydi kendi kuşağının.

Ama sevgili "Mağriplisi" ile henüz evlenmeden, Bonn kentinde geçirdikleri olağanüstü ve kendisinden dört yaş genç bir erkeği delicesine sevdi. Marx da Jenny'yi. Yedi yıl gizlice nişanlı kaldılar, birbirlerini beklediler. Otuz dört yıllık evlilikleri boyunca, kimi zaman bir yudum yiyecek, baş koyacak bir yatak bulamadan, kimi zaman aşırı bir lüks içinde, büyük bir aşk yaşadılar.

19. yüzyılın en güzel kadınlarından Jenny Von Westphalen, bir Alman aristokratıydı. Karl Marx adında bir loks içinde, büyük bir aşk yaşadılar. Jenny, 1881 yılının aralık ayında, altmış yedi yaşında öldü. Üç hafta süreyle can çekişti. Son soluğunu vermek için yandaki odada zatürreeden yatan Karl Marx'ı bekledi. Marx, bir gün sürüne sürüne karısının odasına gelmeyi başardı. Jenny'nin yanına oturdu, ellerini ellerine aldı. Birlikte güldüler, şakalar yaptılar, uzun uzun. Kızları Tussy, daha sonra onların "hastalığın çökerttiği yaşlı bir erkekle ölmeye hazırlanan bir kadından çok, iki genç sevgiliye benzediklerini" yazacaktı.

Sonra Jenny, nedendir bilinmez, İngilizce olarak "Karl" dedi, "Artık gücüm kalmadı". Ve yavaşça gözlerini kapadı dünyaya.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1